PONTOS SOYKIRIMI TARİHİNDEN: BAFRA MERYEMANA MAĞARASI KATLİAMI: 517 KADIN VE ÇOCUK, 30 PARTİZAN

Tamer Çilingir / Devrimci Karadeniz

“Refet Paşa’yı Pazar ziyaretlerinde dinler, dinler, bıkmadan dinlerdik. Kendisi çok zeki, hafızası çok kuvvetli, hadiselere ve meselelere derin vukufu vardı ve bu hakimiyetle meseleleri hiç bilinmeyen taraflarıyla anlatıyor, yahut büsbütün başka ve şaşırtıcı bir zaviyeden izah ediyordu.
Ben, sanki başkalarını mahrum etme bahasına, harikülade bir konseri tek başıma dinliyormuş gibi üzüntü içinde, kendisinden rica ederdim:
-Paşam, ne olur, hatıratınızı yazsanıza, niçin yazmıyorsunuz? Bilinmeyen birçok meselelerin iç yüzünü biliyor, karanlık kalmış hadiseleri aydınlatıyorsunuz, bunların kapalı kalması ve bir gün şahitlerinin birer birer hayat sahnesinden çekilmeleriyle meçhul olarak kalması yazık değil mi?
O zaman Refet Paşa susar, acı acı güler:
Bu milletin her şeyi yıkılmış, bir İstiklal Harbi ayakta, hatıralarımı yazayım da, onu da ben mi yıkayım, derdi.  Günahı boynuna, verdiği cevap buydu. Asıl sebep ne idi bilemiyoruz. Velhasıl, hatıratını yazmadan Refet Paşa da göçtü gitti.” (1)

Bu satırlar Münevver Ayaşlı’nın Refet Paşa ile ilgili anılarında yer alıyor. Refet Paşa burada aslında bir gerçeği ifade ediyor, o da, İstiklal Harbi denen şeyin kocaman bir yalandan ibaret olduğu… Yine Münevver Ayaşlı’nın “Günahı boynuna, verdiği cevap buydu. Asıl sebep ne idi bilemiyoruz” demesine karşın, biz asıl sebebin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. İstiklal Harbi ya da Kurtuluş Savaşı diye uydurulan bu masalın aslında özellikle Karadeniz’de Pontoslu Rumlara yönelik soykırımının olduğunu ve bu soykırım sürecinde Refet Paşa’nın da önemli rolu olduğudur.

REFET PAŞA, PONTOS SOYKIRIMININ ÖNEMLİ SUÇLULARINDAN BİRİDİR

Samsun’a ayak basan beş Paşa’dan biridir Refet Paşa… Yıllar sonra görüş ayrılığına düşeceği komutanı Mustafa Kemal’in emriyle Samsun’daki Pontos Rumlarına yönelik operasyonlardan sorumludur. Samsun‘a çıkıldığı 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in yaptığı ilk iş, “yaşlı ve koyu bir Babiali memuru” olduğunu düşündüğü ve fikirlerini beğenmediği 15. Tümen komutanını görevden alıp yerine Refet Paşa’yı atamaktır. (2)

3.Kolorduya bağlı 15.Tümen’in merkezi Canik’de (Samsun) idi. Kolordu mıntıkası olarak belirlenen vilayet ve sancaklar ise Sivas, Amasya, Tokat, Samsun idi. (3) Bu yanıyla Münevver Ayaşlı ile aralarında geçen konuşmada Refet Paşa’nın sebebini açıklayamadığı, işte bu vilayetlerde yaşanmış vahşet ve cinayetlerdir. O,  Mustafa Kemal kadar, Pontos Soykırımının önemli sorumlularındandır.

Samsun’a çıkıldığı 19 Mayıs 1919’da yaptıkları ikinci önemli iş ise çete reislerini toplamak olur. Görüşmelerde Rumları “temizlemek” için her şeyin yapılması emredilir ve başta Katil Topal Osman olmak üzere çete reislerinden söz alınır ve soykırımının 2. Jöntürk Dönemi başlar…

KATİL TOPAL OSMAN AĞA

Aslında Mustafa Kemal, Samsun’a padişahın ve İngilizlerin onayıyla 9. Ordu Müfettişi olarak yollanmıştır. Sözde görevi de Karadeniz’de yaşanan ‘‘kargaşayı‘‘ ve çetelerin, özellikle de Topal Osman’ın çetesinin faaliyetlerini soruşturmaktır. Kemalist yazarlardan Hasan İzzettin Dinamo, Mustafa Kemal ile Topal Osman arasındaki görüşmeyi ‚‘‘Kutsal İsyan‘‘ adlı kitabının ikinci cildinde ‘“Mangal Yürekli Adamın Hikayesi” başlığı ile şöyle anlatır:

‘‘Namını duyduğu Topal Osman‘la bizzat görüşüp, ona, ‘Bundan sonra el ele çalışacağız’ diyerek şöyle devam eder:
Madem ki Türk halkı tamamen seni destekliyor; hiç durma teşkilatını yap. Git, belediye reisliği makamına otur. Sen kaçıp dağa çekileceğine, Pontoscular ve Rumlar kaçsın. Kanunsuz yola adım atar göründüler mi onları temizleriz.
Bunun üzerine Topal Osman, şu cevabı verir:
Sen hiç merak etme Paşam! Bu Pontos Rumlarına öyle bir tütsü vereceğim ki, hepsi mağaralarda eşek arısı gibi boğulup gidecek.” (4)

BAFRA MERYEMANA MAĞARASI KATLİAMI

İşte bu mağaralardan birisinde 30 Pontoslu partizan ile kadın ve çocuklardan oluşan 600 Pontoslu Rum, Mustafa Kemal’in 2000 askerince kuşatılır.

Bu arada vurgulanması gereken önemli bir nokta da, çetelerin sadece kadın, çocuk ve ihtiyarlardan oluşan erkeksiz köylere saldırı düzenledikleri birebir partizanlarla çatışmadıklarıdır. (5)

Partizanlar, kadın ve çocuklardan oluşan 600 Pontoslu Rum’un kuşatıldığı bu mağaranın adı, Panagiya (Meryemana) Mağarası‘dır. Bafra Nebyan bölgesinde Otkaya Köyü‘nün batı tarafındadır.

Binbaşı Mehmet Ali askere kesin talimat vermişti; kuşatmadan dolayı bunalan askerin geri dönmesi halinde vurularak öldürüleceğini söyler. İki hafta süren kuşatma ve direniş sonrasında, partizanların mermileri ve yiyecekleri tükenir. Geride yapabilecekleri tek şey, yanlarındaki 600 kadın ve çocuğun buradan çıkarılmasıdır. Partizanların Kaptanı Hacı Yorgi Karavasiloğlu, partizanları toplar ve bir karar alırlar. Bütün partizanlar silahlarında sadece tek bir mermi kalana kadar çatışmaya devam edecekler, son mermilerini ise kendi yaşamlarına son vermek için saklayacaklardır. Sadece bir partizan sağ kalacak, o da elinde beyaz bayrakla teslim olacak ve 600 kadın ve çocuğun sağ kalmasını sağlayacaktır.

Partizanların mermileri tükendiğinde, 29 partizan silahlarındaki son mermilerle kendi yaşamlarına son veririler. Geride kalan son partizan elinde beyaz bayrakla dışarı çıkıp teslim olacağını, tüm partizanların öldüğünü, geride sadece 600 kadın ve çocuğun kaldığını, silahsız ve cephanesiz olduklarını, ateş etmemeleri çağrısında bulunur.

Ancak onun bilmediği karşısındakilerin Mustafa Kemal’in askerleri olduğudur.

Mehmet Ali Binbaşı komutasındaki askerlerin arasında bulunan Talip Çavuş silahına davranarak elinde beyaz bayrakla teslim olan son partizanı vurur. Kadın ve çocuklar Bafra ilçesine bağlı ÇAŞUR KÖYÜ’ne götürülürler. Kadınlara tecavüz edildikten sonra süngü ve kurşunlarla katledilirler. Bu katliamdan sağ kurtulan 83 çocuk ise, daha sonra öksüzler evine verilir.

Refet Paşa’ya haber ise iki sandıkla yollanır. Sandıkların içinde 30 partizanın kesilmiş kafası vardır. (6)

 

(1)    İşittiklerim, Gördüklerim, Bildiklerim, Münevver Ayaşlı, Boğaziçi Yayınları, Kasım 1990, Sayfa 9

(2)    Refet Bele, Askeri ve Siyasi Hayatı 1881-1963i Halit Kaya, Bengi Yayınları, Ocak 2010, Sayfa 50

(3)    Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İ. DUİT, nr.158/81 (16 Ş 1337/16.05.1919); MSB Arşivi, Refet Bele Dosyası; Zeki Saruhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü: Mondros’tan Erzurum Kongresi’ne (30 Ekim 1918 – 22 Temmuz 1919), Ankara 1993, Sayfa 249

(4)    Hasan İzzetin Dinamo, ”Kutsal İsyan, Cilt 2”, İstanbul 1990, sayfa 132

(5)    Devletin 15 ila 50 yaş arasındaki her erkek Rum hakkında çıkardığı tutuklama kararlarının ardından, bu insanlar dağlara çıkmak zorunda kalınca gerideki yakınları da çeteler tarafından  saldırılara maruz kalmaktadır.   Topal Osman gibi çetecilerin ve çetelerinin ‘‘yiğitliği‘‘ eli silah tutamayan kadın, çocuk ve ihtiyarları katletmektir. Hem bu işi çetelerin yapması devletin de işine gelmektedir. ‘‘gayri resmi‘‘ savaş olarak adlandırılan bu yöntem ile ‘‘resmi‘‘ devlet olan bitenden haberdar olmadığını, kendileriyle ilgilerinin olmadığını söyleyip kendini savunabilecektir.

(6)    Bafra, Kahramanların Memleketi, Nikos Kinigopulos, Maliyaris Yayınları, 1991, Sayfa 128, 129, 130.

Benzer Yazılar