HES’LER İLE NAMUSUMUZA DOKUNMALARINA İZİN Mİ VERECEĞİZ?

KARADENİZ!
TOPRAĞIMIZ, SUYUMUZ ONURUMUZ, NAMUSUMUZ…
HES’LER İLE NAMUSUMUZA DOKUNMALARINA İZİN Mİ VERECEĞİZ?

Devrimci Karadeniz

Toprağı ve aydınlığı seviyoruz… Yaşama sebebimiz… Yeşiliyle, mavisiyle yaşadığımız bu topraklarda istiyoruz ki aldığımız nefesin, soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun, yediğimiz her şeyin tadını çıkaralım… En önemlisi de sağlıkla yaşayalım..
Üstelik de o kadar şanslıyız ki dünya susuzluğu, küresel ısınmayı, yeşilin kayboluşunu tartışırken biz Anadolu’da özellikle de Karadeniz’de en verimli topraklarda en yeşilin içinde, gürül gürül akan sular ortasında yaşıyoruz. Yağan her yağmurda ıslanırken, buz gibi derenin içindeki balıklarla, etrafında yeşeren eşsiz bitkilerle beslenirken birden bire dünyamızı karartan bir uygulamayla karşı karşıya kaldık…

TOPRAĞIMIZA, SUYUMUZA GÖZ DİKTİLER
El değmemiş topraklarımıza, koklayamaya kıyamadığımız bitkilerimize, girmeye doyamadığımız sularımıza göz diktiler… Adına da HES dediler…
Yani… Hidroelektrik Santral… Sermayedarların iştahını kabartan çok para kazanacaklarını umarak her akan suya elektrik üreteceğiz diyerek el koyma hakkını veriyor bu HES’ler…
Elektrik üretmek için 49 yıllığına özel şirketlere verilen bu “HES”leri alan firmalar, sadece sudan elde edilen enerji kullanım hakkını değil, bulundukları bölgelerdeki madencilik, tarım ve suyun tüm kullanım haklarını da ellerine almak istiyorlar.

HER AKARSUYA HES DİKECEKLER
Doğu Karadeniz başta olmak üzere Türkiye’nin neresinde bir akarsu yatağı, kaynağı bulunuyorsa, burada uygun olsun olmasın HES projeleri için çalışmalar yürütülüyor.
Artvin’den Fethiye’ye, Dersim’den Trabzon’a, Sıvas Divriği’den Muğla Yuvarlakçay’a, Rize Çayeli’ndeki Senoz Vadisi’nden Antalya Alakır Vadisi’ne oldukça geniş bir coğrafyada 2 bin HES planlanıyor… Yani neredeyse su akan her yere bir HES dikiyorlar, marifet sanıyorlar…
Ve o kadar rahatlar ki Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, bir günde 350 HES kurma iznini imzaladığını büyük bir açıklıkla anlatabiliyor…

2 BİN HES’İN TELAFİSİ OLMAYACAK
Türkiye genelinde yapılması planlanan 2 bine yakın nehir tipi “HES”ler alternatif bir enerji kaynağı olsa da bu projelerin inşaatı ve işletmesi sırasında uyulması gereken kurallar, yasal düzenlemeler var. Bu kuralların, projelerden etkilenecek yerel halkın ve STK’lerin görüşlerine başvurulmadan belirlenmiş olması, telafisi güç maddi manevi sorun ve sıkıntılara, zaman kaybına yol açıyor. Üstelik sadece Rize’de kurulan 5 HES’in yeterince enerji üretemediğinin ortaya çıkması da her şeyin ne kadar plansız, oldu bittiye getirilerek yapıldığını da ortaya koyuyor…

SERMAYEDAR DEREMİZE GÖZ GÖRE GÖRE EL Mİ KOYACAK?
Tepkiler yükselmediği, bırakın torunumuza çocuğumuza, yaşlılığımıza bile dayanamayacak bir ortamda yaşadığımızı anlatmadıkça, sermayedarlar göz göre göre gelip toprağımızı, suyumuzu, havamızı elimizden alacaklar. Üstelik de bunu kendilerinde hak görecekler… Rize’de ineğini satıp dava açan ve köyünden HES’i kovduran Kazım Delaller’e, Trabzon Solaklı’da iş makinelerinin önüne sopalarıyla çıkan yiğit Karadeniz delikanlılarına, Antalya Alakır Vadisi’nde yargı kararlarına rağmen yapımı tamamlanan HES barajının kapaklarını yeniden açtıran bölge halkına, Lapseki de termik santral için yapılmak istenen ÇED toplantısını basarak santralcilere geçit vermeyen köylü kadınlara daha çok ihtiyacımız var.
KİRLİ DÜZENE KARŞI ÇIKMAYANIN DÜNYASI YOK OLACAK
Toprağını, suyunu, havasını namusu olarak görmeyen, bu kirli düzene karşı çıkmayan herkesi, her köye, her dereye kurulacak HES’ler ile birlikte bölgedeki tüm endemik bitki türlerinin, yabani hayatın yok olacağı bir dünya bekliyor…
Yani o Karadeniz’in fındığıyla, ısırganıyla, lahanasıyla, tüm yeşilliğiyle her yağmur yağışında sanki doğanın tekrar dünyaya gelişinde tanık olduğumuz o harikalar dünyası tümüyle sona erecek…
Bir değil, üç değil, beş değil, 61 hiç değil, yüzbinlerce bitki türünün yok olması ne demek? Zaten kısıtlı olan fındık, çay, meyve bahçeleri ne olacak, su nereden gelecek? Milyarlarca yılda emek emek, hücre hücre oluşan bölgedeki doğal hayat, yaşama sebebimiz sermayedar şirketlerin daha fazla kar etme hırsı yüzünden kısa sürede yok mu olacak…
Sadece kendi ceplerini doldurmak için bizi karanlıkta, susuz, yiyeceksiz bırakmayı planlayan egemenlere, bizi ezenlere yanıtımızı tokat gibi haykırmayacak mıyız?
Ne yapacağız Karadeniz?
Toprağımız, suyumuz namusumuz…
Namusumuza dokunmalarına izin mi vereceğiz?