KİTLELERİN RUHU

Ferhan Şaylıman

Berkin Elvan’ı son yolculuğuna uğurlayan yüz binler “Gezi Direnişi” ruhunun katlanarak büyüdüğünü bir kez daha ortaya koydular. Gezi, yalnızca Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesinde zulme, baskıya karşı direnişin sembolü haline geldi. Haziran Direnişi ülkemizde artık kanıksadığımız, duymazdan geldiğimiz, gördüğümüzde başımızı çevirdiğimiz haksızlıklara yönelik vicdanlarının sesini dinleyenlerin hareketi olarak doğmuştu. Berkin’in peşinden ağıtlar yakarak yürüyenler, vicdanlarının seslerini dinlemeye devam edeceklerini, bu yöndeki kararlılıklarını bir kez daha ortaya koydular.

Şunu belirtmekte fayda var: Özellikle iktidar kanadının sözcülüğüne soyunmuş olanların, Gezi eylemlerini ve devamında tsunami gibi oluşan, uygulanan baskılara karşı tepki dalgalarını, birkaç provakatif ve marjinal grubun hareketi biçiminde yansıtmaya çalışmaları, çaresizliklerinin sonucudur. Dün Başbakan’ın televizyonda Mustafa Karaalioğlu’nun çanak sorusuna verdiği yanıt, bunun somut örneğidir. Karaalioğlu azarlanmaktan korkarcasına ‘’ Bir kur artışı, bir dalgalanma oldu. Bugün Berkin Elvan’ın ölümü üzerine, provakatif olaylar üzerine kur hareketli oldu.’’ gibi ne olduğu belirsiz mırıldanmalarına, Erdoğan’ın ‘’Türkiye o işleri aştı. Bunlar ani rüzgar gibidir, gelir geçer. Geçen Mayıs’ta, Haziran’ da da aynı şeyleri yaptılar. Kendi kendini piyasa topladı. Bugün sabah olumsuz şeyler oldu. Borsa akşama doğru yükselmeye başladı. Faiz yine kendi rayına oturdu.’’ biçimindeki yanıtı hangi ahlaki kriterlerle açıklanır, onu gerçekten bilmiyorum ama, geçen Haziran’dan bu yana yaşananların ani rüzgar olmadığı, zaman içerisinde apaçık ortaya çıktı.

Ortaya çıkan iki önemli gerçek daha var. Bunlardan birincisi iki günden bu yana polisin meydanları dolduranlara yönelik acımasızca uyguladığı şiddet. Dillendirilmeye başlayan bir senaryoya göre, Erdoğan’ın ortamı gererek istediği sonuca ulaşma iddiası 30 Mart ve sonrasının en çok tartışılacak konularından birisi gibi görünüyor. Dün polisin meydanları dolduran kitleye karşı vahşiliğe varan saldırıları ortamı germe iddiasının hiç de yabana atılmaması gerektiğini kanıtlıyordu.

Son gerçekse Türkiye’nin gelecekte nasıl bir eksen üzerine biçimleneceğini bütün ağırlığıyla tartışmaya açacak gibi görünüyor. Aslında bu geçen Haziran’da yüzleştiğimiz bir gerçekti. Yüzde 70’lere varan çoğunluğunu genç yaş grubunun oluşturduğu bu kitle, şu anda seçim meydanlarında boy gösteren siyasi partilerin uzağında duruyorlar.

Gezi ruhu anlaşılmayı bekleyen bir hareket.

Dün Berkin Elvan’ın peşinden yürüyen kitlenin özlemlerini, korkularını, umutlarını, rüyalarını, bugüne ve geleceğe yönelik beklentilerini, insana, hayata bakış açılarını anlayabilecek bir siyasi örgütlenme ne yazık ki yok. Seçim meydanlarında boy gösteren partilerin kullandığı dille, dün Berkin’i son yolculuğuna uğurladıktan sonra polisin gözü dönmüşçesine uyguladığı şiddete karşı inatla direnenlerin dili arasında uçurumlar var.

Dün bir kez daha anlaşıldı ki, Haziran Direnişi’yle meydanlara akan kitleler, kendilerini sahiplenecek örgütlerini arayarak devam ediyorlar yollarına.

Benzer Yazılar