ERMENİ DİASPORASINDAN BAKIŞ: SOYKIRIMI KİMLİĞİMİZİN BELİRLEYİCİ ÖGESİ DEĞİL

Ara Tadevosyan tarafından yapılan ve Mediamax sitesinde 13 Ocak 2015 tarihinde yayınlanan bu söyleşide Gerard Libaridian (Amerikalı tarihçi, 90’lı yıllarda Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrossian’ın danışmanı) neden Nisan 2015’in kaçınılmaz olarak hayal kırıklığı yaratacağını anlatıyor ve önemli olanın bu meseleye bağımlı olmamaya çalışarak soykırımı unutmamak olduğunu ekliyor. Ermeni soykırımından önce de Ermeni örgütlerinin olduğunu hatırlatıyor ve Ermenistan’daki yeni kuşağı tanıma sunağında kurban etmemek gerektiğinin altını çiziyor.

Ara Tadevosyan: Sayın Libaridian, 25 Nisan’da neyle karşılaşacağımızı öngörüyorsunuz ? Ermeni soykırımının yüzüncü yılına dair sizce abartılı beklentilerimiz mi var ?

Gerard  Libaridian: 25 Nisan sabahı biraz hayal kırıklığı içinde uyanacağız korkarım ki. Devletler ve başka kurumlar henüz incelikleri net olmayan büyük ölçekte programlardan bahsediyorlar. Ama ben önceki senelerde ne yaptılarsa onu daha büyük ölçekte yapacaklarını düşünme eğilimindeyim. Bu durum nitelik açısından bir değişime işaret etmeyecek.

Tüm bunları yabancılar için yaptığımız ve meselenin kendisine dair bilgisizlikle hareket ettiğimiz izlenimi var. Bu insanı endişelendiriyor. Ermeni soykırımına dair pek çok şey henüz önümüzde duruyor ama psikolojik olarak uluslararası tanımaya odaklanıyoruz. Niteliksel bir değişim biz soykırım konusunda kurumsal değişiklikler yaptığımızda ve bir müddet uluslararası tanımayı unuttuğumuzda gelecek.

Kişisel olarak Obama ya da Merkel’in Ermeni soykırımını tanıyıp tanımayacakları konusuyla ilgilenmiyorum. Katliamlar ve soykırıma maruz kalmış olarak bir de tanıma için yalvarmamız gerekmesini hakaret olarak görüyorum.

Uluslararası tanımaya bağlı olmak başkalarının söyleyeceği, yapacakları ya da yapmayacaklarının esiri olmak ve böylece geleceğimiz ile psikolojik ve entelektüel bağımsızlığımızı başkalarına bağlamak demek.

Obama «soykırım» kelimesini telaffuz edince mutlu olacağımı ya da etmeyince bir mutsuz yıl daha mı geçireceğimi sanıyorsunuz? Önemli olan soykırımı unutmamak, ama aynı zamanda ona bağımlı olmamaktır : bağımsız düşüncesi olan insanlar gibi, entelektüel potansiyelin gelişimi öne çıkararak davranmaktır.

Tarihimin ve halkımın bu önemli meselesine dair başka insanların sahip oldukları görüşlere önem vermiyorum. Halkımın tarihiyle ilgili karar verecek olanlar onlar değil ve siyasi olgunluğum onlara dayanmıyor.

Soykırım hakkındaki araştırmalarda unutulmuş olanları ve bilmediklerimizi düşünmeliyiz. Ermenistan ve diasporada kaç soykırım uzmanı Türkçe ve Osmanlıca dahil yabancı diller biliyor ? Sadece soykırımın nasıl değil, aynı zamanda hangi sebeplerle işlendiğine ve neyin bunu mümkün kıldığına dair cevaplar verebilecek uzmanlara ihtiyacımız var. Tarihte ırksal ya da dinsel bir sorunu halletmek için kontrolleri altındaki insanları imha etmeyi denemiş ya da halen denemekte olan rejimler mevcut. Ancak böyle bir şeyi gerçekleştirmek için imkan ya da şartlara sahip değiller. Nasıl Osmanlı İmparatorluğu varlığının son yıllarında bunu gerçekleştirebildi ?

Soykırım araştırmalarında bulunan gençler mevcut ancak sayıları az ve çoğunluğu uluslararası alanda ortaya çıkabilmelerine yetecek bir seviyeye sahip değiller. Sağlam ve değişmez bilimsel araştırmanın uluslararası tanınmayı kolaylaştıracağını not edelim. Önceki kuşağın karşılaştığı buydu: Önce amatör düzeyde ele alınırken, soykırım konusu tarihçilerin ve bilim adamlarının ele aldığı bir konu haline geldi. Bu ilk kuşaktı oysa şimdi ikinci ve üçüncü kuşakları hazırlamak durumundayız. Bence bu hala yapılmadı.

Aynı zamanda sadece soykırım araştırmalarına adanmış uluslararası düzeyde bilimsel bir kuruma ihtiyacımız var. Ne yazık ki böyle bir kuruma sahip değiliz. Erivan’da soykırım müzesi-enstitüsü var ama finansal kaynakları sınırlı ve az sayıda araştırmacıya sahip. Ermenistan’da bulunan bilim adamlarından daha çok bu konuda ilerlemiş diasporalı araştırmacıları istihdam etmek gereklidir.

Soykırım kurbanları için nitelik anlamında bir ilerleme sağlamayı kendimize borçluyuz.

Ermenistan’da ve diasporada iki karşı görüş mevcut. Bazıları daha iyi bir geleceğe yol vermeyen “kurban psikolojisine” tutunmuş yaşadığımızı sanıyor. Diğerleri de geçmişimizi unutursak geleceğimiz hiç olmaz zannediyor.

Öncelikle bugünkü ve gelecekteki siyasette soykırımın rolünü anlamamız gerekiyor. Cevap verilmesi gereken esas mesele budur.

Geleceğimiz için ne istiyoruz ? Buna karar vermek lazım. Geçmişi, tarihi bilmek, ders almak ve geleceğimizi kurmak mı istiyoruz yoksa soykırım Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerimizde oynadığı rolü keşfetmekle kalarak geçmişle geleceği bulanık ve eşit hale mi getireceğiz ?

Soykırımın siyasetteki rolünü belirlemeliyiz. Henüz soykırıma odaklanmayla bağımsızlık kaybı arasındaki bağı bulmaya dahi çalışmadık. Oysa birbirlerine bağlılar.

Soykırımın Ermeni diasporasının birbirine bağlayan bir çimento olduğu ve zamanla bu faktörün anlamını yiteceği söylenir. Bu görüşe katılıyor musunuz ?

Katılmıyorum. Diaspora yapılarının soykırımın etrafında birleştiği kadar yanlış bir görüş daha yoktur. Soykırımdan önce de bir Ermeni diasporası vardı : Amerika’da, Rusya’da, İran’da ve Orta Doğu’da. Bazı ülkelerde dört-beş kuşaktır Ermeniler çocuklarını yetiştiriyorlar. Elbette soykırımdan hayatta kalanlar en büyük dalgayı oluşturdular ama soykırım belirleyici bir kimlik faktörü olmadı. Partilerimiz ve siyasi yapılarımız bizi buna inandırmaya çalıştılar ama sizi 1950-60’lara kadar kimliğin soykırıma bağlı olmadığını temin ederim.

50’li yıllarda Lübnan’da öğrenciyken sadece 24 Nisan’da soykırım kurbanları için yapılan bir dini tören vardı ve siyasi bir anlam içermiyordu. Ailelerimiz konudan bahsederdi ve herkesin kendi hikayesi vardı ama siyasileştirilmemişti ve bizi birleştiren bu değildi. Kimliğimizin korunmasına dair meseleler –okullar ve kiliselerin varlığı- çimentoydu. Aynı zamanda diaspora 60’lı yıllara kadar şu büyük soruyla karşı karşıyaydı : Sovyet Ermenistanı’nın yanında mısınız, karşı mısınız, Komünizm düşüncesini kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz ?

Soykırımı kimliğe bağlamak sonraki yıllarda daha kolay hale geldi. Bence bu bir trajediydi çünkü alternatifler ortaya çıktı: Karabağ hareketi, 1988 depremi ve Ermenistan’ın bağımsızlığı.

İnkar edilemez bir şekilde bağımsız Ermenistan bu amaçla diasporanın önceden yaptığı tüm çabalardan daha fazlasını Ermeni kimliğini korumak için yaptı. Bugün bambaşka bir diaspora var ve Ermenistan Ermeni kimliğini korumaya ve insanları birleştirmeye angaje oldu. Devlet diasporaya yönelik etkili bir politika sürdürsün, sürdürmesin, Ermenistan’ın bu konuda kararlı olmasını dilerim.

Kimlik sorunu sürekli bir gelişim halinde. Yeni nesil sürekli yeni bir ifade şekli buluyor. Bazıları Ermenistan’ın yok olacağını ama diasporanın varlığını sürdüreceğini sanıyor. Buna katılmıyorum : diaspora var olmaya devam edebilir ama Ermenistan olmadan ortada sadece farklı ülkelerde yaşayan bir etnik azınlık olur. Diaspora önceden bulunduğunuz ve bugün de olmanız gereken yerde olmamanız anlamına gelir. Yani memleketinizle sizin aranızda bir bağ vardır. Değerleri üstüste koymak gerektiği anlamına gelir : diaspora gelişirse Ermenistan da gelişir. Ermenistan’ı bir temel olarak görmezsek diaspora çok şey kaybeder.

Ermenistan ve diaspora arasındaki ilişkilerde unutulan nedir ? Ermenistan’ın Yahudiler için İsrail’in olduğu gibi vaad edilen topraklar olması için ne yapmak gerekir ?

Bugünkü İsrail’in bütün Yahudiler için vaad edilmiş bir toprak olduğuna emin değilim. Pek çok Amerikalı Yahudi bugünkü İsrail’e karşı. Milyonlarca Filistinliye karşı yürütülen politikalara karşılar. Hükümeti desteklemeyenler ve umut göremeyenler İsrail’i terkediyor. Ama İsrail’in daha organize bir politikaya sahip olması değil mesele.

Ermenistan’la diaspora arasındaki ilişkilere gelince, diaspora tek değil, olması da gerekmiyor ya da herkesin aynı düşünceyi paylaşması şart değil. Ancak diasporadaki görüşleri yansıtan bir mekanizma ya da platform olması gerek. Bazı girişimler oldu ama etkisiz kaldılar çünkü diaspora örgütlerimiz Ermeni kimliğinin, kültürün ve hatta soykırımın özel bir meta olduğunu düşünüyor. Örgütsel kimlik hakim oluyor.

Ermeni liderliği diasporaya ne yapması gerektiğini söylemekte zorlanıyor. Levon Ter-Petrossian’ın cumhurbaşkanlığı sırasında Ermenistan’da çalışıyordum ve sadece bir günde farklı yöneticiler diasporadan beni görmeye geldi « Diaspora şunu istiyor » söylemlerinde bulundu. Her birinin söyledikleri diğeriyle çelişiyordu.

Ermenistan hükümeti bugün Sovyet dönemindeki politikasına geri dönmüş gibi görünüyor : benimleyseniz size madalya veririm. Diasporadaki girişimcilere ve sanatçılara bir madalya verince herşey hallolacak sanıyorlar. Diasporada üniversiteden mezun olup, büyük bir sanatçı olabilirsiniz, iki yakayı bir araya getirmezsiniz, ama kimse size yurtdışında bir tanınırlık kazanmadan dikkat etmez. O zaman da size bir madalya verilir ve sermayenize bir şey eklenmeden kullanılır.

Diasporada benzer bir zihniyette.

Ermenistan bu işbirliğine ulaşılacak kurumlar ve değerler yaratmak istiyor. Robert Koçaryan’ın cumhurbaşkanlığı sırasında tanınmış bir iş adamı ona şöyle dedi : « Ermenistan’a yatırım yapmak isterdim ama mevcut garantilerden emin değilim ». Koçaryan şöyle cevap verdi : “Garanti benim”.  Bu bir devlet adamı yaklaşımı değil. Kanunların ve kurumların garanti olması gerekir. Bugün cumhurbaşkanısınız ama yarın değilsiniz. Ya da bu kişi size yanlış bir şey söylerse şirketine zarar verebilirsiniz. Cumhurbaşkanına bağlı olmayan kurumlar oluşturulmalı.

Ermenistan-Diaspora konferansları sırasında Ermenistan yetkilileri bu meseleleri doğrudan masaya yatırmaktan korkuyorlar ve radikal tartışmalar olmadan onların söylemlerine kulak vermeye hazır insanları çağırıyorlar.

Bu seneler boyunca diasporanın, Amerika ya da Avrupalı kamuya ait ya da özel yapıların yaptığı gibi Ermenistan’ın demokratikleşmesine yatırımları bu amaçla yaparak katkıda bulunabileceği söylenir.

Bir sorum var: Hangi diaspora örgütü demokratiktir ? Demokratik devletlerde yer almalarına rağmen gönüllerinde demokratik değiller ve Ermenistan’a bu konuda öğretecek hiçbir şeyleri yok. Başka bir soru da var : ABD ve Avrupa Ermenistan’a yargı bağımsızlığını sağlayabilmek için devasa miktarlarda para verdi. Ne sonuç verdi peki ?

Beni etkileyen yürütme, yasama ve yargı organlarının ara bölümlerinde yer alan bir kuşak var. Ancak yükselemiyor bu kuşak çünkü bir tavan var ve oraya ulaşınca yere düşüyorlar. 

Demokratikleşme sadece bu yönde içeriden bir talep olursa başarılı olur. Ermenistan 1988 hareketiyle demokratikleşme için büyük bir içeriden istek olduğunu gösterdi.

Ermenistan ve diaspora entelektüelleri arasında  ulusal düzeyde problemlerini çözmek için Ermeni potansiyelini kullanmayı ve «yeniden» ve «ikinci şans»ı konuşabilecek birileri var mı ?

Öncelikle niçin ikinci bir şansa ihtiyacımız olduğunu anlamalıyız. Türkiye ile 1990 müzakereleri sırasında şu yaklaşıma katılıyordum: Soykırım kurbanlarını anmak için yeni kuşağı ve yeni Ermenistan’ı kurban etmemiz mi gerekiyordu?

Ermenistan’ın daha güçlü bir devlet sistemi ile ekonomiye sahip olmasının önkoşul olmadığı bir durum var mıdır? 1915 kurbanları ne isterlerdi? Her gün ve hala Türkleri lanetleyerek ve yoksul bir devlet olarak onları onurlandırmamızı isterler miydi?

Yeni şans bir amaca hizmet etmeli. Amacımız nedir ? Eylemlerimiz ve değerler sistemimiz şimdi dağılmış durumda. Diaspora içinde bir hedeften söz etmek zor. Belirlenmiş bazı hedefler olsa da üzerilerinde pek düşünülmemişler. Soykırımın tanınmasını istiyorlar ama sonra ne olacak ? Ülkemiz için refah ve güveliği sağlayacak mı bu ? Bu durum sürdürülebilir bir toplum olmamızı, yargı, komşularla etkin ilişkiler ve ekonomik gelişim getirecek mi ? Topraklarımızı isteyecek miyiz ? Ama elimizdeki topraklara ne yaptık ki ?

Ermenistan hedef sahibi olabilirdi ama yetkililerin öngördükleri bir amaç yok. Avrasya ekonomik birliğine giriyoruz şimdi ve bunu “başka alternatifimiz yok” diye anlatıyorlar. Belki de gerçekten yoktur. Ama neden ? Neden 1993, 1996 ve 1999’da alternatifimiz vardı da şimdi yok ? Sadece yetkililerden değil ama son yirmi yılda tuğladan bir duvara çarpan bir hale gelen süreçten bahsediyorum. Bununla tabii bir alternatifimiz var

Dolayısıyla herşeyden önce hedefi belirlememiz gerek : Ermenistan nereye doğru ilerleyecek, Buradan itibaren kalan soruların cevapları akmaya başlayacaktı.

(Bu söyleşinin tercümesi Repair tarafından gerçekleştirildi.)

KAYNAK

Benzer Yazılar