BU ÜLKEDE ARTIK KİMSENİN CAN GÜVENLİĞİ YOK

Herkesin gözü önünde, İstanbul’un orta yerinde, Okmeydanı Cemevi’nde Uğur Kurt adlı bir belediye işçisi polis kurşunu ile başından vuruldu. Cemevinde olma gerekçesi: Bir yakınının cenazesine katılmak.

Hayati tehlikeyi atlatamadığı gibi, ağzından giren kurşunun boynunda omuriliğe saplı kaldığı ve ameliyatla da çıkarılamadığını söylüyor doktorlar. Yani yaşasa bile büyük ihtimalle sakat kalacak.

UgurKurt

Valilik açıklaması her zamanki gibi. Bölgede eylem yapanlar varmış, molotofla bir polise saldırı olmuş ve çatışma çıkmış. Yani baştan polisin ateş etmesini meşrulaştıran bir açıklama. Bu devletin katletme meşruğu olduğunun açıklamasıdır. Gerçi böyle bir açıklama yapmalarına da gerek yoktur. Daha geçen hafta 700 maden işçisini Soma’da diri diri yakarak katleden de aynı devlettir.

Katletmekle de kalmayıp, madenci yakınlarını tokatlayan başbakanı, tekmeleyen başbakanlık müşaviri ile, gösteri yapanları joplayan, madencilerin haklarını aramalarında yardımcı olmak için orda bulunan Çağdaş Hukuk Derneği üyesi avukatları darp eden, kollarını kıran ve gözaltına alan polisleriyle devlet terörü Soma’da bir kez daha gösterilmiş, hissettirilmiştir.

Bugün Okmeydanında gösteri yapan liselilere gerçek mermilerin kullanıldığı bir müdahale hakkını görebiliyorsa kolluk güçleri, bunun tek anlamı vardır: Hakkınızı arar, sesinizi çıkarırsanız ölürsünüz. Oysa o gençler, bir yıl önce yine bir polis saldırısı sonucu vurulan ve aylarca komada kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan için sokaktaydı… Soma’da diri diri yakılan, iktidar tarafından madene gömülen işçilerin hakkını aramak için sokaktaydı…

Ama devletin kolluk güçleri, toplumsal gösterilerde ‘plastik mermi’ kullanılması dahi tartışma konusuyken, bir genci başından gerçek mermiyle vurarak topluma gözdağı vermekte kararlı…

BoPJjk1IcAA3Hni

UĞUR KURT’UN CEMEVİ’NDE VURULMASI TESADÜF DEĞİLDİR

 Cemevi’nde cenaze için bulunan Uğur Kurt’un burada vurulması bir tesadüf değildir aslında. Halktan insanların bulunduğu her yerde artık can güvenliği sorunu vardır. Hakkını arayan da aramayan da her an bir polis kurşununa hedef olabilir. Sadece kar hırsıyla, iş ve işçi güvenliğini hiçe sayan patronların, devletçe ihaleler ve teşviklerle desteklendiği bir ortamda, her an herhangi bir işyerinde canınızı verebilirsiniz.

Peki bu pervasızlığın önüne geçmek mümkün değil midir?

En azından kendisine gazeteciyim, aydınım diyenlerin bu durumlarda gerçekleri daha yüksek sesle haykırması gerekmiyor mu?

Gerekiyor tabii ki.

Ama bu namuslu, onurlu olanlar için geçerli.

Namustan ve onurdan bihaber TGRT Haber ‘’gazetecileri’’ ve onların ardından benzer açıklama ve yayınlar yapan diğerleri başka yerde duruyorlar. İşte TGRT Haber Twitter’dan olayı şöyle açıklıyor:

’’Okmeydanı’nda Terör. Eylemci eylemciyi vurdu.’’

Asıl terörün kendisi bu haberdir. Uğur Kurt’a sıkılan kurşun yetmemiştir, bir de TGRT sıkıyor. Ve daha kimbilir devleti bu durumdan kurtarmak amacıyla daha ne kurşunlar sıkılacaktır önümüzdeki saatlerde göreceğiz.

Kısacası, halktan kimsenin can güvenliği yoktur. Ve eğer bu gidişe dur diyemez isek, patronu, patroniçesi, bakanı, başbakanı, polisi, jandarması, sümüklü gazeteci artıklarıyla canımıza kastetmeye devam edecekler…

Benzer Yazılar

One Response

  1. Manavidis