KALANLAR MI AĞLIYORDU ARKASINDAN GİDENLERİN (PONTOS SÜRGÜNLERİNE SAYGIYLA)

Hitler imparatorlugu 30/05/2014 KALANLAR MI AĞLIYORDU ARKASINDAN GİDENLERİN (PONTOS SÜRGÜNLERİNE SAYGIYLA) için yorumlar kapalı
KALANLAR MI AĞLIYORDU ARKASINDAN GİDENLERİN (PONTOS SÜRGÜNLERİNE SAYGIYLA)

Burhan Öztürk

gemiler yanaştı trabzon açıklarına demirlediler
filikalar sandallar yanaştı limana gün açmadan
şehr-i hakim zevat biliyordu vazifesini
ferman çıkmış karar evvelinde idi fermanın

mahle mahle tellal salındı şehre gümbür gümbür
arafil sotka faroz ve sair
ilan edildi ki akşam inince şehre kalmayacak hiç kimse
kara bir boya sürüldü kapılara tek tek

gayri haram bize bu eller bu şehir bu sokaklar
böyle buyurdu devlet-i osman fermanla
bu gece bu ay ışığı bu ötüşü gece kuşlarının
bu bahar müjdesi bu koku bu memleket

ocakta yemek pişiyordu ağlar denizdeydi henüz
çocuklar okulda açıktı dükkanlar semerciler başında
bu pazar düğünü vardı marianın cenazesi kalkmamıştı hristonun
yarın olsun bakarız demişti aleko bakarız demişti hacı halile

dün gece boztepe sırtlarına çıkmışlardı ak köpüklü at arabalarıyla
mangallar yanmış semaverde fokurdamıştı sular köpüklü kahveler içilmişti
yoksul evinde ağustos böcekleri misali ölgün ışıklar yanıyordu
kuyuda su sepette ekmek denizde balık vardı tanrıya şükür

tellal salındı mahle mahle sokak sokak ev ev isim isim
ilan olundu ki yarın sabah limandan kalkacak sandallar
filikalar ve sair araçlar açıkta demirlemiş gemilere taşıyacaklar
bilinmez kaç yüzyıldır bu toprakları yurdu edinmişleri

kundakta bebeler teneşirde ölüler gerdekte gelinler
hamuru daha henüz karmıştı fırıncı nikos
kadınlar pazarının arkasında çorbacı yanni haşlamayı ocağa koymuştu
arabacı kosta atları koşmaktaydı cift tekere ustaca

sıhhıyeler telkariler bakırcılar aşçılar kunduracılar
ve sair esnafı zanaatkarı trapezusun ve sair eşrafı
arabacısı hammalı lağımcısı kayıkçısı bostancısı
şehrin ortasına düşen gök gürültüsüyle sağır olmuşlardı

biline ki yarın sabah gün doğmadan ilan edilenler
yarın sabah gün doğmadan kapıları kara boyalarla boyananlar
yarın sabah gün doğmadan yüzyıllardır burda doğanlar
limana varmalıydılar arkalarına bakmadan

bir rüyadan uyanır gibi bir hışmile kana boyanır gibi
bir kelime etmeden önce çocuklar ve kadınlar sonra
sonra bir bakış geride kalanlara mezara yoksul evlere
elde avuçta ne vardı ki ne alsın geride ne kalsın ve nereye uzar bu gidiş

sabah olmadan henüz gün açmadan denizin üstüne
çolçocuk yaşlı genç kadın kızan yolunu tuttu limanın
karanlıktı sokaklar susmuştu utançtan duvarlar konuşmuyordu
sarmaşıklar boynu bükük sardunyalar çaresiz herkes içine ağlıyordu

tellal buyurmuştu kalkacak gemilere binemeyenlerin
yolunu şaşıranların komşuya sığınanların ve dahi kaçanların
ve dahi burası benim yurdum diyenlerin ve dahi gitmek istemeyenlerin
sorumlu olmayacaktı akıbetlerinden devlet-i osmani

bir bakraç yoğurt bir koca mısır ekmeği üç beş koçan mısır
ve bir dal karayemiş fidanı koparmış kocakarı mari
can suyunu vermiş peştamalına sardığı fidana mahle çeşmesinden
sonra can havli tutmuşlar limanın yolunu trapezusta daha gün doğmamıştır

mezarları evleri sokak aralarında sesleri kaldı geride mahsun
acıyı tarif etmek imkansızdı ses yoktu ağlamıyorduda kimse
taş kaldırımlar dar sokaklar içini çekerken derin
kalanlar mı ağlıyordu arkasından gidenlerin

Yoruma Kapalı.