İSRAİL SAVAŞI ÇOKTAN KAYBETTİ

Cem Akbalık

8 Haziran’da İsrail Filistin’e karşı topyekün bir saldırı başlattı. Hem havadan hem de karadan süren saldırılar sonucu, 600 yüzden fazla Filistinli hayatını keybetti. İsrail, Hamas’a karşı savaştığını öne sürerken, öldürülen insanlara baktığımızda, öldürülenlerin %80′nini siviller olduğunu (The Guardian), sivillerin büyük bir çoğunluğunun ise kadın ve çocuklar olduğunu görüyoruz. Bütün vahşete rağmen, ABD, Fransa ve Almanya Hamas’ı suçlayarak, açık bir şekilde İsrail’den yana tavır aldılar. Müslüman ülkelerin de bir çoğu ya sessiz kalmayı tercih ediyor, ya da Mısır gibi açık bir şekilde İsrail’e destek çıkıyor. Bir de Türkiye gibi, Filistin’den yanamıştı gibi yapıp, İsrail ile her türlü diplomatik, askeri ve ticari ilişkilerini sürdüren, sürdürmekle de yetinmeyip Filistin halkını bombalayan İsrail uçaklarına yakıt veren ve sivillere yönelik katliamlara ortak olan “Müslüman” AKP’yi unutmamak lazım.

Büyük küresel güçlerden aldığı destekle, İsrail savaşı geniş bir alana yaydı. Savaş yayılıp uzadıkça da ölen sivillerin sayısı da arttı. Okullar, BM binası, evler, Camiler, fakülteler, kreşler, hastahaneler vs. İsrail’in attığı bombaların hedefi oldu. İşin komik yanı, dünyanın en teknik ve “güçlü” ordularından biri olan İsrail ordusunun, bütün bunları kendisini korumak için yaptığını söylemesi. İsrail’in askeri, ekonomik ve diplomatik gücünü Filistin’inki ile karşılaştırıp bir sonuca ulaşmak için, her iki tarafın verdiği kayıplara bakmak yeterli. İsrail saldırılarında yüzlerce sivil öldürülürken, Filistinli örgütlerin İsrail’e fırlattığı roketler, kısa menzilli füzeler ve obüslerden dolayı ölen İsrailli saldırısı birkaç kişiyi geçmez. İsrail en büyük kaybı Gazze’ye kara harekatı yptıktan sonra verdi. İddialara göre 25 askeri öldürüldü ve bir tanesi de Hamas tarafından kaçırıldı. Durum böyleyken, İsrail savaşı çoktan kaybetti iddianız havada kalmıyor mu? diyeceksiniz. Kalmıyor. Neden mi? Kısaca anlatmaya çalışayım.

Savaş, sadece politikanın tıkındağı yerde devreye girmiyor.

Tıpkı Filistin’de olduğu gibi, bazı bölgelerde savaş sadece politika tıkandığı zaman devreye girmiyor, sürekli ve sistematik bir politik tarz alıyor. Savaş ve ordu çok farklı boyutları olan “total bir olgu”dur. Savaş, sadece üniformalılar tarfından yürütülmüyor. Üniformasızlar, sadece ödedikleri vergilerle orduları ve savaşı finanse etmiyor, aynı zamanda kendi adına savaşan, kontrol edemedikleri ordu denilen hiyerarşik, kısmen toplumdan ayrılmış, otonom bir görünüm almış bu kapalı ve total kurumun kendilerini temsilen, şu veya bu sebepten dolayı, insanları boğazlamasını, öldürmesini bu gösteri toplumunda sinema izler gibi izliyor. Ordunun ve militarizmin kendine özgü yüzyıllardan beri şekillenen ve diğer toplumsal olgularda içiçe geçerek, onları besleyen, militarizme eden yüzünü bilen, ya da savaşlarda bu durumu fark eden yurttaşlar, bu duruma “hayır” diyebiliyor. Tıpkı “Askere gitmek, var olan siyaseti benimsemektir” diyen İsrailli vicdani redçiler, “Biz sivil öldürmek istemiyoruz” diyen İsrailli pilotlar, savaş ve militarizm karşıtı pasifistler ve İsrailli Anarşistler gibi. ABD ve Avrupa’da yaşayan Yahudilerin ve pasifist savaş karşıtı binlerce insanın, diğer halklara birlikte İsrail’e karşı yürüdüğü gün İsrail çoktan savaşı kaybetti. Çünkü, hiçbir devlet kendisine “başkaldırmış vatandaşlarına” rağmen, bir savaşı sürdüremez. Türkiye’de olduğu gibi, bazı İslamcı grupların sadece Müslümanlık üzerinden hareket ederek, siyonizmi, İsrail devletini bütün İsrail halkıyla ve Yahudilerle bir tutarak, Yahudi düşmanlığı yapması bu durumu değiştirmez.

Not: Türkiye’de devlet ve PKK arasında süren savaş 30 yıl sürdüyse ve binlerce insan öldüyse bu özelikle Türklerin kendi devletlerine tepki göstermemesinden, pasifistlerin ve savaş karşıtlarının güçlü olmamasından kaynaklı.

http://www.harfvolver.com/2014/07/23/israil-savasi-coktan-kaybetti/

Benzer Yazılar