BENİ ROMALILARA VERME, ÖLDÜR

İsmail Taylan Kaya

EPHESOS AKŞAMI

“Bu yeşil,
Bu mavinin kucağında,
Uyur öyle usul usul,
Rüzgârlar söyler binlerce yıllık ninnilerini,
Maçka’ya çöken sis, yorganları olur.
Doğar ve ölürler milyon defa,
Değişir soluklar, gözler, diller.
Değişmez yazgı, değişmez kader…”

Güneş bilmem kaçıncı defa yitip giderken, kadim surlarına dikilmiş sarı siyahlı bayrakların üzerinde Pontos kartalının, burçlarından hırçın ve kara denize baktığı kalede, Kral Mithradates ordusunun son hazırlıklarını denetliyordu.
Roma’nın sömürgeciliğine karşı açtığı isyan bayrağı Mithradates’i son kurtarıcı yapmıştı, yaşayanlar ve onların ölüleri için…
Mesih’in doğumundan 133 sene önce Sinop’ta doğmuştu. Tahta oturduğu gün gökte bir kuyrukluyıldız belirdi, hiç durmadan parıldadı yetmiş gün boyunca… Kundaktayken alnının ortasına düşen yıldırımdan miras yanık izi, tanrıların mührüydü…
Romanın acımasız vergi toplayıcılarının karşısına tanrıların kılıcı olarak çıktı Pontos Kralı Mithridates…
Roma, elçileri vasıtasıyla toplardı vergilerini Anadolu’dan. Roma’dan çok Romacı olan bu vergi tahsildarları, kendi masrafları, safahatları için birkaç misli toplarlardı vergileri.
Verecek bir şeyleri kalmayınca kraldan beklediler: kes ekmeğimize uzanan elleri!
Roma ordularını yener, yenilir Mithridates. Girdiği her savaştan daha da güçlenerek çıkar. Bir savaşın ardından Roma’nın eli kolu kökünden kesilmeden kurtulamayacakları gerçeğini anlar. O zamana kadar suya sabuna dokunmamış esnaf, tüccar, tahsildar yani Roma’yı besleyen, o çarkı döndüren kim varsa yok etmeye karar verir.
Bir gecede 80.000’den fazla Romalı yönetici, tüccar, komutan öldürülür.[1] Pontos’un kralı, Roma’nın yaşlı kartalının kolunu, kanadını kırar… Gerçekçidir, intikam alacağını hesap eder Roma’nın. Sinop’tan Batum’a yetmiş beş kale inşa ettirir. Romalılardan elde ettiği ganimeti bu sarp burçların altında gizler.
Neylersin ağacın kurdu içindendir…
Mithradates’in son savaşı ihanetledir artık. Oğlu Pharnakes Romalılarla anlaşıp isyan eder. Roma lejyonlarıyla oluşturduğu ordusu babasını sarayında kuşatır. Her şeyin bittiğini anlayan Mithradates, kızları ve sadık koruması ile odasına çekilir; kılıcının kınında taşıdığı zehri önce kızlarına içirir. Sevgili kızları gözü önünde ölür. Sonra kendi içer zehri; ancak hiçbir etkisi olmaz. Çünkü çocukluğundan beri zehirlenmemek için bedenini sürekli kendi bulduğu panzehirlerle beslemiştir. Sadık korumasına döner, kılıcını uzatıp emri verir:
“Beni Romalılara verme, öldür!”
Mirası yağmalanır öldükten sonra, Lucullus kütüphanesini İtalya’ya götürür. Oğlu unutulur ama kendisi yaşar kalesinin burçlarında. Roma sömürgeciliğine diz çöktüren Pontos Kralı Mithridates.

[1]Arslan Murat, Mithradates VI Eupator, Odin Yayıncılık, İstanbul, 2007, s. 161