ARTVİN ‘MADENE HAYIR’ DİYOR

Yaklaşık 20 yıldır şehirleri talan edilerek maden çıkartılmak istenen Artvin halkı, doğanın talanına karşı tepkisini gösteriyor. Yeraltı zenginliklerinin yüzüstü zenginlikleri ile mücadelesi yaklaşık 20 yıldır devam ediyor.Her geçen gün kanunlaşan yasalarla Artvin’deki doğa talanının önü açılıyor. Yeni çıkan karar ile beraber yaklaşık dört bin küsur hektarlık maden arama ruhsatı bir maden şirketine verildi. Bu alan Artvin merkezinden itibaren zirvesi sislerle kaplı dağları ve geçim kaynağının can damarlarından olan yaylaları yok etmeye hazırlanıyor.

Soner Çetin / insanhaber.com

Her yeri dağlarla, nehirlerle çevrilmiş düz yolu olmayan bir yer Artvin. Şehre girdiğiniz andan itibaren ciğerlerinize dolan oksijenin huzuru ile merhaba diyorsunuz zirvesini sis kaplamış dağlara…

Dünyanın en yüksek debili nehirlerinden coşkun Çoruh’un derince yardığı, sarp yamaçlarında aynı dört mevsimin yaşadığı, yedi iklimin meyvesinin yetiştiği, yüzlerce endemik türün can bulduğu eşsiz bir ekosistem, benzersiz bir mikro klima Artvin…

Dünyada sadece yüz tane kalmış olan doğal ormanlardan biri olan Genya, bu şehirde doğaya hizmet veriyor. Kafkas ekosistemin Türkiye’deki uzantısı olan Artvin, en önemli yırtıcı kuşların göç yolunun üzerinde bulunuyor.
Kendisinden çok insanlara hizmet veren bu doğa, insanların dünyevi ihtiyaçlarından biri olarak öne sürülen maden belası ile tehdit altında.

Yeraltı zenginliklerinin yüzüstü zenginlikleri ile mücadelesi yaklaşık 20 yıldır devam ediyor.Her geçen gün kanunlaşan yasalarla Artvin’deki doğa talanının önü açılıyor. Yeni çıkan karar ile beraber yaklaşık dört bin küsur hektarlık maden arama ruhsatı bir maden şirketine verildi. Bu alan Artvin merkezinden itibaren zirvesi sislerle kaplı dağları ve geçim kaynağının can damarlarından olan yaylaları yok etmeye hazırlanıyor.

Peki dört bin küsurluk maden arama ruhsatı neyi ifade ediyor?

Bu alanın büyüklüğünü da iyi anlamak adına Artvin’in içinden bir örnek vermek daha yararlı olacaktır.

Yukarıda gördüğünüz alan Artvin’in ilçelerinden Murgul’da gerçekleşen bakır açık maden işletmeciliği örneklerinden birisi. Yeni çıkan dört bin küsurluk maden arama ruhsatı bu alanın yüz katı olarak belirtiliyor.

Yukarıdaki fotoğrafta bölge halkı tarafından kara şelale olarak adlandırılan yıkama suyunun maden içerisindeki hendeğe boşaltıldığını görüyoruz. Bu sular yeraltı sularına karışarak bölge halkını tehdit etmekte.

Maden arama ruhsatı verilen bu yerin sınırının sadece 50 metre ilerisinde çocuk parkı bulunuyor. Halkın birebir yaşadığı bir bölgede maden arama çalışmalarının yapıldığı ve bunun çevre mevzuat kanunlarına uygun olmadığı belli oluyor.
 İkinci örnek dörtbin küsur hektarlık alanın içerisinde yer alan Cerattepe

Bu bölgede ilk olarak Kanada menteşeli bir şirket maden araması yapmış. Maden alanı 450 hektarlık bir alanı kapsıyor. Bölge halkının tepkisi üzerine açılan dava da maden araması durdurulmuş. Geçen süre de doğa kendi yaralarını sarmış ve ağaçlar yeniden yükselmeye başlamış.
Artvin halkı tepkili
Artvin halkı barajlarla, HES’lerle verdiği mücadeleyi maden konusunda da vermeye devam ediyor. Daha önce yargıdan aldıkları karar ile doğanın talanına engel olan halkın, aynı mahkemece dört bin küsurluk alanı kapsayan maden aramasına verilen olumlu karar karşısında eli kolu bağlanmış durumda.
Yargı yolları kapanan Artvin halkı tarafından ilk kez gerçekleştirilen ekoloji kampı, aynı Gezi Parkı’ndaki gibi kollektif bir yaşamla bir çok renkten insanı bir araya toplayarak bu doğanın önemine dikkat çekmeye çalışıyor. 24 Ağustos’a kadar sürecek olan kamp; paneller, teknik geziler, söyleşiler ve atölyeler ile birçok katılımcıya Artvin’i tanıma ve buranın sürdürülebilirliği olmasının gerekliliğini anlatıyor.

Yapılan forumlarla madenciliğin bu bölgede avantajları ve dezavantajları tartışılarak bu bölge de bir maden aramanın sıkıntılarına dikkat çekiliyor.
ARTVİN HALKI MADENLERİ İSTEMİYOR
Ekoloji Kampını düzenleyen Karadeniz İsyandır Platformu Temsilcisi Eren Dağıstanlı, Artvin halkının madenleri istemediğini ve referandumu bile gündemine aldığını belirterek şunları dile getirdi:
“6 Nisan’da Artvin’in en büyük mitingini gerçekleştirdik. 30 000 nufüs olan bir yerde 20 000 insan bu mitingte Artvin’in dar sokaklarında madene karşı durdu. Biz burada Gezi’de gördüğümüz ruhu gördük. Her türlü taraftar grubu her görüşten insan oradaydı. Burada gerçekleştirdiğimiz “Ekoloji Kampı” fikri bu mitingte ortaya çıktı. Yargı yollarının tamamen kapandığı bir alanda bizim burada hep beraber mücadele vermemiz gerekiyor. Burası bizim kamp alanımız, burası bizim piknik alanımız, burası bizim su kaynaklarımız, burası bizim ormanımız, burası bizim ineklerimizin yeri tam da bu yüzden bizim burada olmamız lazım. Biz burayı planlarken Gezi olayları patladı. Gezi, Artvin için bir avantaja dönüştü. Biz Gezi’deydik. O alanlarda olmaktan mutluyduk. Gezi Parkı ile yerel direnişlerle olan bağlantı kurmak için elimizden geleni yaptık. Biz burada Artvin ile Gezi’yi birleştirdik. Artvin aksanıyla “Artvin’da Taksim’da degma cehennem ol git” dedik. Gezi’den sonra burada Artvinlilerle beraber bu kampı hazırladık. Bizim burada amacımız bir tartışma zemini ortaya çıkarmak. Eylem süreci Artvin halkının direk yaşam alanı ile alakalı. Buraya gelenler burayla ilgili birşeyler yapsa biz amacımıza ulaşmış olacağız. Artvililer’in bir lafı vardır: “Barajlarla ayaklarımızı, HES’lerle kolllarımızı aldınız; madenlerle başımızı alamayacaksınız”. Biz burada sesimizi duyuramazsak Artvin’in çevresinde gündeme gelen 300 ruhsat hayata geçecek.Ekoloji Kampı’ndan sonra kır ve kent mücadelesi ne şekilde gelişebilir bunu belirlemek istiyoruz. Artvin halkı madenleri istemiyor. Artvin Belediye Başkanı bile çıkıp gücenmeden referandum istiyor. Çıkacak karardan bu kadar emin. En başta Artvin’in doğal yapısı buraya maden aramaya gelen şirkete karşı çıkıyor. Şirketin arabaları Artvin’in bu dar sokaklarına sığmaz. Dar sokaklar onlara dar gelir.”

Eskilerde izlediğimiz kıvırcık saçlı ressam amcanın tuvallerinden fırlamış gibi olan bu şehir daha tamamı bozulmamış doğası ile insanları kendisine destek olmaya bekliyor.