KEŞİŞİN TORUNLARI

Devrimci Karadeniz 19/01/2016 KEŞİŞİN TORUNLARI için yorumlar kapalı
KEŞİŞİN TORUNLARI

İsmail Taylan Kaya

“Keşiş’in Torunları”
Halvori’nin Vankı yani Surp Garabed Vank’ına götürdü beni. 38’den öncesine… Yağmalanmamış, yıkılmamış, talan edilmemiş manastırın serin salonunda nemli duvarlara dokunuyor parmak uçlarım. Pamuklara sarılmış pırlantayı andıran bir kemik parçası parlıyor süslü kutusunda. Kimimiz İmam Huseyn’nin orta parmağının ucudur diyor, kimimiz Surp Garabed’in sağ kolundan geriye kalan… Kızılbaşı, Ermenisi kurban kesiyor önünde, niyaza duruyor…

Sonra bir yel kalkıyor dağların ardından, kasırga oluyor 38’de. Önüne ne kattıysa alıp götürüyor. Bir açıyorum gözlerimi, Vank yıkılmış, yağmalanmış. Keşişin çocukları diğer Dersimliler gibi savrulmuşlar yabana… Kimi Türk olmuş, kimi Kürt… Kimi Alevi olmuş, kimi Sunni… Keşiş dedelerini unutmamışlar ama…

Dersim’de kırımın adı “Tertele” dir. 1915’e ‘ Terteleo Veren (Önceki Tertele), 1938’e ise Terteleo Peyen (Sonraki Tertele) denir. “Keşiş’in Torunları” iki kırımın birbirinin içine geçtiği bir dramı gözler önüne seriyor.

Sevgili Kazım Gündoğan bu kitabı şimdi yazmasaydı; belki birkaç yıl sonra, bir daha hiçbir şey yazılamayacaktı bu konuda… Keşişin torunları da yitip gitseydi yani, ne kalacaktı Vank’tan geride?

“Bu kitapta, gerek 1895 kırımı gerekse de 1915 Ermeni Tertelesinde, Dersim’de Ermeni halkının hem mülkiyetinin el değiştirmesi hem de dilini, dinini ve kültürel bütünlüğünü yitirmesi, yaşadıkları topraklardan sürülmesi gerçeğinin peşine düşülüyor.surp garabet 1

Dersimli Ermenilerin önemli bir kısmı yaşamlarını kurtarıyorlar belki ama mülkiyetlerini, inançlarını ve sosyal statülerini kaybediyorlar. Terteleden kurtulan Ermeniler Dersim’de değişik aşiretlerin yanında var olma mücadelesi veriyorlar ve bir tanığın ifadesiyle, sahibi oldukları topraklarda “maraba” oluyorlar…

Bu kitap, 1937-38 Dersim Tertelesinden sağ çıkan Vanklı ve Zımekli Hıristiyan Ermenilerin öykülerinden oluşuyor. 1915 Tertelesi’nden sonra Dersim’de kurumsal varlığı korunabilen tek ibadet yeri olan Halvori Surp Garabed manastırı bombalanarak yıkılıyor. Köydeki Aleviler ve Keşişin sülalesi katlediliyor ve tesadüfen kurtulan az sayıdaki aile fertleri de Türkiye’nin değişik yerlerine sürgüne gönderiliyor. Bu çalışmada söz konusu bireylerin öyküleri toplanıp gün ışığına çıkarıldı. Kaybedilmiş bu Hıristiyan topluluğun üyeleri Isparta, İzmir, Dersim, Bolu, İstanbul, Almanya ve Fransa’da bulundu, görüşmeler yapıldı. Tertele öncesi yaşamları, Tertele süreci, sürgün ve zorunlu iskân dönemi, Türkleştirme, İslamlaştırma, Alevileşme süreçlerine dair hatırlamaları ve yaşama tutunma biçimleri kaydedilerek birer belgeye dönüştürüldü.

Dersim, Osmanlı devleti için bir sorundu. Cumhuriyet Devleti de Dersim’i sorun görmeye devam etti/ediyor. Devletin tüm halkları Türkleştirme ve Sünni-İslamlaştırma politikası, yaklaşık 20 yıl (1926-1947) boyunca Dersim’de son derece planlı ve acımasızca uygulandı. Bu kitaba konu olan araştırma sürecinde, 1926 yılından itibaren uygulanmaya başlanan Şark Islahat Planı’nın 1947, hatta yer yer 1950 yılına kadar merkezi olarak uygulandığı çok net olarak görülmektedir.

“Keşiş’in Torunları” bir bakıma devletin Dersim meselesi içinde özel bir “Dersimli Ermeniler meselesi” olduğunun ipuçlarını veriyor.”

Sevgili Kazım Ağabey iki yıl önce bu projeden bahsettiğinde, yükünün bu denli ağır olduğunu tahmin edememiştim. Fakat görüyorum ki layıkıyla altından kalkmış ve güneş yüzü görmeyen koca bir yeraltı şehrinde, alevi hiç sönmeyecek bir meşale yakmış. Varlığını bildiğimiz ama hiç görmediğimiz o şehrin sokaklarında dolaşıyoruz şimdi. Eline, yüreğine sağlık…

Yoruma Kapalı.