İTTİHATÇILARIN 1 KASIM’I

Hitler imparatorlugu 28/10/2015 İTTİHATÇILARIN 1 KASIM’I için yorumlar kapalı
İTTİHATÇILARIN 1 KASIM’I

İsmail Taylan Kaya

1 Kasım 1918 Cuma

Talat Paşa’nın başkanlığında toplanan kongre İttihat ve Terakki’yi feshetti.

Enver, Talat, Cemal Paşalar, Beyrut Valisi Azmi, polis müdürü Bedri, Dr. Nazım, Dr. Bahaeddin Şakir ve Cemal Azmi Bey, gizli bir operasyonla ülkeden kaçmaya hazırlanıyorlardı. Cumayı cumartesine bağlayacak o gece Alman bayrağı taşıyan bir torpido, ektiklerini biçmesinler diye onları Sivastopol’daki Alman karargâhına kaçıracaktı.
Dönemin tanığı ve bu gizli operasyonun mimarı, Deniz Yüzbaşı Hermann Baltzer’in (1888-1967) 1933 yılında yayımladığı anılarından öğrenebildiğimiz detaylar kaçışın son derece dikkatli planlandığı ve her şeyden önemlisi Almanya’nın İttihatçıların hamisi olduğunu kanıtlar niteliktedir.

“ Ülkeyi iyi tanıyanlar düşürülen hükümet üyelerinin sonlarının hiç de iyi olmayacağını tahmin edebilir. Daha şimdiden şehirde eski iktidar sahiplerinden birkaçının Galata Köprüsü üzerindeki sokak fenerlerinin direklerinde son nefeslerini vereceklerine dair konuşmalar duyulmaya başlandı.”

Korkuyorlardı…

“1 Kasım 1918’de İstanbul’daki Alman Akdeniz Filosu Kurmay Başkanlığında Türkiye’nin bizim yanımızda savaşa girmesi yüzünden borçlu olduğumuz düşen hükümetin bakanlarına nasıl yardımda bulunabileceğimiz konuşuldu.”

Kurmayın en genç subayı olan Baltzer bizzat kendisinin hazırladığı planı sundu, kabul edilince derhal operasyona başlandı.

“Akşam saat 21.00’ de Türk Askerî Demiryolları’nın kurmay subayı Yüzbaşı Kurz ile birlikte Galata Köprüsü’ne gittik. Köprünün İstanbul yakasında bekleyen küçük gemi ile Boğaz’a açıldık. Kız Kulesi önlerine geldiğimizde borda fenerlerini yaktık. Saat 22.00’ ye doğru gemimiz sessizce Moda limanına girdi. Gemiyi rıhtıma yeni bağlamıştık ki bir takım beyler bize doğru dikkatlice yaklaştılar ve daha önceden belirlediğimiz parolayı, söylediler.“

Parola “Enver ”’di. Enver nasıl ki diğerlerine yükselişin kapılarını açmışsa, şimdi de kurtuluşun kapılarını aralayacaktı…

“Gemiye eski sadrazam Talât Paşa, Polis müdürü Bedri Bey ve beş kişi daha bindi. Herkesin yanında yalnızca küçük bir bavul vardı. Benim davetim üzerine bu beyler geminin kamarasına girdiler ve hemen başlarındaki fesleri çıkararak birer şapka taktılar.”

Şapkalar, Pera’da bir Rum’un dükkânından temin edilmişti. Bindikleri gemi en kudretli misafirlerini almak üzere Arnavutköy kıyılarına yanaştı. Enver Paşa yanındakilerle gemiye binerek hızla kamaraya doğru ilerdi. Moda’dan binenleri selamladıktan sonra, kaptana Cemal Paşa’nın boğaza nazır yalısının önünden alınacağını bildirdi.

“ Hızlı bir biçimde şehre doğru yol almaya başladık. Ortaköy’deki beyaz camiyi geçtik. Gemimizden boğazdaki yalıların siluetlerini ve evlerin gölgelerini görüyorduk. Anadolu ve Rumeli hisarlarını geçtik.”

Heyecan içinde yol alıyorlardı. Bir ara gecenin karanlığından fark edemedikleri balıkçı kayıklarının ağlarına takıldılar. Şans eseri geminin pervanesi zarar görmeden kurtuldular. Gemi saat 23.00’ de Boyacıköy koyuna girdi. Cılız bir ışıkla haberleştikleri kayık gemiye doğru yanaşmaya başladı. Cemal Paşa geliyordu işte…

“Bir zamanların korkulan muhteşem Cemal Paşa’sı gemiye bindi. O da yanına küçük bir bavul almıştı. İçeri girer girmez o da fesini çıkararak bir şapka giydi.“

Gece yarısına doğru Tarabya önlerinde “R-1” torpidosunun borda iskelesine yanaştılar. Baltzer, ittihatçılar torpidoya binerlerken, torpidonun personeline talimatları vererek geriye döndü.

2 Kasım Cumartesi günü, sabah saat 08.00’ de R-1 torpidosu telsizle Türk karasularını terk ettiğini ve açık denizde olduğunu bildirdi. 3 Kasım 1918 Pazar günü Sivastopol Limanı’nda indiler R-1’den.

Enver Paşa, kara gözlüklerini takmış ve kılık değiştirmiş olarak Alman Karargâhına gitti. Kafkasya’ya gidebileceği bir araç tedarik etmeye çalışıyordu. Almanlar bu talebine olumlu bir cevap vermediler. Kendi imkânlarıyla gittiği Kafkasya’da kaçamayacağı sonu, sabırla kendisini bekliyordu.

Talât Paşa, Sivastopol’dan sonra Berlin’e gitti. İttihat ve Terakki’yi yeniden örgütleyip çalışmalarına başladı. 15 Mart 1921’de Berlin’in Charlottenburg semtindeki Hardenbergstrasse’deki evinin önünde Soğomon Tehliryan ile karşılaşana kadar rahat bir hayat yaşadı.

Trabzon Kasabı olarak bilinen Cemal Azmi ve 1910’daki Jön Türk Kongresi’nde Ermeni tehcirini gündeme getiren ve kanunun çıkmasından sonra tehciri planlayıp uygulayan asıl kişi olan Bahaeddin Şakir, 17 Nisan 1922 günü gezmeye çıkmışlardı, evlerine dönemediler.

Cemal Paşa, Sivastopol’dan Berlin’e, Afganistan’dan Tiflis’e savrulup durdu. Yolu, 21 Temmuz 1922’de Karekin Lalayan ve Sergo Vartanyan ile kesişene kadar memlekete dönme hayalleri bile kuruyordu.

Bedri Bey, cumhuriyetten sonra yurda döndü. Eski Van Valisi Cevdet Belbez ve kardeşleri ile İttihat ve Terakki´nin Hariciye Bakanı Halil Menteşe ile İnkişaf şirketinde ticaret ile uğraştı. Mithat Şükrü Bleda da daha sonra şirkete ortak oldu.

Dr. Nazım Bey 1922’de İzmir’e yerleşip siyasetten elini eteğini çekti. Cumhuriyetin ilanından sonra bacanağı dışişleri bakanı Doktor Tevfik Rüştü Aras başta olma üzere eski İttihatçılarla görüşmeye devam etti. 1926’da Mustafa Kemal’e karşı düzenlenmesi planlanan İzmir Suikastı iddialarıyla tutuklandı. İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanıp 26 Ağustos 1926’da idam edildi.

Yoruma Kapalı.