AMERİKAN ADALETİ VE SACCO İLE VANZETTI (NICOLA VE BART)

Sacco and Vanzetti, seated in handcuffs.

 

sacvan  Yaşar Us

“Ömrümde gerçekten hiç suç işlemediğim gibi, bütün ömrümce suçu, yani bugünkü yasaların ve ahlakın suç saydığı şeyleri yeryüzünden yok etmenin mücadelesini verdim. Bunların yanı sıra bugünkü yasaların ve ahlakın haklı bulduğu ve kutsadığı suçu da yani insanın insanı ezmesi ve sömürmesi suçunu da işlemedim. Ve burada bir suçlu olarak bulunmamın bir nedeni varsa, birkaç dakika sonra beni mahkûm etmeniz için bir neden varsa, o da işte bundan başka bir şey değildir.”

Tam yedi yıl süren bir komplo davasının kısacık özetidir yukarıdaki alıntı. Adları günümüze dek uzanan iki İtalyan göçmen, Sacco ve Vanzetti’nin idamla sonuçlanan yargılanmalarındaki küçük bir kesittir yukarıdaki savunma.

Adalet kavramı, insanın toplumsallaşma süreci kadar eskidir. Belki de bir o kadar eski bir arayıştır. İkili ilişkilerden, toplumsal yaşayışa kadar, hayatın düzenlemesindeki temel faktörlerdendir. Ancak dedik ya, arayışı da bir o kadar eskidir. Eskidir çünkü hayatı üretenler, yönetenlerin baskısı altında kaldıkça ellerinden kayıp gitmiştir adalet.

Yönetenlerin, statükolarını sağlamaları yönünde attıkları ilk adımların altında ezilip gitmiştir. Toplumların yaşayışları ve bu yaşam biçimleriyle oluşan değer yargılarından hareketle bir bütünselliğe kavuşan hukuk, egemen sınıfların elinde iktidarlarını süreklileştirme biçimine dönüştürdüğünde, egemen sınıfın niteliğine bağlı olarak suçun niteliği de değişmiştir.

Suçun niteliği sadece yazılı manzumelere bağlı olarak belirlenmez, iktidarın vereceği gözdağına bağlı olarak keyiflerde de şekillenir. Komplo davaları, işte böyle bir zamanda devreye girer. Çelişkilerin, krizlerin tavana vurduğu, egemenlerin çözümsüzlüğünün had safhaya vardığı zamanlarda şekillenir.

Amerika, krizlerini en derinden yaşayan bir ülke olarak, komplo davalarının anavatanlarındandır. Bir soygun ve örülen komplo davası 15 nisan 1920′de, Boston’un banliyölerinden birinin ana caddesinde, bir soygun sırasında iki kişinin öldürülmesiyle başlayan bir süreç, iki italyan’ın adını tüm dünyaya duyurdu. Nikola Sacco ve Bartolemeo Vanzetti…

Tüm bu yaşananların başladığı dönem, Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği ama ekonomik ve siyasi krizin hala güncelliğini koruduğu bir dönemdir. Bir ayakkabı firmasının muhasebecisi ve bu kişinin koruması, işçilerin ücretlerinin bulunduğu zırhlı kasayı naklederken saldırıya uğrar ve ölür. (Soygunun işçilere ücretlerini dağıtmak için yapıldığı da iddia edilmektedir). Saldırı sırasında kullanılan çalıntı arabanın izini süren komiser, poliste kaydı bulunan İtalyanlar’ın olaya karıştığı bilgisini edinir. Bu yaşananların üzerine bir otomobil tamircisi, iş yerine iki İtalyan’ın geldiğini bildirir. Teşhis edilen kişileri elinden kaçıran komiser, bunun üzerine ihbar edilen iki adamı tutuklar.

Save_Sacco_and_Vanzettiİkisi de yabancıdır. İkisi de silahlıdır. Üstlerinde anarşist bir bildiri bulunur.

Adları Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti’dir.

İlk sorgulamayı yapan sorgu yargıcı, Sacco’nun South Braintree olayına karıştığına hemen kanaat getirir.

Olayın olduğu 15 nisan günü “İtalyan” işe gitmemiştir. Bu andan sonra, iki adamın yalanlamalarına rağmen teşhis için tanıkların karşısına çıkarılırlar. Vanzetti ise daha önce başka bir davadan hapis cezası almıştır.

Noel’deki Bridgewater Soygunu’nun sanığı olan tanıklar onu resmen teşhis etmiştir. Vanzetti mahkûm olur; 12 yıldan az, 15 yıldan fazla olmamak üzere hapis cezasına çarptırılmıştır. Vanzetti bu birinci dava yüzünden diğer mahkemeyi tutuklulara ayrılan bir kafesten izler. 1921 Ağustos’unda aynı yargıç, Dedham’daki mahkemede bu kez Sacco ve Vanzetti’nin idama mahkûm edildiği kararını okur. Sacco ile Vanzetti’nin adalet arayışı yıllar sürer.

Bu süre içinde başka bir suçtan hapis yatan, Celestino Madeiras, soygunu ve cinayetleri Joe Morelli çetesiyle birlikte işlediğini itiraf eder ancak Amerikan adaleti aradığı suçluları önceden bulmuştur. Bu dakikadan sonra yeniden bir rota çizmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Sacco ile Vanzetti’nin yargılanması artık bir soygun davası olmaktan çıkmış, onların siyasi kimliği üzerinden yürümeye başlamıştır.

Politik görüşleri, hayata bakışları, Amerikan toprakları üzerinde asla yeşermesine izin verilmeyecek bir düşüncedir. Sacco ile Vanzetti’nin hayatlarına son verilmesinin temel sebebi de budur.

Sacco ile Vanzetti kimdir?

Sacco-Vanzetti3

Mahkemeleri boyunca özellikle dünyanın yaşlı kıtasında adlarına kampanyalar örgütlenen, özgürlüklerine kavuşmaları için kıtanın yerinden oynatıldığı Sacco ile Vanzetti, iki İtalyan göçmen ve anarşistti.

Her ikisi de 1908 yılında, “özgürlükler ülkesi” Amerika’ya daha iyi bir yaşam umuduyla gelmişti. Sacco, Amerika’da çeşitli işlerde çalıştıktan sonra kunduracı olur ve evlenir. Bununla birlikte anarşist bir militandır. Amerikan hayat tarzına uyamayan Sacco, sosyal çevresinde İtalyanlar’la görüşmeyi sürdürür.

Annesinin ölümü üzerine Amerika’yı terk edip ülkesine dönmeye karar veren Sacco, tutuklandığı gün dönüş için hazırlıklarını tamamlamış ama düzenlenecek miting için de hazırlık çalışmalarında yer almıştır. İşte üzerlerinden çıkan bildiri bu mitingin hazırlığına ilişkindir. Vanzetti ise sosyal olarak daha girişken ve entelektüel açıdan öğrenmeye aç bir kişidir. Bu karakter farklılıkları hapishane sürecinde de belirleyici olacaktır.

Hapishaneyi ölümden daha korkunç bulan Sacco, akli dengesini kaybeder. Defalarca intihara teşebbüs eder. Vanzetti ise kendileriyle dayanışan insanlarla mektuplaşır, onları daha çok şey yapmaya yöneltirken, öğrenme sürecini ise hapishanede de olsa kesintisiz sürdürür.

“Bir Proleterin Hayat Hikâyesi” adını verdiği çocukluk anılarını kaleme alır. ABD’deki işçilerin kitlesel desteğini arkasına alamadığını düşünen Vanzetti, idamından kısa bir süre önce bu konudaki üzüntüsünü dile getirir ve “Başka ülkelerde yapılanların yarısı burada yapılsaydı, biz şu anda özgür olurduk” der.

Yedi yıl boyunca tüm sahtekârlıkları açığa çıkarılan mahkeme heyeti, idam kararını geri almamıştır. Sacco ile Vanzetti davası, tarihin simgeleşmiş, politik davalarından biridir. Geçmişte Sacco ile Vanzetti’yi politik görüşleri ve göçmen politikası gereği yürüttüğü yabancı düşmanlığı ile idam eden Amerika, siyahlara karşı da benzer komplo davalarını yürütmekten geri durmamıştır.

Rubin Carter, döneminin dünya şampiyonu olmaya aday boksörüyken, asılsız suçlamalarla on yıllar boyu hapis yatmak durumunda kalmıştır. Bugün de Mumia Ebu Cemal, bunun en belirgin örneğidir.

imagesHakkında iddia edilen tüm suçlar boşa çıkarılmasına rağmen, gerek kanıtlar yok edilerek, gerekse de görmezden gelinerek, idam cezası ertelenmek suretiyle hapiste tutulmaktadır. Amerikan demokrasisi budur. Amerikan dostlarının demokrasisi de bundan farklı değildir. “Sacco, infaz odasına emin adımlarla girdi ve gardiyanın bir işareti üzerine elektrikli sandalyeye oturdu.

Aynı anda, İtalyanca bağırdı: ‘yaşasın anarşi!‘ sonra, bozuk bir İngilizce’yle devam etti, ‘Hoşça kalın karım, çocuklarım ve bütün dostlarım‘, ilk defa görüyormuş gibi, odaya, çevresine bakındı. Toplanan tanıklara, ‘iyi akşamlar beyler‘ dedi.

Başına kukuleta geçirilirken İtalyanca mırıldandı: ‘hoşçakal anne.‘ Birkaç dakika sonra odaya Vanzetti getirildi. Sakin ve dikkatliydi. Güvenli bir adımla odaya girdikten sonra, hapishane müdürünün ve üç gardiyanın elini sıktı. Elektrikli sandalyeye oturdu ve alçak sesle oradakilere konuşmaya başladı. ‘Size masum olduğumu söylemek istiyorum‘ dedi ağır ağır. ‘Ben hiçbir zaman suç işlemedim ama arada sırada günaha girmişimdir‘ başgardiyana dönerek, ‘Benim için bütün yaptıklarınıza teşekkür ederim. Ben sadece bu suçlama için değil, bütün suçlamalara karşı masumum. Ben masumum‘ dedi. Tekrar durdu ve söylemek istediklerinin doğru anlaşılması arzusuyla, Vanzetti son sözlerini söyledi:

“Bugün bana yapılanlara dair bazı kişileri bağışlamak istiyorum.”

Benzer Yazılar

No Responses