GEZİCİ ÇAPULCULAR VE ÖFKELİ İSPANYOLLAR OCCUPY PARİS’TE BULUŞUYOR

Devrimci Karadeniz 06/04/2016 GEZİCİ ÇAPULCULAR VE ÖFKELİ İSPANYOLLAR OCCUPY PARİS’TE BULUŞUYOR için yorumlar kapalı
GEZİCİ ÇAPULCULAR VE ÖFKELİ İSPANYOLLAR OCCUPY PARİS’TE BULUŞUYOR

Cem Akbalık / PARİS

Bugün erkenciyim. Yatakta dönüp durmaktansa, her zaman gittiğim kafeye gidip bir şeyler yazayım dedim. İyi de ne yazmalı?

Etkilenmemek için gazetelere bakmıyorum. Açıyorum tabletimi ve düşünmeye başlıyorum. Aklımdan Türkiye’de son aylarda yaşanan ve giderek yayılma riski taşıyan savaşla ilgili bir şeyler yazmak geçiyor. Daha önce de bu konuda bir şeyler karalamıştım, ama bir türlü bitirememiştim. Aslında bitirdim de içimdeki savaş paylaşmama engel oldu hep. Evet, sanırım doğrusu bu. Bitirdim, ama kendime saklıyorum. Tıpkı yazıp paylaş(a)madığım ve sonra yırtıp attığım şiirler gibi.

Ve birden Fransa’da son bir aydır yaşanan grevler, işgaller, boykotlar, yürüyüşler ve polis şiddeti ile  ilgili son on gündür bir şeyler yazmadığımı hatırladım. Oysaki bir ton şey oldu son on günde. Ne mi oldu? Haydi başlayalım!

Daha önceki yazılarımı okuduysanız Fransa’da, yaklaşık bir aydır El Khomri denilen, esnek çalışmayı ve prekariteyi daha da yaygınlaştıran, çalışanları iyi kötü koruyan iş hukukunda bir dizi reformalar yapmayı hedefleyen yasa tasarısını protesto etmek için birçok kez sokağa çıktığımızı yazmıştım. Çalışanlar ve öğrenci gençlik hükümete ilk uyarıyı 9 Mart’ta vermişti. Fransa genelinde beş yüz bin civarında insan greve gitmiş, okullar işgal edilmiş ve sokaklar “19. yüzyıla dönmek istemiyoruz’ sloganlarıyla çınlamıştı.

Bu önemli eylemden sonra sosyalist hükümet boş durmamış, hemen birkaç ufak tefek değişiklikle tepkilerin gazını almayı ve hareketi bölme manevraları yapmıştı. Fakat, 17 Mart’ta, bu sefer öğrenci gençlik, sendikaların da kısmi desteğini alarak tekrar sokaklara çıktmıştı. Her defasında işgaller, blokajlar yapıldığını ve akabinde polis saldırısının yaşandığını sanırım hatırlatmama gerek yok.

Hükümet zamana yayarak tepkilerin dozuna göre bazı değişiklikler yaparak yasayı geçirtmeyi düşünürken, medya on yıl önce CPE’ye karşı yaşanan ve sağcı hükümetin geri adım atmasıyla sonuçlanan gençlik hareketini hatırlatarak hükümeti uyarıyordu. Hatta yeni bir 68’den bahsedenler bile bayağı çok. Bana gelince, ben de Fransa’nın son dönemlerde çok ciddi bir toplumsal harekete gebe olduğunu düşünüyorum. CPE ile bir bağlantı kurmak (yasanın içeriğinden dolayı) mümkün, ama her yaşanan toplumsal hareketi, yeniden yaşanmasını umduğumuz 68 Hareketine benzetmek de bana çok gerçekci ve doğru gelmiyor. Üstelik herkesin 68 ile ilgili kendi analizi ve yorumu var. Yani herkesin bir 68’i var.

24 Mart’ta öğrenci gençlik tekrar grevler, işgaller ve yürüyüşler düzenledi. Gençlik radikalleştikçe polis de daha fazla şiddete başvurmaya başladı. Birçok şehirde, polis özelikle liselilere saldırdı. Paris’te dört polisin bir liseliyi dövmesi bayağı bir tepki uyandırdı. İkinci gün 800 civarında liseli sokağa çıkıp üç polis karakolunu taş yağmuruna tuttular. Öğrenciler polisin bu keyfi şiddetini protesto ediyor ve polise “bize dokunursan sonucuna katlanırsın” mesajı veriyorlardı.

Birçok gencin yaralandığı, gözaltına alındığı ve cezalar aldığı 24 Mart’taki yürüyüşten sonra 31 Mart’ta yapılacak olan genel grevi örgütlemek hareket açısından hayati öneme sahipti. Genel grev, boykot, işgal çağrıları sosyal medyayı adeta işgal ediyordu. Üniversitelerde, liselerde, fabrikalarda, pazar yerlerinde bildiriler dağıtılıyor, toplantılar yapılıyor ve yasanın iptal edilmesi için 31 Mart’tın önemine vurgu yapılıyordu.

31 Mart geldiğinde bir çok iş kolunda grev etkili olmuştu. Öğrencilerin örgütlemesini engellemek için bazı lise ve üniversiteler idare tarafından kapatılmış, diğerleri ise öğrenciler tarafından bloke edilmişti. Bütün gün süren yağmura rağmen, bir milyondan fazla insan sokaklara döküldü, yürüdü, yürüdü, yürüdü. Birileri varsın “Yürüyerek yollar aşınmaz” desin. Biz yürüyoruz ve yürüdükçe büyüyoruz.

Bir ara kortejin başına doğru yürümeye çalıştım, ama baktım çok uzun hemen  vazgeçtim. Herkes iliklerine kadar ıslanmıştı. Ama yağmura rağmen katılımın bu derece yüksek olması insanları sevindiriyordu. Acaba hükümet bu kadar insanı sokakta gördükten sonra yasayı iptal eder miydi? Günün en sık sorulan sorusuydu, ama hükümet geri adım atmak veya yasayı iptal etmek yerine, hükümete yakınlığı ile bilenen ama El Khomri yasa tasarısına karşı çıkan öğrenci sendikası UNEF’le görüşme talebinde bulunduğunu açıkladı. Ne oluyor? Niye sadece UNEF? Ya UNEF satarsa!

31 Mart’ta genel grev basarılı olmuştu. Fransa’nın iki yüzden fazla şehrinde işçiler, memurlar, gençler ve işsizler birlikte yürümüş ve koşulsuz, pazarlıksız hükümetin yasayı iptal etmesini istemişlerdi.

Gece eve gitmiyoruz, meydanları işgal ediyoruz 

31 Mart’taki genel greve hazırlanırken, İspanya’daki Öfkeliler ve ABD’deki Occupy hareketinden esinlenerek “Eve gitmiyoruz, geceyi ayakta geçiriyoruz ve meydanları işgal ediyoruz” sloganı ile Paris’te Cumhuriyet Meydanı işgal edildi. Devam eden yağmura, yorgunluğa rağmen, akşam Cumhuriyet Meydanı’nda buluşuyoruz. Katılım gayet iyi. Forum yapılıyor, komisyonlar oluşturuluyor, konserler düzenleniyor. Sosyolog, ekonomist ve filozof Frédéric Lordon ateşli bir konuşma yapıyor. “Yeni bir hareket inşa ediliyor” diyor. Troyka’yı (İMF, Avrupa Komisyonu, Avrupa Bankası) eleştiriyor. Yaşananların Fransa’ya özgü olmadığının altını çizmek gerektigini söylüyor. Saat 23 oldu. Yorgun, ıslak, bitkin ama umutlu bir şekilde eve, duş almaya ve uyumaya gidiyorum.

 

1 Nisan şakası değil la bu, meydan işgali 

Bir Nisan sabahı kalktığımda hemen gazetelere bakıyorum. Tahmin ettiğimiz gibi, polis sabah beşe doğru meydanı zorla boşaltmış. Gece orada kalan bir arkadaşı arıyorum hemen. Gözaltı yok, ama “üç gün izin alınmasına rağmen polis müdahele etti” diyor. İnsanlar biraz direnmiş, gürültü yapmış sonra akşam tekrar meydanı işgal etmek üzere evlerine gitmişler. Akşam altıda Forum’a katılmak için meydana gidiyorum. Meydan kalabalık. Basın da orada. Kameralar arkada pusuya yatmış bekliyorlar. İnsanlar Forum’da tartışıyor, yeni kararlar alıyor ve meydan işgallerini sürdürmenin, Fransa geneline yaymanın yollarını tartışıyorlar. Kurulan komisyonlar neler yaptığını anlatıyor. Arkada kantin var. Yiyecek ve içecek şeyler var. Hiçbir şeyin fiyatı yok, insanlar gönüllerinden kopanı kutuya atıyorlar. Bu arada, komisyonlar herkese açık. İsteyen katılabiliyor. Aylardır meydanda direnen evsizler de hareketin bir parçası oluyor. Bir yandan forumlar yapılırken, diğer yandan 5 Nisan’daki eyleme hazırlık yapılıyor. Meydanda gezinirken İspanyol arkadaşlarla karşılaşıyorum. Krizden sonra ülkelerini terk edip Fransa’ya yerleşen binlerce İspanyoldan sadece birkaçı. Çoğu Madrit’te ya da Barselona’da Öfkeliler hareketine katılmış. Sohbet ediyoruz aramızda. Fransız hükümetin, İspanya’da benzer reformların yapılmasından sonra işsizliğin azaldığıniı argüman olarak kulandığını ve bu konuda ne düşündüklerini soruyorum arkadaşlara. Elbette katılmıyorlar hükümete. Bu konuda ortak bir konferans yapmaya karar veriyoruz. Fransızlar, Türkiyeliler, İspanyollar vb. bir araya gelip herkes kendi ülkesinde uygulanan neoliberal reformları, esnek çalışmayı ve prekariteyi anlatacak.

2 Nisan, işgal devam ediyor 

Polis gece yine müdahele etmiş. Orada kalan seksen kişiyi, zorla, ite kaka meydandan kovmuş. Ama her şeye rağmen saat 6’da foruma devam edilecek. Hava soğuk ve yağışlı. Kalın giyiniyor, şemsiyemi alıyor ve evime on dakika uzaklıktaki Cumhuriyet Meydanı’na yürüyorum. Meydana geldiğimde forum çoktan başlamıştı. Önceki günlere göre insan sayısı daha azdı. Meydanın bir köşesinde gençler Hip-Hop yapıyor, diğer köşesinde forumda tartışma yürüyordu. Herkes çok sıkı giyinmiş, bol bol şemsiye var meydanda. Bende de var bir tane. Biri söz alıyor, “Strazburg’ta da işgal eylemi başlıyor” diyor. Diğeri “Rennes’de de yapacaklarmış” diye ekliyor. Haberlerden işgal eylemlerinin yayıldığını anlıyoruz. Saint Denis Üniversitesi öğrencileri de işgale kitlesel bir şekilde katılma kararı almışlar. Bir yandan grevler, yürüyüşler, diğer yandan meydan işgallleri derken aklıma Tahrir, Öfkeliler, Occupy ve elbette Taksim Meydanı geliyor. Gezi Direnişi tatlı bir meltem olup Paris’in göbeğinde, Cumhuriyet Meydanı’nındaki soğuk havayı ısıtıyor. Öfekli İspanyollar, Gezici Çapulcular Paris’te bir arada! Çapulcuların söylediği gibi: Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!

NOT: Bugün 3 Nisan, foruma katılamadım, ama aldığım haberlere göre, binlerce insan, bu güzel ve güneşli günde Cumhuriyet Meydanı’ında toplanmış. Yapılan forumu 75 000 kişi internet üzerinden canlı yayında izlemiş.

KAYNAK

Yoruma Kapalı.