İSVEÇLİ DEVRİMCİLER YPG/YPJ GERİLLARINA SİLAH TEMİNİ İÇİN BAĞIŞ KAMPANYASI BAŞLATTI

Murat Kuseyri / STOCKHOLM

DAİŞ çetelerinin yoğun saldırılarına karşı direnen Kobanê halkı ve YPG gerillalarına İsveç Hükümeti ve batılı ülkelerin insani ve askeri yardımları yapmamasına tepki gösteren İsveçli devrimciler YPG ve YPJ gerilalalarına silah temin etmek amacıyla bir bağış kampanyası başlattı.

İsveç Hükümeti PYD ve YPG’nin çetelere karşı savaşmak üzere silah talebine kulaklarını kapatırken Arbetarmakt (İşçi İktidarı) adlı sosyalist örgütün çağrısı üzerine başlatılan kampanya devam ediyor.

İsveç sol hareketinin Kobanê için başlattığı kampanyayı, Rojava Devrimi hakkındaki düşüncelerini ve tutumunu Arbetarmakt’ın sorumlularından Eudardo Montero ile konuştuk.

Kobanê halkı ve YPG’ye silah temin etmek amacıyla bağış kampanyası başlatmanızın nedenlerini anlatır mısınız?

Rojava ve Suriye’ye yönelik sürdürdüğümüz değişik kampanyalar var. Bunlar daha çok giysi ve ilaç toplamak gibi insani amaçlı kampanyalar. Ama son dönemlerde Kobanê’nin DAİŞ tarafından kuşatıldığını ve YPG ve YPJ’nin hafif ve eski silahlarla işgalcilere karşı direndiklerini gördük. Ancak demokratik olduklarını söyleyen ülkeler ölüm-kalım savaşı veren Kobenê’den gelen silah yardımı taleplerine kulaklarını tıkadı.   Gerillaların silah temin etmelerine yardımcı olmak amacıyla bir bağış kampanyası başlattık.

Neden Rojava ve Kobanê’ye yardım etmek önemli sizce?

Küresel ve Orta-Doğu çapında dünyadaki son gelişmeleri incelediğimizde son yıllarda Rojava’da çok önemli toplumsal değişimlerin yaşandığını görüyoruz. Rojava’da sol güçler önemli bir rol oynuyor. Biz orada sosyalist devrim olduğunu söylemiyoruz. Ama orada ilerici ve demokratik bir sistem oluşturuldu. Rojava’da laik bir sistem var. Dini ve etnik kökenlerinden bağımsız olarak herkese eşit muamele yapılıyor. Kadın-erkek eşitliği sağlanıyor. Örgütlenme ve ifade özgürlüğü güvence altına alınıyor. Bundan dolayı Rojava’daki oluşumu ilerici ve demokratik, sol bir oluşum olarak görüyor ve daha fazla destek vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Rojava devrimi ve Kabanê direnişini desteklemek biz İsveçli devrimciler için enternasyonalist bir görevdir.

Bölge ülkeleri; Suudi Arabistan, Katar, Türkiye işçi sınıfı, dini ve etnik azınlıklara yönelik baskı yapıyor. Bu sistem ve sistemi kuranlar DAİŞ çetelerine karşı gerçek bir alternatif oluşturuyorlar.

Türkiye’nin Kürtlere ve Rojava’ya yönelik politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’nin Orta-Doğu’da büyük bir devlet olma ve bölgeyi tahakkümü altına alma niyeti ve planları var. Bunu gerçekleştirmeleri için önce Türkiye Kürdistan’ında Kürtlerin mücadelelerini bastırmaları gerekiyor.  Rojava’da da Kürtlerin  güçlenmelerini,statü elde etmelerini istemiyor. Bunun Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan Kürtleri etkilemesinden korkuyor. Bu nedenle de DAİŞ çetelerini Kürtlerin mücadelelerini bastırmak, kazanımlarını ortadan kaldırmak için bir araç olarak kullanıyor. Onun için DAİŞ tüm gücüyle Rojava ve Kobanê’ye yükleniyor. Türk devleti ağır kuşatma altında bulunan Kobanê’ye yardım etme yerine Kobanê halkına yardım için gitmeye çalışanları engelliyor. İnsancıl ve askeri yardımları engelliyor. Kobanê’nin düşmesini ve oradaki oluşumun yok edilmesini istiyor.

Daha önce DAİŞ’ı destekleyen ve geliştiren ABD, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerin koalisyon oluşturmalarını DAİŞ mevzilerini bombalamalarını nasıl değerlendirmek gerekir?

Eğer bu güçler Kobanê’yi gerçekten savunmak ve korumak isteselerdi çok daha şiddetli bombalamalar yapabilirlerdi. Direnişcilere silah ve mühimmat göndermek için Türkiye’ye baskı yapabilirlerdi. Ama bunun hiç birini yapmadılar. ABD Orta-Doğu’daki gelişmelerin kendi denetiminden çıkmasını istemiyor. Eğer YPG güçleri tek başlarına DAİŞ çetelerini yenilgiye uğratırsa bu PKK ve Kürtleri güçlendirecektir. PKK’nin yanı sıra sol güçleri, devrimci hareketleri de güçlendirecektir. Bunu istemediği için müdahale etmek ve bombalamak zorunda kalıyor. Kobanê’yi kendisinin kurtardığını iddia etmeyi ve prestij kazanmayı amaçlıyor. Ama DAİŞ’ı tam olarak ortadan kaldırmak da istemiyorlar. Kontrol altına almaya çalışıyorlar.

Kobanê ve Rojava’ya El Kaide bağlantılı çeteler iki yıldan beri saldırıyor. Ama 1 ay öncesine kadar, Kobanê ağır kuşatma altına alınana kadar dünyanın olanları görmezden gelmesini nasıl yorumlamak gerekiyor?

Bu konuda bizlerin sorumluluğu var. Kendimize eleştirel yaklaşmamız gerekiyor. Biz Kobanê’ye silah alınması için kampanyayı şimdi değil o zaman başlatmalıydık. Ama bunun da değişik nedenleri var. Herşeyden önce Suriye’de çok karmaşık bir durum var. Orada olanlar hakkında sağlıklı bilgi almak zor. Ayrıca DAİŞ’ın yol açacağı tehlikeleri tam olarak kavradığımızı da söyleyemem. Onların güçlü, dinamik faşist bir örgütlenmeye sahip olduklarını bilmiyorduk.

Devrimci örgütlerin Kürtlerin mücadelesine yeterli desteği verdiğini düşünüyor musunuz? 1970’li yıllarda Vietnam, Kamboçya ve Latin Amerika ülkeleri için devrimci örgütler büyük kampanyalar yürütürken bugün aynı desteğin Kürtlere gösterilmemesinin nedenleri nelerdir?

Bunun en önemli nedenlerinden biri devrimci hareketin gerileme sürecinde olması. Bir diğer nedeni de Kürtlerin parçalanmış olmaları ve pek çok Kürt parti ve örgütünün olması. Medyada Irak’taki Federal Kürt Bölge yönetimi geniş yer aldı. Orada aşiretler üzerinde inşa edilen parti ve örgütlerin eğemenliği var. Emperyalistlerle ve siyonistlerle işbirliği yaptılar. KDP bölgede Wasington ve Tel Aviv’in temsilcisi gibi davrandı. Bush’un Irak’ı işgal etmesine destek verdiler. Diğer Kürt örgütlerini de arkadan hançerlediler. Türk devletiyle anlaşıp Rojava’daki oluşumu ortadan kaldırmaya çalıştılar. Türk devletinin PKK’nın üstlerini bombalamasına izin verdiler. İşte tüm bunlar devrimcilerin ve sol hareketlerin Kürtlere kuşkuyla bakmalarına yol açtı.

PYD’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rojava’da demokratik devrimi gerçekleştiren ilerici bir parti olarak değerlendiriyoruz. Onlar ABD ve İsrail’le işbirliği yapmadılar. Ankara’nın emrine girmeyi ve diğer Kürt partilerine düşmanlık yapmayı reddettiler. Onun yerine PKK ile birlikte davranmayıı yeğlediler. İşte bundan dolayı emperyalist blok, Türkiye ve Federal Kürt Bölge yönetimi Kobanê ve Rojava’ya yardım etmiyor. Tüm bunlardan dolayı sosyalist ve devrimcilerin PYD, YPG ve Rojava’yı daha fazla desteklemesi gerekiyor. Silah için para toplamanın yanı sıra oraya halka yardım edecek gönüllüler yollamamız gerekir.

Kobanê’ye silah satın almak için bağış kampanyası başlatma düşüncesi nasıl oluştu?

Kobanê’nin kuşatma altında olduğunu ve direniş gösteren YPG’nin hafif silahlarla kendini savunmak zorunda kaldıklarını ve onlara yardım edilmesi gerektiğini görüyorduk. Almanya’daki devrimci grupların silah temini için bağış kampanyası başlatmalarından sonra aynı şeyi burada da yapmamız gerektiğini düşündük.

Bu kampanyayı aynı zamanda Kobanê’ye silah göndermeyen Batılı ülkelere karşı bir baskı unsuru olarak da görmek gerekir. Biz imza kampanyaları yerine silah için bağış kampanyası düzenleyerek, 1 milyon Euro gibi para toplamayı hedefleyerek Avrupa ülkelerinin hükümetlerine Rojava ve Kobanê’nin yanında olduğumuz, onların direnişlerine destek verdiğimiz mesajını iletiyoruz. Ayrıca DAİŞ çeteleri Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerinin parlamentolarında yapılan tartışmalarla, diplomatik girişimlerle durdurulamaz. Onları durdurmanın ve ortadan kaldırmanın tek yolu şiddettir. YPG bunu 1970’li yııllarda kalma eski slahlarla başaramaz. Tanklara,toplara ve gelişkin silahlara ihtiyaçları var.

İsveç yıllardır Suudi Arabistan ve diktatörlere silah ihraç ediyor.  DAİŞ çetelerinin soykırımı ile karşı karşıya bulunan Rojava ve Kobanê’deki demokratik rejime silah göndermeyi reddediyor. Diktatörlere silah satanlar pek ala Rojava’ya silah yardımında bulunabilirler. Ama bu kendiliğinden gerçekleşmez. Bunun için baskıya gereksinim var. Biz bu kampanyanın buna hizmet edeceğini düşünüyoruz.

KAYNAK: http://www.firatnews.com/news/guncel/kobane-direnisini-desteklemek-enternasyonalist-bir-gorevdir.htm

Benzer Yazılar