BAFRALI RUMLAR’IN ATA TOPRAĞINA YAPTIĞI YOLCULUK

Nazım Alpman

Birinci Dünya Savaşı ile birlikte başta Anadolu olmak üzere Ortadoğu ve Avrupa’da yaşayan halkların hayatları ters döndü. Anadolu’da süren uzun savaşların ardından büyük göç dalgaları başladı. Bunların içinde 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile uygulanan “Mübadele”nin özel bir yeri vardır.

O güne kadar sadece hayvan ve mal değiş-tokuşuna verilen “mübadele” adı tarihte ilk kez insanlar için kullanıldı!.. Anadolu’daki Ortodoks Rumlar ile Yunanistan’daki Müslümanların yer değiştirmeleri uluslararası bir sözleşmeyle kesinlik kazandı.

Sonrası geride bırakılan vatan toprakları, anılar, hasretler… Lozan Antlaşması’nın en zalim maddesiyse şöyleydi:
“Bu antlaşma ile yer değiştirenlerin bir daha katiyen geri dönmeleri yasaktır!”

31 Ağustos 2015 gecesi 23.15’de İZTV’de ekrana gelen “Bafralı Rumlar” belgeselimiz bir geri dönüş hikâyesidir. Kavala’ya bağlı Sarı Şaban (Chrisoupolis) kasabasında dünyaya gelen Bafralı Rumlardan Panayotis Cincioğlu’nun ata topraklarına yaptığı yolculuğu anlatıyor.

Ayrıca Kavala çevresindeki değişik yerleşimlerde hayatlarına devam eden Bafralı Rumların tanıklıkları ekrana geliyor.
Biz şimdiye kadar Yunanistan’dan Türkiye’ye gelmiş olan mübadillerin anne-baba memleketlerine yaptıkları yolculukları çekip, ekrana getirdik. İlk kez “Tersine Mübadele” hikâyesinin içinde yer alıyoruz.

Panayotis kısaca Pano Ağabey’i bize tanıştıran Ali Balta dostumuz. Neredeyse bir akraba yakınlığı oluşturan Ali, Pano Ağabeyin belgeseli fikrini içimize yerleştirdi. Önce gidip tanıştık. Ama hiç de ilk kez görüşüyormuş gibi olmadık. Sanki yıllardır birlikteymişçesine kaynaştık. Sonra Eren Aybars Arpacık’ın kamerası -ayrılmaz parçası- Yiğit ile birlikte Ali Balta’nın kaptanlığında yollara düştük. Bu sefer işimiz zordu. Röportajlar yaparken, gözler doluyor, kelimeler boğazlarda yumruk olup düğümleniyordu.

Kavala çevresindeki bütün Bafralıları ziyaret ettik. Pontus Derneği’nin özel olarak hazırladığı folklor gösterisini kitlesel biçimde çektik.

Sonra Bafralı Rumları en iyi temsil eden, Pano Ağabeyimizi alıp İstanbul’a, oradan da Karadeniz’e Bafra’ya ulaştık. Onun annesinin ve babasının köylerini arayıp, bulduk. Hem sevinç hem de hüzün vardı. O köylerde de, tıpkı Pano Ağabey gibi mübadiller yaşıyordu. Eski Rum evlerini gösterdiler. Pano Ağabey babasının çalıştığı fırını aradı, buldu. En sonunda bize döndü ve dedi ki:

-Beni Karadeniz’e götürün!

Onu Kızılırmak’ın Karadeniz’le buluştuğu yere götürdük. Denizden esen rüzgârı kokladı. Uzaklara baktı. Onun ailesini götüren gemilerin hayalini gördü. Paçalarını sıvadı, sahilde bir aşağı bir yukarı dolaştı. Geçmişe doğru el salladı!
Kendi köylerinde yaşayan herkesi de Kavala/Christoupoli’deki evine davet etmekten geri durmadı. İki parçaya ayrılmış ortak yaşamların uzaktaki kardeşleri ilk kez buluşmaya geliyorlar:

-Bafralı Rumlar!

KAYNAK