KARADENİZ, KARADENİZ OLALI BÖYLE BİR KARANLIK YAŞAMAMIŞTIR

Tamer ÇİLİNGİR

1906’da başlayan 1919’da ise soykırıma dönüşen Pontos Rumlarına yönelik katliamlar, Hitler’e esin kaynağı olacak örneklerle doludur. Öyle ki İstanbul’dan Rize’ye kadar ki kıyı şeridinde ve bu kıyı şeridinin iç kesimlerinde neredeyse Pontos Rumlarının kanıyla sulanmamış tek bir köy yoktur.

Anadolu’nun onurlu, namuslu biliminsanları, araştırmacılar nerdeyse üzerinen bir asır geçmiş olan bu soykırıma dair artık seslerini çıkarmalıdırlar. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti resmi tarihçileri dışındaki tüm kaynaklar özellikle 1919 ile 1923 yılları arasında Karadeniz’de 300 ile 350 bin Pontos Rum’unun katledildiğini; bir soykırımı yapıldığını söylemektedir.

tehcirSoruyoruz;

1919 yılına kadar

Amasya’da bulunan 603 kiliseye, 518 Pontos Rum okuluna ne olmuştur?

Niksar’da bulunan 135 kiliseye, 106 Pontos Rum okuluna ne olmuştur?

Trabzon’da bulunan 127 kiliseye, 106 Pontos Rum okuluna ne olmuştur?

Tokat’ta bulunan 182 kiliseye, 152 Pontos Rum okuluna ne olmuştur?

Maçka’da bulunan 53 kiliseye, 45 Pontos Rum okuluna ne olmuştur?

Şebinkarahisar’da bulunan 74 kiliseye, 55 Pontos Rum okuluna ne olmuştur?

Sinop’tan Bafra’ya, Samsun’dan Giresun’a kadarki bölgedeki yüzlerce kiliseye ve Pontos Rum okullarına ne olmuştur?

Bu rakamları biz uydurmadık, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bağlı olarak varlığını devam ettiren Patrikhanenin kayıtlarında var bu sayılar. Devletin resmi belgeleridir. Sadece bu veriler takip edilerek yapılacak bilimsel araştırmalarla resmi tarihin yalanları deşifre edilebilecekken, bu tür bilimsel çalışmalara izin verilmemekte, devletin arşivleri araştırmacılara yasaklanarak, yalan hikayelerle bu yaşananlar yaşanmamış gibi gösterilmeye devam edilmektedir. Bu tür araştırmalara girişenler tehdit edilmekte, Pontos Rum Soykırımı’na ilişkin söz edenler, ”Yunan ajanlığı” ile, ”emperyalistlerin maşası” olmakla, ”vatan hainliği” ile suçlanmaktadır.

Ülkemizde ilk kez Türkçeye çevirilen Dido Sotiriyu’nun ”Benden Selam Anadolu’ya” adlı romanı hakkında çevirmen Atilla Tokatlı hakkında 1970 yılında ”Türklüğe hakaret ettiği” iddiasıyla dava açılmıştır mesela. Atilla Tokatlı romanda Türklüğe hakaret olmadığı, aksine Türk ordusuna övgüler olduğunu belirtince, askeri savcı ”Git işine” der, ”Türk ordusunu övmek palikaryaya mı kalmış” Bu olayı Atilla Tolatlı’dan bir anı olarak Remzi İnanç yazmış, Yaba dergisinin Temmuz-Ağustos sayısındaki ”Edebiyat ve Milliyetçilik” başlıklı yazısında. (palikarya modern Elence’de delikanlı anlamında kullanırken, Türkiye egemen sınıfları bu sözcüğü küçümseme, aşağılama amaçlı, serseri, başıboş anlamında kullanmaktadır)

Rum’a, Yahudi’ye, Ermeni’ye, Süryani’ye sövmek resmi ideolojinin, şovenizmin Anadolu’da vazgeçilmez bir üslubudur.

14 Aralık 2008 tarihli Hürriyet gazetesi, Yunanistan’da öğrencilerin protesto gösterilerinde gençlerin Nazım Hikmet’in dizelerinden pankart yaptıklarını bildiren haberi ”Palikarya dünyaya Nazım Hikmet’le seslendi” başlığıyla verir.

Vartan1950’li yıllarda Kıbrıs meselesi her alevlendiğinde kalabalıkları sokağa salıp ”Kahpe Yunan, Alçak Palikarya”, ”Kıbrıs Türktür, Türk Kalacak, Kahrolsun Komünistler” diye bağırtırlardı. Pek çok kentte sık sık devlet mitingleri yapıp, ilk ve orta öğrenim çocularını uygun adımla o mitinglere götürürlerdi. Ama Türkiye burjuva medyası Yunanistan halkına hala aynı şekilde hakaret ediyor.

Eh karşıdan da size ”Barbar Türk” yanıtının gelmesinden daha normal ne olabilir acaba?

Hala birilerine ”Rum dölü” diyerek hakaret ediliyor.

Karadeniz’de Rumca konuşan insanlarla yapılan kimi sohbetlerde, ”siz Rum musunuz?” sorularına muhatap olanlar, hakarete uğramış gibi savunmaya geçip, Türk olduklarını, Müslüman olduklarını ispat etmeye çalışıyor…

Ermeni, Rum, Süryani olmanın, bugünlerde Kürt olmanın da aşağılık bir durum olduğunu sanan insanlar yetiştirdiniz. Oysa hiç kimse milliyetini seçemezdi.

Ve yalan bir tarih yazarak, gerçeklere ulaşılmasını engellemek istediniz. Çünkü gerçeklerle, doğrularla yol alamayacaktınız. Tüm iletişim kaynaklarından yararlanarak yaklaşık yüz yıldır bu yalanlarınızı kitlelere anlatıyorsunuz…