1919 PONTOS SOYKIRIMINDAN ÖNCE DE RUMLAR BÜYÜK BASKILAR GÖRDÜ

Devrimci Karadeniz

Osmanlı Sultanlığı’nda Rum vatandaşlara yönelik önlemler, uzun süren bir zaman diliminde, yani 1912’den 1922/1923’lere kadar yayılmakla birlikte bunlar sadece birbiriyle bağlantılı bölgeleri kapsamıyordu.

Osmanlı Sultanlığı’nda Rum vatandaşlara yönelik önlemler, uzun süren bir zaman diliminde, yani 1912’den 1922/1923’lere kadar yayılmakla birlikte bunlar sadece birbiriyle bağlantılı bölgeleri kapsamıyordu.

(Doğu Trakya, İyonya, Pontos bölgesi ve Kapadokya, İç Anadolu’nun merkezi) Pontos ya da Karadeniz bölgesindeki takibatlar ve imhalar cumhuriyetin kurulmasından sonra da, yani 1924 yılına kadar sürdü. Bu durum belki neden Ermenilere kıyasla Rumların ve Aramice konuşan Hristiyanların 1. Dünya Savaşı ve sonrasında pek fazla dikkate alınmadığını açıklayabilir. 1. Düğnya Savaşı’nda İstanbul’da ABD Elçisi Henry Morgenthau, 1919’da yayınlanan raporunda ilk kayda değer kıyaslamayı yapıyor. (Büyükelçi Morgenthau’nun Öyküsü, Çeviri Atilla Tuygan, Belge Uluslararası Yayıncılık, 2005)

”Türkiye’yi sadece Türkler’den oluşan bir ülke yapmayı hedefleyen politikadan dolayı Türkiye’de boyunduruk altındaki ve acı çeken tek ulus Ermeniler değildir. Ermenilerle ilgili anlattığım öyküyü, küçük birkaç değişikle Rumlara ve Süryanilere ilişkin de anlatabilirim. Gerçekte, bu uluslaştırma fikrinin ilk kurbanları Rumlardı. (…) Herhalde medeni dünyanın bu sürgünleri protesto etmediğinden olacak, Türkler aynı yaptırımları daha kapsamlı olarak sadece Rumlara değil, Ermenilere, Süryanilere, Nasturilere ve Türkiye’nin diğer boyunduruk altındaki halklarına karşı da uygulamaya karar verdiler. (…)

Rumların çektiği zulüm şu iki dönemi kapsamakta: Biri savaş öncesi, diğeri ise 1915’te başlayan dönem. İlki, özellikle Küçük Asya kıyılarındakileri kapsamakta, ikincisi ise Trakya, Marmara kıyısı, İstanbul Boğazı ve Dardanel’dekilerin yanı sıra, Karadeniz kıyılarındakileri… Sonuncudakilerden binlercesi Küçük Asya içlerine gönderildi. Türkler Ermenilere ne uyguladılarsa aynı yöntemleri bunlara da uyguladılar. Rumları Osmanlı ordusuna alıp angaryaya tabi tuttukları Amele Taburları’na soktular. Kafkaslarda ve diğer savaş bölgelerinde, yol yapımında çalıştırıldılar. Tıpkı Ermeniler gibi Rum askerlerinden de binlercesi soğuktan, açlıktan ve diğer mahrumiyetlerden dolayı öldü. Ermeni köylerinde olduğu gibi Rumların da evleri aynı kanundışı yöntemlerle arandı. Rum erkek ve kadınları da tıpkı Ermeni kader ortaklarında olduğu gibi dövüldü, işkence edildi. Rumların da evleri tıpkı Ermenilere yapılan muazzam boyuttaki yağmalamalar gibi aynı şekilde yağmalandı. Rum vatandaşları Müslümanlığı kabul etmeye zorlandılar, Rum kızlarını da Ermeni kızları gibi kaçırıp haremlerine götürdüler. Rum oğlan çocukları kaçırılıp Müslümanlara hizmetkar olarak verildi… (…)

Her bölgeden toplanan Rumların büyük bölümü yaya olarak ve sözde jandarma koruması altında sürgün edildiler. Bu şekilde kaç kişinin evlerinden, ailelerinden edildiği kesin olarak bilinmemekte. Tahminler ikiyüzbin ile bir milyon arasında değişiyor. Bu Rum kafileler de büyük mahrumiyetler yaşadı, ama onlar Ermeniler gibi genel bir katliama tabi tutulmadılar. (Elçinin bu sözleri yazdığı tarih 1919’dur, yani asıl Pontos Soykırımı bu yazının kaleme alındığı tarihten sonra gerçekleşecektir. Devrimci Karadeniz’in notu) Türkler onlara herhangi bir acıma duygusundan kaynaklı ayrıcaalıklı daavranmadılar. (…) O dönemde tötonik (Proto-Cermen) müttefiklere, Küçük Asya katliamının Almanya yanlısı Yunanistan’ı savaşa girmekten alıkoyamayacağıo ve Yunanistan’nın İtilaf Devletler safında savaşa girebileceği düşüncesi hakimdi. Yani Türkiye’de Rum vatandaşları Ermenilerin yaşadığına benzer birçok vahşetten koruyan şey sadece devlet politikası sorunuydu. Buna rağmen Rumların acıları da aynı boyutta korkunçtu ve medeniyetin Türkiye’yi hesap vermeye zorlayacağı bu uzun suçlar tarihinde, yeni bir dönemi başlatıyordu.”

(Morgenthau, Henry: Ambassador Morgenthau’s Story-Memorial Edition. Plandome, New York: New Age Publishers (1975) sayfa 323)

 

Morgenthau, sorumluluğu Jön Türklere ait olan Küçük Asya Rumlarının imhasına ilişkin ilk dönemlerini kastediyor.

”1912-1922 Yılları Arasında Hristiyanlara Yönelik Takibati Tehcir ve İmha” Belge Yayınları Ocak 2013, Derleyen Tessa Hofmann, sayfa 34, 35

Benzer Yazılar