19 MAYIS 1919 SOYKIRIMI GERÇEĞİNİ GİZLEYEMEZSİNİZ

Tamer Çilingir 

Bir telaş almış bazı merkezleri…
Pontos Rum Soykırımını dile getirenlere yapılan tehdit, şantaj, küfür, hakaretlerin yanı sıra onyıllardır devam ede gelen karşı devrimci kampanya sürüyor…

KARADENİZ’DE RUMLAR HİÇ YAŞAMADI MI?
Başını ırkçı faşist (emekli Albay) Hüseyin Mümtaz’ın çektiği bu ırkçı güruh şimdilerde, Karadeniz’de Rumların aslında hiç yaşamadığını ispat etmeye çalışıyorlar.
Irkçı faşist Hüseyin Mümtaz, Türklerin 6 bin yıldır Karadeniz’de yaşadığını iddia ediyor.
”Bölgenin yerli halkı Milat’tan binlerce yıl önce Ortaasya’dan göç etmiş Turani ırka mensup insanlardır.
Bölge muhtelif zamanlarda çeşitli devletler tarafından sömürge olarak kullanılmak üzere (Yunan ve Fars-Pers asıllı) işgal edilmiş, bu maksatla kısa süreli koloniler kurulmuştur.
Bu koloni devletlerde mahalli halk Turani, idareciler ise işgalcinin siyasi temayüllerine göre değişen ırklara mensup yabancılar idi” (”Elen Irkının Kabusu: Karadeniz” adlı Makalesi’nden)
Daha bu satırları okurken bile nasıl bir ”bilimsel” yaklaşım içinde olduğunu anlıyoruz Albay Mümtaz’ın. Kendi deyimiyle Ortaasyadan gelenler oranın yerlileri, ama Yunan ve Fars-Persler ise işgalci olarak tanımlanıyor.
Tabi bu arada 6 bin yıl önce oraya Ortaasyadan geldiğini iddia ettiği Turani ırka mensup olanlar kimlerdir bilmiyoruz. Bu konuda nasıl bir bilimsel dayanağı olduğundan da haberimiz yok. Olsun o yazıyor, söylüyor, öyle olmalı işte.
Albay kendisini bilimadamı ilan etmiş bu arada, makalesinin altına 110 maddeli dipnot düşmüş ya, bu da onun ne kadar araştırmacı biri olduğunu ispatlıyor sanıyor.
2000 yılında ”Karadeniz’in Kitabı Pontus Masalı” adlı bir kitap yayımlamış Albay. Baştan aşağı yalan, baştan aşağı küfür ve hakaretlerle dolu. Ve bazı aydınları hedef göstermeyi de ihmal etmiyor Albay.
Şimdilerde de yazmaya, küfre ve hedef göstermeye devam ediyor Albay.

RESMİ TARİH YAMALARLA ONARILAMAZ
Trabzon KTÜ’de ”Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Bölümü” okutmanı Veysel Usta da bu kampanyanın önemli şahsiyetlerinden.
Onun görevi de her bir yanı sapır sapır dökülen resmi tarihe yamalar dikmek. O da Soykırımı öncesi bölgenin demografik yapısına dair ”belgeler” sunarak aslında Karadeniz’de yaşayan çok az sayıda Rum olduğunu, genel olarak Karadeniz’in Türk olduğunu ispat etmeye çalışıyor. Bu arada ona destek olan KTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden Doçent Mehmet Okur’u da unutmamak gerekiyor.
Kemençenin ne kadar Türk olduğunun ispatı görevi de yine KTÜ’den Devlet Konservatuarı Müdür yardımcısı Doçent Dr. Abdullah Akat’a verilmiş.

GİZLİ SERVİS GİBİ (ADINA) ÇALIŞIYORLAR

Adeta gizli servis gibi çalışıyorlar. Kimsenin ulaşamayacağı ”belgelere” sahip olduklarını iddia ediyorlar. Kimi insanların adlarını yayınlayarak hedef gösteriyorlar.

Hatta Trabzon’daki kimi semt adlarının neden hala ”Rumca” olduğundan rahatsızlıklarını dile getirip bunların hızla Türkçeleştirilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Pelin İskender Kılıç, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü Tarih Anabilim Dalı Öğretim Üyesi bir Doçent. O da Samsun ve çevresinde Pontos ”Çeteleri” üzerine ”araştırmalar” yapıyor. Araştırma dediğime bakmayın bütün yaptığı daha önce resmi tarihin yazdığı, çizdiği şeyleri ısıtıp ısıtıp yeniden pişiriyor.

Ellerindeki önemli kaynaklar TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları’ndan Dr.Yılmaz Kurt imzasıyla 1922 yılında çıkmış olan ”Pontus Meselesi” adlı kitap ile Mustafa Kemal’in ”Nutuk’u…

Bu arada ” Karadeniz’de Post Modern Pontusculuk” adlı bir kitap yayınlayan ve resmi tarihe destek olmaya çalışan Mehmet Bilgin’den de kısaca bahsetmek gerekiyor. Sürmene’de tıbbi bitkiler ve çiçek soğanları ihracatı ile uğraşan Mehmet Bilgin her nasılsa kendisini Pontos üzerine araştırmalar yapan bir yerde buluyor. O da elinden geldiğince Kemalist kaynakları kullanarak böyle bir meselenin dış kaynaklı olduğunu ispat etmeye çalışıyor.
”Prof.Dr” Yusuf Halaçoğlu, şimdilerde mecliste MHP milletvekili olarak bulunuyor. O da yeminli Rum ve Ermeni düşmanlarından ve bu kampanyanın en önemli destekçilerinden.
Kendisine verilen ”profesörlük” ünvanına layık olmaya çalışıyor.

Haşim Albayrak Trabzon Yüksek Öğretmen Okulu Tarih Bölümü’nü 1982 yılında bitirmiş ama ”Spor Yönetimi” alanında yüksek lisans yapmış, Türkiye Futbol Federasyonunda 5 yıl boyunca İstanbul Sahra Komiserliği yapmış. Ona da ” Tarih Boyunca Doğu Karadeniz’de Etnik Yapılanmalar ve Pontus” başlıklı kitabı yazma görevi verilmiş.
Kitabında, Karadeniz’de yaşayan etnik kimliklere dair ”Türk izleri”ni araştırdığı iddia ediyor.

”19.Yüzyılın Son Çeyreğinde Trabzon” adlı kitabıyla Yrd. Doç.Dr. Abdurrahman Okuyan, ”Trabzon ve İki Trabzonlu” kitaplarıyla Prof. Dr. Zeyyat Hatipoğlu, Feyyaz Kuğu, ”Trabzon’da Belediye ve Belediyecilik (1919-1925)” adlı kitabıyla Rahmi Çiçek de bu kampanyanın yeni destekçileri olarak karşımıza çıkıyorlar.

TV’LERDE PROGRAMLAR, SÖZDE PROFESÖRLER, YALDIZLI LAFLAR, KİTAPLAR
Pontos halklarının ve Rumların düşmanı Hulki Cevizoğlu da boş durmuyor bu arada. O da bu kampanyaya Kanaltürk’te yayınladığı Ceviz Kabuğu programıyla destek veriyor.
Araştırmacı-yazar Halk Bilimci sıfatlarıyla programına konuk ettiği ırkçı faşist Haluk Tarcan’ın yine bozacısı ırkçı Kazım Mirşan’ın ”belgelerine” dayanarak yaptığı açıklamalara yer veriyor.
O daha da ileri gidiyor:

”Türkler 15 bin yıldır Anadolu’da
Pontus’lulardan bin 300 yıl önce Karadeniz’de Türkler vardı
1071 tarihi, Türklerin Anadolu’ya ilk değil, son geliş tarihidir
İlk tarihçi Heredot değil, Türk komutandır
Yazıyı Türkler buldu, ilk alfabe Latin alfabesi değil
İstanbul Bizans’la başlamadı, binlerce yıl önce Türkler kurdu
Roma ve Pekin’i biz kurduk
Okulu ve üniversiteyi ilk Türkler kurdu.
Türkler, Batıya demokrasiyi, seçimi götürdüler”
diyor, kargaları güldürerek…

SOYKIRIMI GERÇEĞİNİ GİZLEYEMEZSİNİZ
Bunca kitap, bunca yazı çizi, Karadeniz’in aslında Türklerden oluştuğunu ispatlama çabası.
Yani Pontos Rumları burada yaşamadı ya da çok azdılar denmek isteniyor.
Ancak bütün bunlardan daha önemli bir soru duruyor karşımızda:
1914’den başlayıp 19 Mayıs 1919’tan itibaren soykırımına evrilen  1923 yılına kadar süren  Karadeniz’de 353 bin kişinin katledilmesiyle ve 1923 yılından itibaren 200 bine yakını Karadeniz’den olmak üzere, 1 milyon 250 bin kişinin Yunanistan’a sürgün gönderilmesiyle (Mübadele) yaşanan durumu nasıl açıklayacağız?
Orda katledilen 353 binin, yerlerinden, yurtlarından, mallarından mülklerinden mahrum bırakılan 1 milyon 250 binin hesabını kim verecek?
Ne yalan uydurursanız uydurun, bütün Karadeniz Türktü deyin, bu soykırımı gerçeğini nasıl yok sayacağız?
Çabanız boşunadır. Resmi tarihin yalanları tek tek deşifre olmaya devam ediyor ve bu yalan tarihi savunmak adına yazılar, kitaplar, Tv programları yaparak gerçekleri gizleyemezsiniz.
Resmi tarihin yalanlarını deşifre eden aydınları, yazarları, kurumları tehdit ederek, hatta öldürerek de bu yalanları gizlemeyi başaramazsınız.
Ve dahası bu yaptıklarınızın insanlık vicdanında, adalet makamında bir karşılığının olmadığını sanıyorsanız, dönüp tarihe bir daha bakınız.
Belki ömrünüzün bu yargılanma için yeterli olmadığını düşünüyorsunuzdur; sizden hesap sorulamayacağını.
Ama isminizi, soy isminizi taşıyan çocuklarınız, torunlarınız ve yakınlarınız size lanet okuyacak gelecek de…