HACIOSMANOĞLU, BİR SEN, BİR DE SENİN GİBİ IRKÇILAR YAKIŞMIYOR TRABZONSPOR’A…

Karadeniz’de futbol bir tutkudur… Daha yürümeye başlar başlamaz, topla tanışır çocuklar, mahalle aralarında, köylerde taşlardan yapılan kalelerden oluşan sahalarda kurallarını da kendileri koyarak futbol oynarlar.

Trabzonspor’un anlamı ise daha bir başkadır.

1970’li yıllarda büyük bütçeleri olan İstanbul takımları karşısında kendi şehrinin yetiştirdiği futbolcularıyla İstanbul efsanesine son vermiş ve 7 kez şampiyonluğu müzesine taşımıştı. Trabzonspor o yıllarda sadece Trabzonluların ya da Karadenizlilerin değil tüm Anadolu halklarının gönlünde taht kurmuştu. Ancak yıllar içerisinde Trabzonspor da şirketleşerek; halkın spora olan düşkünlüğünden büyük rantlar elde etmeye başlamıştır. Kulüp kongreleri halkların iliğini sömüren büyük sermaye sahiplerinin arenasına dönüşmüştür…

Türkiye’de futbol ekonomisinin büyüklüğü 2010 yılı rakamlarına göre 500 milyon Euro’dur.

Taraftarın çok büyük bir kısmının desteklediği dört takımın piyasa değeri ise 2,7 milyar dolardır.

Trabzonspor’un yıllık geliri 50 milyon lira civarındadır. (diğer 3 takım; Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ın ise toplam 600 milyon civarındadır)

 

Bu gelirlerin stadyum gelirleri ise yüzde 31’lik paya sahip. Reklam ve sponsorlukların payı yüzde 22 civarındadır. Yani evinizden ailenizden kıt kanaat geçindiğiniz maaşınızdan kısarak spor adına, taraftarlık adına gittiğiniz maçlar sayesinde o parababaları daha çok kazanıyor…

Futbol ekonomisinin yüzde 2,5’i yalnızca derbi maçlarındaki bilet ve taraftar mağazası satışlarından oluşuyor, yani;12,5 milyon Euro’dur

 

Gelinen noktada Trabzonspor bizim 1970’lerde gönlümüzde taht kuran Trabzonspor değildir. Bir takım değil; ŞİRKETTİR artık… Ve Karadeniz’in onurlu, namuslu emekçilerinin kanını emmeye soyunmuştur. Daha da kötüsü,‎2008 yılında Çaykara’daki HES ihalesini alan Trabzonspor’un şirketlerinden Bordo Mavi Enerji Elektrik Üretim Tic. Ltd. Şti… bugüne kadar başlanamayan HES projesini hayata geçirmek için Sadri Şener başkanlığında adımlar atılmıştır.

Yeni gelen yönetimin başındaki İbrahim Hacıosmanoğlu ise bu HES projesinden vazgeçmek niyetinde olmadığı gibi iktidar yanlısı olduğunu her fırsatta belirtirken, daha ilk icraatını AKP’nin Kazlıçeşme mitinginde boy göstererek yapmıştır.

haciCHP ile bir AKP yöneticisi gibi polemiklere giren Hacıosmanoğlu, CHP’yi Trabzonspor’un şikeyle kaybettiği kupasına karşı Fenerbahçe ile aralarında yaşanan gerginlik de Fenerbahçe yanlısı olmakla eleştiren açıklamalar yapıyor.

Oysa 23 Kasım 2011’de bir gece yarısı toplanan meclis, AKP, CHP ve MHP
milletvekillerinin eksiksiz katılımıyla çıkarmıştı ”Şike Yasası”nı…

Evet ortada bir emek hırsızlığı vardır ve bunu yapanlar bu ülkede yıllarca emekçilerin, ezilen ulusların hak ve özgürlükleri için yürüttükleri mücadeleyi kanla boğmaya çalışan kontrgerillacılardır.

Ancak Trabzonspor yönetimleri de bu konuda hiç temiz değillerdir. Karadeniz’deki ve özellikle Trabzon’daki ırkçı, şoven, provokatif her girişimin arkasında Trabzonspor yöneticileri vardır…

İşte Trabzonspor’un yeni başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da sözde CHP ile yürüttüğü polemik de, ağzından salyalar akıtarak ırkçı, şoven bir tavra imza atarak bu geleneği sürdürmüştür.

CHP Genel Başkanı Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç’un, “AKP’den aday olsun” açıklamasına yanıt veren Hacıosmanoğlu;

”…onların takımları Fenerbahçe de Trabzonspor Rum takımı mı? Ermeni takımı mı?” diyerek Rum ve Ermenileri aşağılayarak, Karadeniz’de büyük zulmlere uğramış bu iki ulusa yönelik yapılanları da onaylamaktadır.

Trabzon Ayasofya Kilisesi’ni cami yapan kafa da aynı kafadır. Bir taraftan geçmişin izlerini silmek için her türlü değeri yok ederlerken, hala İttihatçı kafasıyla Rumlarla, Ermenilerle uğraşmaktadır…

O yaşadığın şehir binlerce yıl Rum ve Ermenilerin alınterleriyle, canlarıyla, kanlarıyla bugüne kadar geldi İbrahim Hacıosmanoğlu… Dedelerinin Karadeniz’in bu iki kadim halkı olan Ermeni ve Rumlara yaptığı zulm, katliam, soykırım yetmemiş ola ki sana, hala ağzından salyalar akıtarak Rum ve Ermenileri aşağılıyorsun.

Sadece iki örnek verelim sana İbrahim Hacıosmanoğlu, bak bakalım Trabzonspor kimlerin takımıdır?

19 Eylül 1990 – Cizre
“dağlardan silah sesleri gelmeye başladı. ilk anda çatışma çıktığını zannettik. civar köylerin hepsi ışıkları kapattı. sabaha kadar evlerden çıt çıkmadı. ertesi gün öğrendik ki silahlar, Trabzonspor’un Barcelona ile yaptığı maçta Hamdi’nin 67.dakikada attığı gole sevinç olarak ateşlenmiş”

Geçen yıl Almanya’nın başkenti Berlin’de, Karadeniz’den 1923 sonrası sürgün edilen Pontoslu Rumların bir gecesine davetliydik.

Bizleri gözyaşlarıyla karşıladılar, kokladılar; memleket kokuyoruz diye. Sonra Vasiliadis adlı bir müzisyen Rumca şarkılar söyledi, horona durdular… Yüzler, mimikler, oyunlar, yemekler, kısaca herşey bizdendi. Orda sesler kısılsaydı ve beyazperdeye aktarılsaydı gördükleriniz, orayı Karadeniz sanardınız, ordakileri de Karadenizli. Oysa doğrusu da buydu.

Vasiliadis’e sorduk nerelisin diye, ”Trabzonluyum” dedi. ”Trabzon Rum’usunuz yani” diye yanıtladık

”hayır” dedi ”Trabzonluyum”. Kendini bildim bileli de Trabzonsporluyum …

Evet İbrahim Hacıosmanoğlu, Trabzonspor Rumların da takımıdır, Ermenilerin de Kürtlerin de…

Bir sen, bir de senin gibi ırkçılar yakışmıyor Trabzonspor’a…

Haddini bilmesi gereken biri varsa, o da sensin İbrahim Hacıosmanoğlu!..