GÜNDE BEŞ VAKİT ERMENİLERDEN ÖZÜR DİLEMEK YETMEZ, TARİHSEL SUÇUN BEDELİ DE ÖDENMELİ

Mehmet Can

‘’Bir insanın sana neler verebileceği değil, senin için nelerden vazgeçeceği  önemlidir.’’
                                                                                                                                                 Hegel

Ermeni sorunu toprak ve özgürlük sorunudur. Bir halkın tarihsel olarak gasp edilmiş toprakları ve yurtlarından sökülüp atılmış insanlarının sorunudur. Sorun demokratikleşme ve bireysel haklar sorunu değildir. Günümüzün modası Ermenilerden özür dilemektir, Ermenilerden özür dilemek ne kadar demokrat ve aydın olduğumuzun bir göstergesi haline gelmiştir. Fakat bu özür dilenirken esas soruna kimse eğilmemekte, sorundan kaçmaktadır.
Mülksüzleştirilen Ermeni halkı, Ermenilerin malları ile zenginleşen Türk sermaye sınıfı ve Kürt toprak ağaları, aşiret reisleri. Günümüzde özür dilemenin bir bedeli olmalıdır. Bu bedel Ermeni malları üzerine konmuş ve bunun ile zenginleşmiş kesimlerin bu malları iade etmesinin önü açılmalı, bu doğrultuda bir kampanya yürütülmelidir. Her gün özür dilemek sorunu çözüyorsa, hepimiz günde beş kez özür dileyelim, özür evet önemlidir fakat bu özrün içi doldurulduğunda bir önemi ve kıymeti harbiyesi vardır. Kuru, kuru özür dilemek, bugün Türk yönetici sınıfının astı astarı olmayan her gün dinlediğimiz nutukları ve sloganları gibidir.
Bu durumun ötesine geçmek istiyorsak, sorunu gerçek ismi ile çağırıp sulandırmak istemiyorsak soruna yaklaşımımız özrün ötesine geçmelidir.  Özrün ötesine geçmeyen, geçemeyen bu sorun sulandırılmaya müsait bir hal almakta, sorunun gerçek nedenlerinin üzeri örtülmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti unutmamak gerekir ki, gasp edilen Ermeni ve Rum malları üzerine inşa edilmiştir. Yusuf Akçura’nın yazdığı, kaleme aldığı üç tarzı siyasetin tek elde kalan malzemesi Türkçülük  bu toprakların yerlisi olan kadim Ermeni halkının üzerine karabasan gibi çökmüştür.  Çokuluslu yapıyı 1900’ler den sonra yeniden üretemeyen Osmanlı egemenleri ve bürokrasi çareyi, iktidarın şeklini değiştirmeden aşağıda, halk tabakasında bazı düzenlemeler, katliamlar yaparak kendi iktidarlarını yeniden üretmeyi başarmışlardır. Bu yeniden üretim sürecinde Ermeni halkı büyük katliamlara, göçlere ve soykırıma maruz kalan uygulamaların hedefi olmuşlardır.
Gasp edilen Ermeni malları Bölgedeki Kürt eşraf ile, Türk egemenleri arasında paylaşılmıştır. Bu paylaşım sayesinde zenginleşen ve servetlerine, servet katan bu kesimler 90 yıllık cumhuriyet tarihinin siyasi şekillenişinde de önemli ve aktif rol oynamışlardır.
Günümüzde sorun yukarıda da ifade ettiğim gibi gerçek ismiyle çağrılmamakta, kasıtlı olarak sulandırılmaktadır. Oysa dünyadaki siyasetin geldiği yüksek politik düzey sorunun gerçek ismiyle çağrılmasını dayatmakta, sorundan kaçanları deşifre etmektedir.
En son AP’nin aldığı karar, Papa’nın bu konu ile ilgili açıklamaları sorunun daha fazla halının altına süpürülmesine izin vermemekte, sorunun yaşadığımız dönemde gerek içerde, gerek ise dışarıda daha görünür olmasını sağlamaktadır. Bu sorunun tıpkı bu ülkedeki diğer sorunlar gibi çözümsüz kalması, bu topraklardaki iç dinamiklerin gelişmesine büyük ketler vurmakta, iç dinamiklerin üretken bir şekilde çağın koşullarına uygun bir pozisyon almasını engellemektedir.
Sürekli savunmacı bir tarzda, ön yargılı siyasi bakış bu toprakların insanlarının tarihsel gelişimi ve değişimi önündeki en büyük engellerdir. Tarih veya tarihimiz denilen şey kendimizi onure edip övündüğümüz şeylerin olduğu kadar, utanç duyup üzüldüğümüz olaylarında içinde olduğu bütünlüklü ele alınması gereken bir sürecin ürünüdür. Bu utançlarımızdan biride Ermeni halkına, Ermeni ulusuna bir Kürt olarak atalarımın, kendi ulusumuzun tıpkı Türk egemenleri gibi  yaptığı tarihsel haksızlıktır.
Bu haksızlığın giderilmesi ise günde beş kez koro halinde Ermenilerden özür dilemek değildir. Bu halka karşı işlediğimiz tarihsel suçun bedelini verebilmektir. Bu bedel nemidir. Üzerine oturduğumuz toprak, tazminat ve dışarıda diaspora da yaşamak zorunda kalan, anayurtlarından sürgün edilmiş diasporadaki altı milyon Ermeni halkının bu topraklara geri dönüşümünü sağlamaktır.