FAHRENHEIT 451 – RECEP TAYYİP ERDOĞAN

Devrimci Karadeniz

10 Mayıs 1933’te Berlin’in Opernplatz Meydanı’nda toplanmış Nazi gençler, ideolojileriyle bağdaşmayan 20 bini kitabı hastalıklı bir coşkuyla yakıyorlardı. Onları gelecekte çoğu fırınlarda yakılan 6 milyon Yahudi’nin ve sakatından eşcinseline daha nice insanın cebali altında bırakacak olan da aynı coşkuydu.

Sadece Naziler mi, Romalılar da kitapları önce Hristiyanlığı yaydığı için sonra da Hristiyanlıkla bağdaşmadıkları için yaktılar.

Tarih, din ya da gerici ideolojiler yüzünden gerçekleşen pek çok kitap yakma vakasıyla dolu…

Yakın bir gelecek düşünün…

Gelişen teknolojiler sayesinde artık evler ve işyerleri yanmaz şekilde inşa edilmeye başlanmış. Bu durumda ıskartaya çıkan ilk şey itfaiye teşkilatı oluyor. Ama onların imdadına da hayal gücünün, serbest düşüncenin ve çeşitliliğin en büyük günah sayıldığı toplum düzeninde ortaya çıkan yeni bir işkolu yetişiyor: Kitap yakıcılığı…

İtfaiyeciler artık yangın söndürmeyecek, yangın başlatacaklardır. Bütün kitaplar bir çırpıda imha edilir ama evlerinde gizli gizli kütüphaneler saklayan, ‘bazı kendini bilmez aşağılık entellektüellerler’ hala vardır. Neyse ki mevcuk sistemi özümsemiş, devletine bağlı, sağduyulu vatandaşların ihbarlarıyla bu kişiler birer birer ortaya çıkarılmaktadır. Bu kişilerin de kitaplarıyla birlikte yakılmasında ise bir sakınca yoktur.

Ray Bradbury, Fahrenhett 451 adlı kitabını yazarken, tarihteki kitap yakma vakalarından ama bu vakalara yol açan baskıcı, faşist, vatandaşını tek düzeleştiren yönetim şekillerinden ilham almıştır. Bradbury durumu keskin bir dille eleştirmiş olsa da kitap yakmalar, yasaklamalar, sansürlerin sonu gelmiyor.

Bugün Türkiye’de gündeme gelen Twitter’a yönelik engellemeler bize Fahrenheit 451’i hatırlatıyor. Kitap yakmanın yerini bu kez internet yasakları alıyor.

Ve tarih kitap yakanları nasıl insanlık önünde mahkum ettiyse bugünkü yasakçılar da aynı akıbetle karşılacaklardır.

Daha bugünden bilgisayarla ilgili hiçbir teknik bilgiye sahip olmayan birçok insan ev kadını, işçi, esnaf bile DNS ayarlarından VPN’den söz ediyor. Ve erişimi engellenen bir ülkenin kullanıcıları attıkları tweetlerle dünya sıralamasında beşinciliğe ulaşabiliyor.

Fahrenhett 451’de geçen kitaplarla ilgili şu ifadeyle sözümüzü bitirelim: Kitaplar hiçbir şey anlatmıyor inan. Hiçbir şey, öğrenebileceğin ya da inanabileceğin. Hepsi hiç var olmamış insanlarla ilgili, hayal unsuru, uyduruk romanlar. Eğer roman değillerse, o zaman daha da beter, bir profesör ötekine budala diyor, bir filozof diğerinin gırtlağına basmış, bağırıp duruyor. Hepsi koşuyuyorlar. Yıldızlara üfleyip güneşi söndürüyorlar. Sen de kendini kaybediyorsun…

Fahrenheit 451… Ray Bradbury…

Benzer Yazılar