ADAYLARIN ‘EKOLOJİ’ KARNESİ

Sibel Yükler

10 Ağustos’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için adayların bugüne kadar hep siyasi karneleri çıkarıldı. Ancak, Cumhurbaşkanı adaylarını ‘halkın başkanı’ yapacak söylem ve vaatleri üzerinde pek durulmadı.

Biz de buradan yola çıkarak iki gündür ‘kadın’ ve ‘özgürlükler’ başlığıyla yayınladığımız “Adayların ‘öteki’ karnesi”ne, bugün ‘çevre-ekoloji’  ile devam ediyoruz.

İşte mevcut Başbakan ve iktidarın adayı Erdoğan, çatı aday İhsanoğlu ve “değişimin” adayı Demirtaş’ın çevre ve doğal yaşam karnesi:

RECEP TAYYİP ERDOĞAN:
-“12 adet ağaç bahanesiyle sokağa çıkanlar Türkiye üzerine oynanan çirkin bir oyunda piyon olarak kullanıldılar. Biz 3 milyarı bulan dikim yaptık fidan ve ağaç olarak. Ülkeyi ayağa kaldırıp ne çevre bıraktılar ne cadde, sokak ne park bıraktılar. Bunlar tencere tavacı. Tencere tava hep aynı hava”
-“Bizim çevreye bakışımız, Batı’daki popüler çevreci akımlardan farklı, biz çevreyi, yani tabiatı Allah’ın eserleri ve emaneti olarak görüyoruz.”
-“19 nisan 2014 Yenikapı’da denizi doldurarak 750 bin metrekarelik alan düzenlemesi yapıldı. Buyrun çevre. Maltepe’de yine aynı şekilde denizi doldurarak 1 milyon 250 bin metrekarelik alan yapıldı. Nerdesiniz çevreciler. Hadi konuşsanıza.”
-“ Ağaç dikme konusunda kimse bizi eleştiremez. Çevrecilik konusunda cumhuriyet tarihinin en büyük projesini yürüttük. En fazla fidanı biz diktik. 2008-2012 yılları arasında Cumhuriyet tarihinin en büyük ağaçlandırma faaliyetini hayata geçirdik. Şimdi de 5 milyon öğrenciye 5 milyon fidan. Yani biz şu ana kadar Belçika büyüklüğünde bir alanı ağaçlandırdık. “
-“Belediye başkanı olduktan sonra ne yaptık biliyor musunuz? İSKİ’nin 3 milyon müşterisi için 3 milyon ağaç diktik. Bütün caddeleri ağaçlandırdık. Orta refüjleri fidan değil, ağaçlarla güçlendirdik. Kokudan yanına yaklaşılmayan Haliç bugün yemyeşil. Bütün bu rakamlar ortada, biz çevreciyiz be! Kimse bizimle çevrecilikte yarışamaz.”
-“Bugün Gazi Üniversitesi’nde başlattığımız 5 milyon öğrenciye 5 milyon ağaç kampanyası ile öğrencilerimizin çok daha huzurlu ortamda eğitim görmesini sağlayacağız.”
-“Şu ana kadar 125 şehir ormanı kurduk. 5 milyon öğrenciye 5 milyon ağaç kampanyasını özellikle tüm üniversitelerimizde yaygınlaştırarak öğrencilerimizin daha huzurlu bir ortamda eğitim görmesini sağlayacağız. Peygamberimizin şu sözle noktalamak istiyorum: Kıyametin kopacağını bilseniz dahi elinizdeki fidanı dikin. İşte biz bu emrin takipçisi olacağız.”

EKMELEDDİN İHSANOĞLU:
-“ İnsanların çevre konusunda, şehrin düzenlenmesi konusunda bir fikir beyan etme hakkı vardır. Şahsen ağaçların kesilmesine karşıyım ama tarihi binaların yeniden inşa edilmesine taraftarım. Biz zaten İstanbul’da çok şeyi yıktık. O bakımdan Gezi olaylarının başlangıç noktasını anlayışla karşılıyorum fakat sonra aldığı şekil beni rahatsız etti. Orada gelip arabaları yakmak, dükkânları yağmalamak ateşe vermek; bunlar kabul edilecek şey değil.”
-“ Çevre bizim yaşam kaynağımızdır. Her bir birey çevresine sahip çıkmalıdır. Yoksa geleceğimiz tehdit altındadır.”
– “Şehrin dokusu; asıl muhafazakarlık bunları korumaktır. Ben bu anlayışı, devletin en yüksek tepesine taşıyacağım.”
-“Ülkemizin tüm mega projelerini iktidar ve muhalefetin el ele kutlayacağı birlikte kurdele kesip ortak sevinç yaşayacağı bir Türkiye hayalim.”

SELAHATTİN DEMİRTAŞ:

-“Bu coğrafyanın farklı köşelerinde farklı aktörlerle tekrarlanan tablo aslında aynıdır. Deresinin üzerine HES yapımına direndiği için jandarmadan dayak yiyen Karadenizli kadın, atıkların zehirlediği Ergene suyuyla üretimini sürdürmeye çalışan Trakyalı çiftçi, yaşam alanları nükleer ya da termik santrallerle tehdit edilen köylüler. Karnımızı doyuran toprak, kanımızı temizleyen hava, yaşamın kaynağı su ve bu dünyayı paylaştığımız diğer türler: bugün bunların hepsi için direnmeyi göze alamayanların demokrasiden, adaletten ve insanlık için bir gelecekten bahsetmesine imkân yoktur.”
-“ Özellikle sular altına bırakılmak istenilen tarih ve kültür mirasımız Hasankeyf, yine barajlarla su altında kalma tehlikesi geçiren ve hali hazırda projesi sürdürülen Munzur Barajı hakeza Karadeniz’de HES’lerle yok edilmek istenilen dereler ve Karadeniz’in doğası, 3. Köprü ve benzeri projelerle katledilen İstanbul kuzey ormanları, Çanakkale’den, Bergama’ya kadar her yerde Türkiye’nin gelişimi adına doğa katliamları yaşanıyor.”
-“Daha önce parlamentoda bu konuda yapılan tartışmalarda ortaya çıktı ki, hükümet adına çevre bakanı dahil olmak üzere, ifade edilen görüşlerde hükümetin çevre anlayışı sadece ve sadece betondan ibarettir.”
-“Yaşam hakkı sadece insanlar için geçerli bir hak değildir. Bu gerçeklikten hareketle bütün hayvanlarında yaşam hakkını savunmak temel ilkelerimizdendir.”
-“Hasankeyf, Munzur ve Karadeniz ile İstanbul Kuzey Ormanları’nın bulunduğu bölgede gelişim, sanayileşme ve yatırımlar adına doğa katliamlarının yaşanıyor. Doğal yaşam alanın ne anlama geldiğini bilmeyen ve bilmek istemeyen ve çevre anlayışı betondan ibaret bir hükümet anlayışı var. Ben Cumhurbaşkanı olsam hem Hasankeyf hem Munzur’da bir çok yerde gereksiz bir şekilde yapılan ve doğayı tahrip eden HES’leri durdurmak için girişimleri sürdürürüm.”
-“Ekolojik bir yaklaşım, çevreye doğaya saygılı bir yaklaşım gelişmediği müddetçe o ülkede insan hakları ve demokrasi kültürü açısından mesafe kat edilmiştir denilmez, denilemez. Cumhurbaşkanı seçilirsem de en çok duyarlılık göstereceğim konulardan biri de herhalde çevre ve doğa konuları olacak.”

KAYNAK: http://www.harfvolver.com/2014/08/02/adaylarin-ekoloji-karnesi/

Benzer Yazılar