KİMİ AYDINLARIN, PONTOS RUM SOYKIRIMI ÇIKMAZI

Tamer Çilingir

1912-1923 yılları arasında yaşanmış Hristiyan uluslara yönelik soykırımı tek bir başlıkla dile getirmek yerine, 1915‘e odaklanmak; sadece Ermeni Soykırımından bahsetmek, kimi aydın, entellektüel kesimlerin bir çıkmazıdır.

Kuşkusuz daha düne kadar soykırımının sözcük olarak kendisi dahi ifade edilemezken, bugün bunların konuşuluyor ve tartışılıyor olması olumlu bir gelişmedir.

Ermeni Soykırımı 1915’de gerçekleştiğine göre, pekala Kemalistler açısından savunusu yapılabilecek bir durum vardır ortada. Suç Osmanlı’ya daha doğrusu İttihatçıların üzerine atılabilecektir. Nitekim o tarihlerde de aynen bunu yapmışlardır. Bir yandan soykırımı suçlularının ailelerine maaşlar bağlanıp, isimleri meydanlara, okullara verilip ödüllendirilirken öte yandan yemin billah kendilerinin İttihatçılarla ilgilerinin olmadığını propaganda etmişlerdir.

Kemalizmle hesaplaşamayanların çıkmazı burda ortaya çıkar. Kemalizme  ‘‘anti-emperyalist‘‘, ‘‘küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesimi‘‘ payesi biçenler açısından Ermeni Soykırımı bir yere kadar kabul edilebilecektir. Zira bu soykırımın yaşandığı tarihsel süreç İttihatçıların iktidarına denk düşmektedir.

 

KEMALİZMDEN KOPAMAYANLAR

Oysa Pontos Rum Soykırımı tam da Kemalistlerin sözde ‘‘bağımsızlık‘‘ mücadelesi verdiklerini iddia ettikleri tarihe denk düşer. 1918’e kadarki süreci kapsayan 1.Jöntürk döneminde de 150 bin Pontos Rum’u katledilmiş olmasına rağmen aslolarak soykırımı diye tanımlanacak süreç, 2. Jöntürk döneminde toplam 353 bin Rumun katli ile Kemalistlerce tamamlanacaktı. Aslında bu iki dönemi birbirinden ayrı değil, birlikte değerlendirmek gerekirken, resmi tarihin yazıcılarınca ikinci dönemin adı ‘‘kurtuluş savaşı‘‘na çıkacaktır.

Böylelikle ‘‘yedi düvele karşı ulusal kurtuluş savaşı‘‘ verilirken ortaya çıkan her türlü isyan, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi verenlere karşı olduğu için ‘‘gericidir‘‘. Bu hem resmi tarihçilerin, hem de kendine aydın, entellektüel, sosyalist deyip de, Kemalizmden kopamayan sözde muhalif kesimlerin ortak görüşüdür.

Sünni Müslümanlık ve Türklükle temeli şekilledirilen cumhuriyet, bir yere kadar Ermeni soykırımı suçlusu olmaktan kurtarılabilecekken, Pontos Rum soykırımından kaçacak yeri yoktur.

 

ŞOVENİZM BUNUN NERESİNDE?

İşte bu yüzden kendine aydın, entellektüel, sosyalist deyip de, Kemalizmden kopamayanların Pontos‘a dair konuşabildikleri tek şey ‘’Mübadele’’ dir ancak. Mübadele ile suç ortaklığına Lozan’da Yunanistan ve diğer emperyalist devletler de dahil edildiğinden, ‘‘o kadar kusur kadı kızında da olur‘‘ der gibi utangaç bir eleştiri yaptıklarını varsayalım. Ama, Varlık vergisinden, 6-7 Eylül’den, 1964 Rum sürgününden de bahsedebilirler; ‘‘kemalizmden uzaklaşanların uygulamalarıdır bunlar‘‘ deyip.

Soykırımından sözetmemelerinin sebebi ortada belge falan olmadığından değildir elbette; tam tersine ortalık belge, döküman doludur, görmek isteyene…

Pontos Rum Soykırımını dile getirmenin sakıncalarının başında, cumhuriyetin kuruluşuna karşı çıkmak vardır. Pontos Rum Soykırımının olduğunu savunmak demek, failinin Mustafa Kemal ve arkadaşları olduğunu söylemek demektir. Hatta ‘’Kurtuluş Savaşı’’nın bir masal olduğunu söylemektir. Mustafa Kemal’e biçilen ‘’anti-emperyalist’’ nitelemesinin yalan olduğunu ifade etmektir.

Pontos/Pontus sözcüğünü duyduklarında,  işte bu yüzden, egemenler gibi onlarin da tüyleri diken diken olur.

Bir de bu tavırlarına yönelik ‘‘şovenizm‘‘ eleştirilerine, kırgın yanıtlar verirler. Sahi şovenizm bunun neresinde?

Benzer Yazılar

No Responses