12 YAŞINDAKİ AYŞE’NİN ANA DİLİ RUMCA YÜZÜNDEN BAŞINA GELENLER

Fotoğraf temsilidir

Ayşe Trabzon’da inançlı (Müslüman) bir ailenin kızı olarak dünyaya gelir. Sonra babası onu küçük yaşından itibaren Kuran Kursuna gönderir. ”Beni babamın kursa yollamasının nedeni, okumaya yatkınlığım olduğundan, babam da Müslüman inancına bağlı  biri olduğu için başımı  açmadan eğitim almamı istemesiydi. Böylelikle  ilkokul çıkışı camiye gider ordan aksama eve dönerdim.” diye anlatıyor Kuran Kursu’na neden gönderildiğini.
”Bizim ana okulumuz camii idi. Bu yüzden okula gitmeden kuranı hatim eden nadir çocuklardandım.” diye devam ediyor Ayşe.
Şimdi Trabzon’un Of ilçesindeki ”Bölümlü Of Kuran Kursu”nda konuştuğu dil yüzünden (Romeika / Rumca) 1988 yılında, 12 yaşında iken başına gelenleri dinleyelim Ayşe’nin ağzından…

Ayşe Tursun

Küçük Ayşe’nin 2002’de yazılmış KARA KUTUSU’ndan bir bölüm:
İplerin koptuğu gün…
Kuran kursu yıllarında, kıt Türkçem ile tüm kızlar arasında alay konusu olurken, ben iki dil bilmenin özgüvenini içimde taşırdım ve onların bu tavırlarına hiç aldırış etmezdim.
Zamanla bu alaylı hallere, soyadımın (T) ile başlıyor olmasından dolayı saygıdeğer hocalarım da katıldı.
Konuştuğum dilin, Rumcadaki adı Rumca, Türkçe’deki adının Lazca olduğunu bilirdim ben hep o zamanlar.
O gün, 1988’in Mayıs ayında, Türkiye’nin farklı farklı yerlerinden olan 150 kişiyi aşkın ”Yatılı Kız Kuran Kursu”na, Rize’den yeni bir kız katılır. Bu kızın ana dili Lazca’dır.
Bunu öğrenen hocamız, beni ve bu Laz kızını odasına çağırır ve tanıştırır.
Sonrasında şöyle der:
”Siz ikiniz Lazca biliyorsunuz. Biraz aranızda sohbet edin de dinliyelim, merak ediyoruz nasıl bir dildir diye. Ayşe, ilk önce sen basla!”

Ayşe: “Teftes lağesa ise, Apo pu mer ise?” (Ne yapıyorsun, nasılsın, nerelisin?)
Elif: “….”
Hoca: “Elif, cevap versene?”
Elif: “Hocam, ne dedigini anlamadım ki;”
Hoca: “Nasıl yani?”
Elif: “Onun konuştugu dil, bizim dilden değil.”
Hoca: “Ayşe, sen ne dili konuşuyorsun?”
Ayşe: “Hocam, bizim dile bizim köyde Rumca derler.”
Hoca: “Sen Rum musun Ayşe?”
Ayse: “…………”
Hoca:”Çıkın dışarı.”

Çıktık.
Herkesin meraklı bakışları üzerimizdeydi.
Sonrasında..
Günah keçisi ben, dili yüzünden ötekileştirilmiş bir Rum kızı olarak yaşları benden bayağı büyük olan yaklaşık 50-60 kişilik koğuşta izbandut kılıklı kızlar tarafından tüm eşyalarımın ve ranzamdaki yatağımın talanını, kan revan içinde yarı baygın yattığım yerden izliyordum. Sanki tüm günahlarımı, en iyi markanın %70 indirimli malları gibi birbirleriyle yarış yaparcasına kapışarak alıyorlardı.
..Ve ben, yerdeki kanım üstüne dişlerimi sıkarak intikam yeminleri ederken, artık bundan böyle burda yapayalnız olacağımı biliyordum.
Taa ki bir gün tesadüfen Oflu olan hocamın babaannesinin de Rumca bildiğini keşfedene kadar.

Benzer Yazılar