AYŞE KULİN: ERMENİLERİ DURUP DURURKEN KESMEDİK

HALİL SAVDA
halilsavda@gmail.com

AYŞE KULİN VE OSMANLI DEDESİ

CNN Türk’te yayınlanan, Enver Aysever’in “Aykırı Sorular” Programı’nı pazartesi günü hayret ve utanç içinde izledim. Hayret ve utanç içinde izledim çünkü Türkiye’nin önde gelek kadın edebiyatçılarından Ayşe Kulin, “Ben Ermenileri çok severim ama o bir tehcir olayıdır. Savaşta yaşanmış bir olaydır. Savaşta yaşananlara soykırım demek zor… Yahudilerinki gibi durup durup dururken biz Ermenileri kesmeye başlamadık” dedi.   “Ermenileri çok severim” cümlesi ile başlayan bir röportajın heykel tanrıçaların yüzlerindeki soğukkanlılık ile “Biz onları gidip durup dururken kesmedik” cümlesi ile bitmesi hem sözün manasını yok ediyor, hem de insanı ürpertiyor.

Aynı Kulin, 1999 yılında “Sevdalinka” isimli romanında sürekli soykırıma tabi tutulan ve buna karşı hayatta durmaya çalışan Boşnak halkının acılarını ve direnişini yazdı. Kulin, Sevdalinka (aşk şarkıları) isimli romanında Boşnak halkının uğradığı mezalime karşı bir tutum almış oluyor. Boşnak halkının acılarını hisseden ve buna tutum alan Kulin, Osmanlı dedelerinin soykırımını, Ermeni halkına yaşattıkları acıları görmüyor, görmek istemiyor.
Kulin, “Biz Ermenileri Yahudiler gibi durup dururken kesmedik” derken bilmeden doğru bir tarih düzlemine iniyor. Kulin’in bilmeden indiği tarih düzlemi ise Nazilerin Yahudileri durup dururken “kesmediğidir”. Naziler, Yahudi soykırımını yaparken amaçları Almanya’yı Versay Anlaşması’ndan azad etmek ve saf Nordik-Aryen ırkı yaratmaktı. Hitler’in ikinci amacı ise 1. Dünya Savaşı ile başlayan sosyo-ekonomik buhran, işsizlik ile birleşince Yahudiler hedef seçildi. Böylece hem mallarına el konularak ekonomik rahatlık sağlayacaktı hem de ırkçılık etrafında bir birlik oluşturarak buhran ile baş edilecekti. Kulin’in dedeleri de tıpkı Naziler gibi elbette durup dururken Ermeni Soykırımı’nı yapmadılar. Soykırım ile iki amaç güttüler. 1-) Anadolu’yu müslümanlaştırmak ve Türkleştirmek, 2-) İçine girdikleri ekonomik buhranı Ermenilerin mallarına el koyarak bertaraf etmek.
Kulin, “Ermenileri durup dururken kesmedik” diyerek, kesmekte haklı olduklarının da altını çizmiş oldu ve gerekirse yine keseriz demeye getiriyor.
Röportaj’ın devamında “Ben Osmanlı dedemin kucağında büyüdüm. Bir anda makasla kesemezsiniz geçmişinizi” dedi. Kulin’in kucağında büyüdüğü ve kesemediği pantürkist ve panislamist dedelerinin zihinleridir.
Sadece Kulin mi Osmanlı dedesinin kucağında büyüdü? Hayır. Bugün iktidarda olan Erdoğan da Osmanlı dedesinin kucağında büyüdü. Erdoğan Ermeni kıyımını savunuyor ve Soykırımı inkar ediyor. CHP’si, MHP’si, AKP’si Osmanlı dedesinin kucağında yetiştiler, büyüdüler… Osmanlı dedesinin kucağında büyüyenler bir özrü Ermeni halkına çok görüyorlar. Osmanlı dedesinin kucağında büyüyen zihniyet Ermeni halkının mallarını, ibadethanelerini, hazinelerini gasp etmeye devam ediyorlar. Osmanlı dedesinin kucağında büyüyenler Kulin gibi bir soykırımı haklı buluyorlar. Dolayısıyla problem sadece Kulin değildir; Onda temsilini bulan vicdandan yoksun aklın hala var olduğudur. Onun bildiği can, onun bildiği vicdan ve insan kendisinden ibaret. Kucağında büyüdüğü katil dedesini anlamaya çalışırken dedesinin kurbanı olan insanı yok sayıyor, görmüyor, görmeye değer bulmuyor.
Osmanlı dedesinin kucağında büyüyen zihniyet 1938’de Dêrsim’de insan kesti. Osmanlı dedesinin kucağında büyüyen zihniyet Maraş’ta, Sivas’ta insan kesti. Osmanlı dedesinin kucağında büyüyen zihniyet Roboskî’de insan kesti.
Ermeni Soykırımı’nın 100. yılı yaklaşırken dünya soykırım gerçeğini tanımaya devam ederken; Osmanlı dedesinin izindeki Türk devleti ve onun resmi söyleminin temsilcisi aydınlar ırkçılık sularında yüzmeye devam edecekler gibi.
İlk olarak 20 Nisan 1965’te Uruguay tarafından tanınan Ermeni Soykırımı; 1995’te Rusya, 1996’da Yunanistan, 1998’de Belçika, 2000’de İtalya, 2001’de Fransa, 2004’te Arjantin, Hollanda, Slovakya ve Kanada, 2005’te Polonya, 2005’te Venezüela ve Litvanya, 2007’de Şili, 2010’da İskoçya, Kuzey İrlanda ve İsveç “Ermeni Soykırımı’nı” tanıdılar. Ermeni Soykırımı‘nın 100. yılı olan 2015’te ise içinde ABD’nin de bulunduğu daha geniş bir yelpazede kabul edilecek…
Dolayısıyla Osmanlı dedesinin izindeki Türk devleti ve onun resmi söylemindeki aydınlarının Ermeni Soykırımı’nın 100’üncü yılında onunla yüzleşmek ve onu tanımaktan başka şansları yok.   Osmanlı dedelerinin kucağında büyüyenlerin zihniyetinize istinaden gün gelir biri çıkıp “Ne kesiyorsunuz, tavuk mu?” diye sorar elbet!

http://yeniozgurpolitika.info/index.php?rupel=nivis&id=5326

Benzer Yazılar