HAPİSTE OLDUĞUNU BİLMEYEN MAHKUM: KEMAL GÖMİ

kemal2

Kemal Gömi 21 senedir hapishanede… 2000 yılında Gömi’ye doktorlar tarafından Rezidüel şizofreni teşhisi konmuş. Kimi zaman ne yaptığının farkında değil, kimi zaman nerede olduğunun. Rezidüel şizofreninin etkilerinden biri hayata negatif bakmak. Kemal Gömi ise ancak hapishanenin demirlerine karşı negatif bakabilmiş. O belki nerede olduğunun çok farkında değil ama dışarıda onu 21 senedir bekleyenler her şeyin farkında özellikle abisi Feyzullah Gömi…

Özgen Aydos

Kemal Gömi’nin serbest bırakılması için imza da toplanmış, eylemler de yapılmış. Ama sonucunda hiçbir şey değişmemiş. Kendi kendine yetemez denilen bir hasta 14 sene boyunca tek başına F tipi cezaevinde kalmış. Şimdi ise Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde kalıyor. Ailenin aklında tek bir soru var:

“Kemal Gömi dışarıya çıkacak mı, çıkamayacak mı?”

Feyzullah bey, Kemal Gömi’nin tutuklanma sürecine kadar yaşanan olayları anlatır mısınız?

Biz aslen Mardin’liyiz. 80 darbesinden sonra İstanbul’a geldik. O zaman İstanbul böyle değildi, çok karışıktı. Herkes yaşam kaygısına, ekonomik mücadeleye girince Kemal’i unuttuk. O nasılsa öğrenciydi, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği okuyordu. Bu yüzden içimiz rahattı. Ama yanlış yaptık, ilgilenmeliydik. Kemal gençlik hevesindeydi. Sonra bir gün radyoda Kemal’in adını duyduk.

Ne deniyordu radyoda?

1993 yılıydı, Kızıltoprak’ta bir çatışma çıkmış. Kemal de vurulmuş.

Kardeşiniz hangi örgüte üyeydi?

DHKP/C.  İşte polisle bir çatışma olmuş. İki kişi vurulmuş. Ama Kemal çatışma anında olay yerinde değilmiş. Olay yerinin bayağı dışarısındaymış. Onu orada bir yerde sıkıştırmış, vurmuşlar. Bir kurşun kafasını sıyırıp geçmiş diğer kurşun koluna gelmiş. Kemal’i öldü diye morga kaldırmışlar, yarım saat sonra fark etmişler ki ölmemiş, bayılmış. Sonra mahkeme süreci başladı. Kemal’in alakası olmayan iki davayı daha Kemal’in üzerine yıktılar. Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmekten müebbet hapis cezası aldı. Hatta aslında idamdı. Hiç unutmuyorum en son mahkemede salona 53 tane polis geldi, salonun arka tarafına geçtiler. Hakim karar verirken önce iyi niyetli olduğunu, hiç sabıkasının olmadığını söyledi. Sonra arka taraftaki polislerle göz göze geldi. Yüz ifadesi değişti. ‘’Sanığın idamına…’’ diye karar verdi ve kalemi kırdı.

 

Sonra Cezaevi süreci başladı. O süreçte kardeşiniz neler yaşadı?

Ümraniye Cezaevi’ndeydi. Yavaş yavaş rahatsızlanmaya başlamıştı. Aslında çocukken de birkaç kere rahatsızlanmıştı ama biz o zaman pek umursamamıştık. Hayata dönüş operasyonu yapıldı o sırada. Operasyondan sonra Kemal ölüm orucuna girdi. Aslında bu tür eylemleri pek desteklemezdi, niye girdi bilmiyorum. Ölüm orucunda 220 gün kaldı, bayağı rahatsızlandı. İki ay Kocaeli Devlet Hastanesi’nde yattı ardından Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne geldi. 35-40 kiloya kadar düşmüştü. Doktor tedavi edebilmek için açlık grevini sona erdirdi. Hastaneden çıktıktan sonra hastalığı büyük ölçüde ilerlemişti.

Siz bu hastalığı fark edebildiniz mi, kardeşinizde ne gibi değişiklikler oldu?

O en başlarda kendini normal sanıyordu. Ama konuşmaları, hareketleri değişmeye başlamıştı. Çok şüpheci olmuştu. Bizden bile şüpheleniyordu. Elektrik direklerinin bizim konuşmalarımızı dinlendiğini düşünüyordu. Kemal hastanelere gide gele hasta olduğunu anladı.

 

Rezidüel şizofreni teşhisi ne zaman kondu?

2000 yılında. O zamandan bu zamana kadar da uğraşıyoruz işte. Kemal’in kendi kendine hayatını devam ettirmesi çok zordu. Hapishanede yaşıyor durumu ağırlaştıkça hastanelere gönderiliyor sonra tekrar hapishaneye gidiyordu. 2010 yılında cumhurbaşkanlığına başvuruda bulundum. Adli tıp karar verirse düşünürüz dediler. Adli tıp bu hasta cumhurbaşkanlığı affına uygundur dedi ama Cumhurbaşkanı affetmedi. Tekrar tekrar dilekçe yazdım, mail attım. En son Cumhurbaşkanı danışmanı aradı artık yetki onun değil Adalet Bakanı’nın dedi. O sırada Kemal’in durumu daha da ağırlaştı. Sincan Cezaevi’ndeki doktor ben sorumluluk almam dedi Metris Cezaevi’ne gönderildi. 5-6 ay sonra tekrar adli tıpa gitti. En son 2014 yılında ceza ehliyeti var dendi. Sonra Mart ayında bize bir telefon geldi. Hapishane müdürü kardeşiniz tahliye oldu dedi, şaşırdık.

Gerçekten tahliye mi olmuş?

Evet, tahliyeymiş ama şöyle bir tahliye hapisten çıkınca tahliye olmuş sayılıyor. Şuanda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde kalıyor. Bir süre daha kalacak adli tıp iyileşti derse hapishaneye dönecek iyileşmedi derse orada kalmaya devam edecek. Aslında kanunen şizofren bir hastayı hapishanede tutmak mümkün değil. Kanun hastanın yüksek güvenlikli bir hastanede kalmasını söylüyor ama öyle bir hastane olmadığı için hapishanede kalıyor.

Şu anda yasal olarak hangi süreçtesiniz?

Hasta mahkumlarıyla ilgili bir yasa çıktı ona dayanarak dilekçe verdik. Ama yasaya göre ağırlaştırılmış müebbet cezası alan hiçbir insan infazdan yararlanamaz. Ama kardeşim ağır bir şizofreni vakası… Ne olacak bilmiyorum ve bu belirsizlik çok yorucu.AİHM’e başvurduk ama orası da cumhurbaşkanının yetkisini sorgulayamayız dediler.

Bunca yıl o orada siz burada zorluklar yaşadınız değil mi?

Hem de nasıl. Annem son zamanlarında Alzheimer hastasıydı herkesi unutmuştu ama bir tek Kemal’i hatırlıyordu. Sonra kardeşlerim sıkıntıdan vefat ettiler. Kemal tüm bu olanları on beş gün önce öğrendi. Ama inanır mısın üzülüp üzülmediğini bile anlayamadım.

Ah kardeşim şuradan çıksa evine gelse diyor musun?

Her gün. O kadar acı çektik ki. Onun baba olmasını çok isterdim biliyor musun? Çocukları çok severdi çünkü. Şimdi de bilmiyorum her şey çok belirsiz, çok yıprandık.

KAYNAK: http://www.cnnturk.com/haber/guncel/hapishanede-oldugunu-bilmeyen-mahkum

Benzer Yazılar