ANADİLLER İÇİN ÖZGÜRLÜK HAYKIRIŞI: DUYUYOR MUSUNUZ? BURADAYIZ

Devrimci Karadeniz 22/02/2014 ANADİLLER İÇİN ÖZGÜRLÜK HAYKIRIŞI: DUYUYOR MUSUNUZ? BURADAYIZ için yorumlar kapalı
ANADİLLER İÇİN ÖZGÜRLÜK HAYKIRIŞI: DUYUYOR MUSUNUZ? BURADAYIZ

Duyuyor musunuz? Buradayız

Anadilimi istiyorum
Candan önce onur gelir
İnsan sadece bir ülkede değil bir dilde yaşar
Anadil İnsan Hakkıdır yaşasın mücadele
Her dile özgürlük
Anadiller için özgürlük haykırışı

Dünya Ana Dil Günü’ne, ilişkin mesajlarını, hem kendi dillerinde hem de Türkçe olarak ileten Türkiye’de yaşayan Hemşinliler, Çerkesler, Gürcüler, Pomaklar, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve Kürtler’in ortak talebi “Dillere özgürlük, asimilasyon son ve anayasal güvence” oldu.

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) hazırladığı Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre; Abhazca, Hemşince, Çerkesce, koruma altına alınması gereken dillerden bazıları. Atlasta, Dünya’da 2 bin 500 dilin tehlike altında olduğu belirtilirken, Türkiye’de tehlikede olan dil sayısı 18 olarak göze çarpıyor. Yeryüzünde yaklaşık 6 bin dil bulunduğunu söyleyen uzmanlarsa, ulus-devlet politikaları nedeniyle bu dillerin yarısının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını dile getiriyor. 21 Şubat Dünya Ana Dil Günü’nde, dillerine özgürlük talep etmek isteyen halkların, dillerinin yok olmaması ve sonraki kuşaklara aktarılması noktasında halkların talepleri neler? Halkların hakları üzerine çalışmalar yapan dernek temsilcileri Türkçe ve kendi dillerinde, mesajlarını DİHA’ya anlattı. Hemşin Kültürünü ve Yaşatma Derneği’nden (HADİG) Hikmet Akçiçek’in Hemşince mesajı ise, Türkiye’deki tüm halkların ortak bir çağrısı gibi. “Kimanak ta Hozaig – Duyuyor musunuz? Buradayız.”
Githos deda enas!

Türkiyeli Gürcüler Platformu sözcüsü Fazlı Kaya, dillerin yaşatabilmesi için atılması gereken ilk adımın, dillerin anayasal güvence altına alınması olduğunu söyledi. Tüm dillerin, Türkçe ile eşit derecede görülmesi gerektiğine dikkat çeken Kaya, anadilde eğitim hakkının sağlanması gerektiğine vurgu yaptı. Kaya, “Evrensel ve insan haklarına, halkların hak eşitliğine dayalı bir anayasa hazırlanmalı. Bir anadilin yaşaması için ilköğretimden üniversiteye kadar seçmeli dil anadilde eğitim statüsünde verilmeli” dedi. Seçmeli dil dersi uygulamasının yetersiz olduğuna vurgu yapan Kaya, “Seçmeli dil dersi konusu uygulanan hali ile asimilasyonun devamına neden oluyor” diye konuştu.
Psemyipenape

Demokratik Çerkes Hareketi Yürütme Kurulu üyesi Fatma Özkaya da Kaya gibi düşünenlerden. Taleplerinin net olduğunu söyleyen Özkaya, “En belirgin talebimiz, anadilde eğitim hakkının bizlere sağlanması. Dilimizin kaybolmaması için pozitif ayrımcılık istiyoruz. Halkların dostluğundan yanayız. Dayanışmanın sürmesi gerektiğine inanıyoruz.” dedi. Her 10 yılda bir dilin yok olduğunu ve bunun her 10 yıl da bir halkın yok olması anlamına geldiğini söyleyen Özkaya, halkların ve dillerin yok olmaması için biran önce harekete geçilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Kimanak ta Hozaig

HADİG’den Hikmet Akçiçek ise, Hemşince’nin korunması için ilk olarak, pozitif ayrımcılık uygulamasından yana. Üniversitelerde, yaşayan diller isimli enstitülerin açıldığını hatırlatan Akçiçek, “Rize’deki, Artvin’deki üniversitelerde dil enstitüleri kurulmalı. Kültürler ve diller üzerine daha derinlikli araştırmalar yapılması gerekiyor” dedi. Akçiçek son olarak, Türkçesi “Duyuyor musunuz? Buradayız” anlamına gelen Hemşince cümlelerle seslendi: Kimanak ta Hozaig?
Romeika, 60 köyde konuşuluyor

Trabzon Rumcası yani Pontus Rumcası’na dair ilk kitaplardan birini yazan araştırmacı ve yayınevi sahibi Ömer Asan da, Trabzon Rumcası’nın yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Trabzon Rumcası’nın doğal asimilasyona maruz kaldığına vurgu yapan Aşan, “Çünkü henüz Türkiye’de resmi dilin dışındaki dillerle ilgili korumaya yönelik herhangi bir çalışma yok. Geçmişte Türkçe dışındaki dillere yapılan düşmanca tavırlar belki bugün yok. Ama bugün örneğin Romeiko konuşucuları da bu bilinçten yoksunlar” dedi. Birçok kişinin dili değil ama çocuklarını korumak için bu dili konuşmamayı tercih ettiğini söyleyen Asan, “60 köyde konuşucuları var. Ayrıca, sosyal medyada şarkılar türküler paylaşılmaya başlandı. Bu dile ilişkin önümüzdeki günlerde yeni çalışmalar yapmayı planlıyoruz.” diye konuştu.
Horata na enna strana neye, az edin ezik jiveye!

Demokratik Pomak Hareketi Duygu Doğan ise ” İnsan sadece bir ülkede değil bir dilde yaşar. Daha üzücü olan bir şey daha var ki. O da kendisini, Pomak olarak tanımlayanların da Pomakçayı bir dil olarak kabul etmemesi” dedi. Doğan, dillerin korunması için çalışma yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Çok dilli belediyecilik talep ediyoruz

Nor Zartok’dan Sayat Tekir ise, özellikle Batı Ermenicesi’nin İstanbul’da geçmiş dönemlerde çok fazla konuşulduğuna ancak, son dönemlerde dili konuşanların sayısının giderek azaldığına dikkat çekti. Hatta UNESCO’nun yayımladığı raporda, kaybolma tehlikesindeki ilk 20’den birinin Batı Ermenicesi olduğunu söyleyen Tekir, ana dilde eğitim hakkının Lozan’la birlikte Ermeni yurttaşlara sağlandığını ama bunun da bir nevi özel eğitim statüsünde olduğunu söyledi. Tekir, “Parayı verince anadilde eğitim hakkını alıyorsunuz. Yani herkes bu haktan yararlanamıyor. Eğitim bir haktır ve devletin bunu sağlaması gerekir. Bunun harici Ermeniler’in yaşadıkları bölgelerde kamuda Ermenice bilen insan istihdam edilmeli, Ermenice tabelalar yazılabilir. Ayrıca bizler, çok dilli belediyecilik istiyoruz.” diyerek taleplerini sıraladı.
U leshono emhoyo zedqo du bar noshoyo

Süryanice çıkan Sarbo Gazetesi’nin sahibi ve genel yayın yönetmeni Tuma Çelik de, 21. Yüzyılda kendi dillerinde konuşamadıkları bu ülkede yaşamak çok ayıp geliyor. Türkiye bu ayıbı taşıyor. Bunun en kısa zamanda giderilmesi gerekiyor. İnsanlar dünyaya gelirken, dillerini seçmiyorlar. Ana dil bir haktır. Bu hakkı bütün halkların rahatça kullanması gerekiyor. Bu hakka herkesin saygı göstermesi gerekiyor. Mücadelenin sürmesi gerekiyor.
Ji her zimanî re azadî

İstanbul Kürt Enstitüsü’nden Sami Tan da, demokratikleşme paketlerinin dillerin korunmasına yetersiz kaldığını söyledi. Seçmeli dil müfredatlarının yetersiz olduğunu ve bunu protesto edeceklerini söyleyen Tan, “Kürtçe dili ile ilgili ciddi bir mücadele sürdü, sürüyor. Devlet, bu mücadelenin içini, çıkardığı, yasalarla boşaltmaya çalışıyor. İçeriğini doğru şekilde doldurmaya devam edeceğiz. Ana dilde eğitim için mücadele sürecek.” dedi. İstanbul Kürt Enstitüsü’nün her yıl bine yakın kişinin Kürtçe öğrendiğini anlatan Tan, dillerin mücadelesinde eşitliğe ve kardeşliğe inandığına dikkat çekti. Hiçbir dilin başka bir dilden üstün olmadığını söyleyen Tan, “Eğitim sistemine yerelden karar verilmesi gerekiyor. Bir insan eğer kendi dili ile kendi kültürü ile büyürse, diğer halklarla da iletişimi daha kolay olur. Mücadele birliğinin daha ortak yükseltilmesi gerekiyor. Halkların birbirinin dilini öğrenmesi gerekiyor. Ortak dil mantığını uygun bulmuyorum.” dedi.
‘Anadil hakkı bölücülük değildir’

Apoyevmatini Gazetesi’nin sahibi Mihail Vasiliadis de Türkiye’deki Rumlar’ın durumuna dikkat çekti. Rumcayı konuşanların sayısının asimilasyon politikaları nedeni ile azaldığını söyleyen Vasiliadis, “Lozan Antlaşması ile bizlerin ana dilde eğiti hakları, özel bir statü de olsa var. Bu durum bir bölünme tehlikesi yaşatmış değil. Bu nedenle de, Lozan koruması dışındaki halklara da bu hakkın verilmesi tanınması bir bölücülük nedeni olamaz” diye konuştu.

(diha)

Kaynak: http://www.hurbakis.net/content/anadiller-icin-ozgurluk-haykirisi

Yoruma Kapalı.