KARADENİZ KIYISI TÜRK KUVVETLERİ BAŞKOMUTANI YOLDAŞ OSMAN AĞA’YA

Tamer Çilingir

Günlerdir önümde duran mektuplar bana, ben mektuplara bakıyorum.  ’’Bunları nasıl yazacağım?’’ diyor bir yanım. Ve arıyorum güvendiğim, görüşlerine saygı duyduğum, öngörülü insanları, mektuplardan bahsediyor, fikirlerini alıyorum. En azından kitaba kadar beklemek, kitapta mektuplardan bahsetmek konusunda netim ama…
Yunanistan’da Atina’daki 19 Mayıs Pontos Soykırımı Anmasındaki bir fotoğraf takılıyor gözüme. Mustafa Kemal ve Lenin’in fotoğrafları yan yana ve ikisinin de üzerine kırmızı çarpı atılmış. İçime bir acı saplanıyor.

Doğu Konferansında yaşananları biliyorum, Mustafa Kemal’e antiemperyalist sıfatının yakıştırıldığını hatta bir sandık altın hikayesinden de haberdarım. İlk sosyalist deneyim olan Ekim Devrimi’nin ilk yıllarında herşeyi doğru ve sağlıklı hayata geçirememiş olma ihtimali, sosyalizme halel getirecek bir durum da değil ayrıca.
Lenin böyle bir soykırımı desteklemiş olamaz, asla, bilmiyordur olan biteni, yanlış bilgilendirilmiştir sözcükleri ardı sıra geliyor dudaklarıma, üstelik sadece kendimle konuşurken.

ZİNOVYEV: ULUSAL VE DEMOKRATİK TÜRK HAREKETİNİ DESTEKLİYORUM
Sonra Sovyetler Birliği’ni temsilen Zinovyev’in 1 Eylül 1920 tarihinde, Bakü’de, Birinci Doğu Halklar Kurultayı’ndaki konuşmasından şu bölüm geliyor gözlerimin önüne.
’’(…)
Sizin de bildiğiniz gibi yoldaşlar, Sovyet Hükümeti, Kemal Paşa’dan desteğini esirgemiyor. Onun yönettiği hareketin bir komünist hareketi olmadığını unutmuyoruz; onu biliyoruz. Önümde Ankara’daki halk hükümetinin ilk meclis oturumunun steno ile yazılmış özetleri var; orada Kemal Paşa kendisi sultanın ve halifenin kişiliğinin kutsal ve saldırılamaz olduğunu söylüyor.
Kemal Paşa’nın yönettiği hareket halifenin ‘kutsal kişiliğini’ düşmanların elinden kurtarmayı amaçlıyor. Bu komunistçe bir görüş mü? Hayır! Ama biz yığınların dini duygularına saygı duyuyoruz ve onlara başka bir anlayışın da verilebileceğini biliyoruz. Tabii bu uzun çalışma yılları ister.
(…)
Bugün, henüz gerçek çıkarlarının nerede olduğunu anlayamayan Türkleri bunu yarın anlayacakladır. Onları desteklemek, onlara yardım etmek ve ülkelerinde gerçek bir halk devrimi patlamasını beklemek zorundayız; böylelikle çabucak ve sonsuza dek sultanları ve diğer önyargılarla ilgili saplantıları unutacaklardır. Büyük kardeş olarak bu hareketi hızlandıralm, diyor komünist işçi.
Ulusal ve demokratik Türk hareketini destekliyorum, diyor komünist işçi…’’[1]

Bu sözler, Bolşeviklerin birilerince kandırılmış olmadığını göstermiyor mu? Ankara’daki meclis tutanakları ellerinde Zinovyev’in. Ve Kemal Paşa’nın saltanatın kutsal kişiliğine ilişkin sözlerinin yanı sıra henüz gerçek çıkarlarının nerede olduğunu anlamayan Türklerden bahsedip bir halk devrimini beklediklerini söyleyip, ulusal ve demokratik Türk hareketini desteklemekten sözediyor Zinovyev ama kendisinin de belirtiği nedenlerden ötürü bu hareketin demokratik bir yanı yok. Peki neden Bolşevikler Mustafa Kemal’den desteklerini esirgemiyorlar?
Mustafa Kemal’in İngiliz emperyalizmi ile bir kavgada olduğunu da söylüyor konuşmasının bir bölümünde Zinovyev. İşte Mustafa Kemal’i desteklemek için akla yatkın tek gerekçe bu olsa gerek. Ama Mustafa Kemal’in İngilizlere karşı bir kavga yürüttüğü de tartışmalı değil mi?

İNGİLİZLERLE SAVAŞ OLMADI
İngilizler Ankara’nın güçleriyle doğrudan çarpışmaya girmediler çünkü Birinci Paylaşım Savaşı’ndaki büyük kayıplarından sonra yeni bir savaşa devam edecek askeri, mali ve moral güçleri yoktu. İngiliz kamuoyu, bu yüzden  hükümete destek vermiyordu.
İngilizlerin esas işlevi, Yunanistan’ın Küçük Asya’ya çıkarılmasıydı.
Ama iki yıl geçmeden İngiltere hükümeti, 14 Nisan 1921’de, Türk-Yunan Savaşı’nda kesin tarafsızlığını belirten notasını Yunan hükümetine bildirdi.

Aslında olan biten, Jöntürklerin Birinci Paylaşım Savaşı sırasında efendileri olan Almanların buyruğuyla başlattıkları Hristiyan uluslara yönelik soykırımı projelerini savaşı kaybettikten sonra yeni efendileri olan İngilizler ile birlikte sürdürmeye devam etmeleriydi. Yoksa ortada ne ’’yedi düvel’’ vardı ne de bu düvel-i muazzamaya karşı yürütülen bir ’’kurtuluş savaşı’’ Cumhuriyet ilan edildikten sonra hızla asimilasyon politikaları hayata geçecek, sonra sıra Alevilere ve Kürtlere gelecekti. Ve yüzyıl boyunca kan kusturacaklardı halklara.
Zinovyev’in ’’ulusal ve demokratik Türk hareketi’’nden beklediği gerçek bir halk devrimi de olmayacaktı.

SOVYETLERDEN KEMALİSTLERE GELEN YARDIMLAR 
Ayşe Hür’ün aktardığına göre; Mustafa Kemal’in isteğiyle Sovyet Rusya’nın yardım olanaklarını araştırmak üzere Moskova’ya gönderilen Halil (Kut) Paşa, Temmuz 1920’de geri dönerken, yanında 400 kilo külçe altın getirmişti. Eylülde ise Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey tarafından 1 milyon ruble daha getirildi. Bu yardımları başkaları izledi.
Fahir Armaoğlu’nun Sovyet belgelerinden aktardığına göre, iki ülke arasında imzalanan 16 Mart 1921 tarihli Moskova Anlaşması’ndan sonraki bir yılda, Sovyet Rusya, Ankara Hükümeti’ne karşılıksız olarak 39.275 tüfek, 327 makineli tüfek, 54 top, 62.986.000 tüfek mermisi, 147.079 top mermisi, 1.000 atımlık top barutu, 4.000 el bombası, 4.000 şarapnel mermisi, 1.500 kılıç, 20 bin gaz maskesi ve 10 milyon altın ruble yardım göndermişti. Değişik kaynaklarda değinilen Sovyet Rusya’nın veremediği silahların Almanlardan alınması için Almanya’ya gönderilen 1.760.000 ruble, İtalya’daki bir hesaba yatırılan 1 veya 3 milyon İtalyan Lireti, Sovyet Rusya temsilcileri Danilof ve Bagirof tarafından getirilen 200 kilo külçe altın ile Sovyet Rusya’nın parasal yardımı 17,5 milyon rubleye yaklaşıyordu. Ayrıca yüksek miktarda gıda ve tahıl yardımları vardı.
Burada bir parantez açıyor Ayşe Hür; 1920 yılında Buhara Cumhuriyeti’nin ilk ve son cumhurbaşkanı olan Osman Hoca’nın iddiasına göre, Buharalı Müslümanlar, Ankara’ya verilmek üzere Moskova’ya 100 milyon ruble teslim etmişti. Ama bu konuların uzmanı olan Alptekin Müderrisoğlu, arşivlerde Buhara Cumhuriyeti’nden gönderilen yardımlara dair bir belgeye rastlamadığını söylemekte. Parantezi kapatıp devam edersek, Ukrayna ve Kırım’daki Kızıl Orduların komutanı, Komünist Parti Politbüro Üyesi Mikhael Frunze’nin 13 Aralık 1921 tarihinde Ankara’ya gelmesi; 1922’nin ilk günlerinde de Sovyet Rusya’nın ilk Ankara Sefiri Simeon I. Aralof’un göreve başlamasıyla Ankara-Moskova ilişkileri daha da sıcaklaşmış, Sovyet Rusya’nın geniş çaplı askeri yardımları 1922 yılı boyunca sürmüştü. Bu yakın ilişki Lozan Barış Görüşmeleri sırasında Boğazlar konusunda Ankara’nın Britanya’nın tezlerine yaklaşması ile sıcaklığını yitirmekle birlikte Aralık 1925’te iki ülke arasında bir dostluk ve saldırmazlık paktı imzalanacaktı.[2]

ERMENİ SOYKIRIMI SUÇLUSU DOĞU HALKLARI KURULTAYI’NA KATILDI
Sadece bununla da bitmiyor aslında… Eylül 1920’de Bakü’de toplanan Birinci Doğu Halkları Kurultayı’nın davetlileri arasında Ermenilere yönelik soykırımının en büyük sorumlularından Dr. Bahaddin Şakir’in varlığı da göze çarpar… İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı’nın Bakü Temsilcisi olan Dr. Şakir, 1921 ilkbaharında bu örgütün Moskova’da yapılan kongresine bile katılır… Dr. Bahaddin Şakir’i bu topraklarda yitip giden 1.5 milyon Ermeni çok iyi tanır… 14 Mayıs 1915’te İstanbul Hükümeti tarafından çıkarılan Tehcir Kanunu’nu uygulama görevi Teşkilat-ı Mahsusa’ya verilmişti. Teşkilatın bölüm şefi Bahattin Şakir, 1910’da Jön Türk Kongresi’nde Ermeni tehcirini gündeme getiren de kişidir aynı zamanda. Kanunun çıkmasından sonra tehciri planlayıp asıl uygulayan baş sorumlulardan biridir… 1918’de Mondros Mütarekesi’ndan sonra “Nemrut Mustafa Divanı” adıyla anılan mahkeme tarafından gıyabında yargılanarak “savaş çıkarmak” ve ” Ermeni katliamı” nedeniyle idama mahkûm edilen Bahaddin Şakir’in Doğu Halkları Kurultayı’nda ne işi olur diye sormadan edemiyor insan…

Üçüncü Enternasyonel’in ikinci kongresinde kararlaştırılan ve dünyanın en önemli olayı olarak lanse edilen kurultayın başkanlığını kim yapıyordu dersiniz? Lenin’in sağ kolu olarak bilinen Alexander Zinovyev…

Tüm bunları okurken, insanın aklına şu da geliyor tabii? Sovyetler Birliği ile Ankara Hükümeti arasındaki ilişkiler nasıl kurulmuştu ve en önemlisi bu bağlantıyı kim sağlıyordu? Araştırmalarım derinleştikçe o döneme ait bazı mektupları okurken, çok tanıdık bir isimle karşılaştım: Topal Osman… Mektuplarda hitap edilen kişi, Pontos Rum Soykırımı’nda ve Koçgiri katliamlarında boy göstermiş Giresunlu halk düşmanı katil Topal Osman’dır..

Türk ve Müslüman ulus devlet kurmak amacıyla bu toprakları hristiyanlardan temizleme projesinin ikinci ayağı Karadeniz Rumları’nın soykırıma uğratılmasında en önemli isimdir Topal Osman… Karadeniz’de hayatları sönen binlerce Rum ve vicdanlı Müslümanlar çok iyi bilir Topal Osman ismini… Sovyet yetkililerinin gönderdikleri mektuplardan da anlaşılır ki Topal Osman aracılığıyla Ankara Hükümeti’ne silah başta olmak üzere birçok konuda yardım yapılmıştır…

 

Karadeniz Kıyısı Türk Kuvvetleri Başkomutanı Yoldaş Osman Ağa’ya

Karadeniz Teknik Üniversitesi okutmanlarından Veysel Usta, Giresun’da musiki ile ilgili birkaç sayfalık notun çevirisi için gittiği bir ziyaret sırasında Osman Fikret Topallı’nın Topal Osman ile ilgili bir çok belgeyi de barındıran, o döneme ait yayınlanmamış hatırat/günlüğüne ulaşır. Osman Fikret Topallı, Topal Osman’nın yakınında bulunan ve döneme ilişkin bir çok olayın da tanığıdır. Ve bu hatırat bir kitap olarak da yayınlanır.[3] Belgeler arasında Sovyet görevlilerin Topal Osman’a yazdığı bazı mektuplar  da vardır.
Bu mektuplara dair olanı biteni yorumlamayı sadece kendi başıma yapmanın doğru olmadığı kanısına vardım. Bu mektuplara dair, döneme ilişkin duyarlı, araştırmacı herkesin söyleyecek sözü olacaktır diye düşünüyorum. İşte günlerdir önümde durup, onların bana, benim onlara bakıp durduğum mektuplar:

Muhterem Ağa Her ne kadar şahsınızı tanımıyor isem de vatan fedakarı olduğunuz, Rusya Sovyet hükümetlerinde, iştima merkezlerinde, nutuklarda şerefli ve şan şöhretli isminiz alkışlanmıştır. Taraf-alilerinden gönderilen memur-ı mahsusa Hüseyin Efendi ile yarın alessabah Yekaterinodar şehrine hareket ediyoruz. İstediğiniz kadar silah tedarik. Plehanov Zinin iltimasıyla her halde alacağımızı ümit ediyorum. 25 Ağustos 1336 ( 1920) Atinalı Kolafadisi

 

 

Tuapse Dağı 28 Eylül 1920 Karadeniz Kıyısı Türk Kuvvetleri Başkomutanı Yoldaş Osman Ağa’ya Saygıdeğer Yoldaşım! Hem Türk hem de Rus Bağımsız Cumhuriyetleri’nin çıkarlarının bekçiliğini yapan Türk misyonunun temsilcileriyle doğrudan temas kurarak, önemli ulusal sorunların çözümü için alınan kararlar doğrultusunda her türlü yardımı gösteriyorum. Teknik işlerin gerçekleşmesi için temel ihtiyaçlar konusunda aşırı sıkıntı çekerken eğer mümkünse, Türk Cumhuriyeti’nin mevcut stoklarında olanların sevkini geri çevireceğim. Kendi açımdan, zamanı gelince, koşulsuz en dostane ilişkilerle, mevcut önemli işlerde her türlü yardıma hazırım. Dost selamıyla 9.Deniz Ordusu Bölüğü Şefi Lebedev

 

 

Sovyetler Birliği Kayıt Noktası No:6 Kafkas Cephesi kayıtlarına göre 23 Eylül 1920 yılı No:87 Kızıl Ordu Anadolu Kıyıları Giresun Şehri Komunist Parti Temsilcisine Partide dendiği gibi Merhaba sevgili yoldaş, Sizi komunistçe selamlıyor ve bildiriyorum. Gönderdiğiniz proletarya çocukları için sizlere minnettarız. Silahlar hakkındaki ricanız yerine getirilecek, çoğu zaten gönderiliyor ve sizin emrinizde olacak. Hüseyin Efendiyev ve Hüseyin Kalafaciyeva’nın selamları var. Onlar 25 Ağustos tarihinde silahları almak için Yekaterinodar’a geliyorlar. Ele geçirilen gemi malzemelerinin gönderilmesini bekliyorum.Türklerin durumu hakkında bilgi edinebilmemiz için benimle devamlı temas kurmanızı rica ediyorum. Sovyet Rusya hakkında bilgi verme sırası benimdir. Kırım gazeteniz varsa acilen bana gönderiniz. Adresim: Kafkas Cephesi, 6 numaralı Kayıt Noktası Tuapse Şefi Plehanov Zinin

 

 

 

1)Değerli Osman Ağa sizden grup kartları çıkarmanızı ve birkaç tane göndermenizi rica ediyorum. 2)Askeri kıyafetlerinizin temini için bize birkaç silahlandırılmış kişi gönderiniz. Ve bu vesileyle sizden birkaç takım göndermenizi rica ediyorum; hazır sivil elbise malzemeleri, çoraplar vs. 3)Gömlek ve elbiseleri yıkamaya malzeme, kolonya, sigara ve daha fazlası… 4)En önemlisi 100 şişe konyak göndermeyi unutmayınız. Siz genel olarak daha zenginsiniz ama size ihtiyacınız olandan fazlasını gönderme sırası bizdedir. İhtiyacınız olanlar size Yoldaş Hüseyin Efendiyev tarafından gönderilecektir. 5)Biz onunla dostça yaşıyoruz ve hatta ben kendimi ona bıraktım. Birlikte faydalandığımız konuk odası için teşekkür ederim. Size komunist selamıyla görüşünceye kadar hoşçakalın diyorum. Yoldaş Plehanov Zinin

 

 

Giresun’da Yoldaş Başkan Osman Ağa’ya Saygıdeğer Yoldaş, Eğer sizin için ilk fırsatta, koyu , mavi veya siyah renkte erkek kıyafetleri malzemesi ve 12 metrelik siyah kumaştan bayan ceketi, bir çift 35 numara bayan ayakkabısı, bir-iki düzine erkek çorabı göndermeniz zor olmayacaksa geri çevirmemenizi rica ederim. Ve tabii ki, yardımcılarım için bir tane koyu mavi veya siyah kumaştan erkek elbisesi, siyah kumaştan erkek elbisesi, siyah kumaştan palto, bir-iki düzine erkek çorabı, bir çift 28 numara erkek ayakkabısı rica ediyorum. Sizi saygıyla selamlıyorum Liman Komiseri (İmza)

 

 

[1] Baku 1920, Birinci Doğu Halkları Kurultayı Belgeleri, Koral Yayınları, İkinci Basım Nisan 1990, Sayfa 49/52

[2]  Ayşe Hür’ün Kaynakları: Alptekin Müderrisoğlu, Kurtuluş Savaşı Mali Kaynakları, 2 Cilt, Kastaş A.Ş. Yayınları, 1988; Kazım Özalp, Milli Mücadele 1919-1922, 2 Cilt, TTK Yayınları, 1971 ve 1972; Fahir Armaoğlu, Siyasi Tarih, 1789-1960, Sevinç Matbaası, 1964; Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele, Cem Yayınları, 1976; Gotthard Jaeschke, Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri, TTK Yayınları, 1991; Ömer Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri (1919-1926), SBF Yayınları, 1978; Celal Erikan, Kurtuluş Savaşı Tarihi, Hazırlayan: Rıdvan Akın, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2008.

[3] Müdafaa-i Hukuk ve İstiklal Harbi Tarihinde Giresun, Osman Fikret Topallı Hatıratı, Hazırlayan Veysel Usta, Serander Yayınları, Temmuz 2011

Benzer Yazılar