LOZAN MI DEDİNİZ?

Tamer Çilingir

Ortada tartışılan ciddi bir mesele de yok aslında.
Gündem değiştirme konusunda ‘ustalığını’ ispat etmiş Erdoğan kliği, ortaya bu kez de ’’Lozan’ı  zafer diye yutturmaya çalışıyorlar’’ başlıklı sözde bir tartışma konusu atıverdi.

Diyor ki:
’’1920’de bize Sevr’i gösterdiler, 1923’te Lozan’a bizi razı ettiler. Birileri de Lozan’ı ‘zafer’ diye yutturmaya çalıştı. Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan’da verdik. Zafer bu mu? Oralar bizimdi. Oralarda bizim camilerimiz, mabetlerimiz var ama şu anda hâlâ Ege’de kıta sahanlığı ne olacak, havada, denizde ne olacak bunları konuşuyoruz, hâlâ bunun mücadelesini veriyoruz.’’
Lozan’da olan bir tartışma, bir mücadele miydi gerçekten?
Ordusu dağıtılmış, dünya savaşının mağluplarından Osmanlı’nın geride kalan son topraklarında kurulması kararlaştırılan devlet (Türkiye Cumhuriyeti) nasıl kuruldu?
Savaşın galiplerinin 1918’den itibaren üzerinde değişik fikirlerle tartışarak nihayetinde karar verdikleri yeni devlet, Rusya’da Bolşeviklerin iktidar olması ile oluşan yeni koşullardan dolayı, Lozan’da tescil edildi. Öncesinde Alman efendilerle başlatılan Hristiyan sermayesine yönelik gasp ile planlanan tek etnik kimlikli, tek dinli, tek mezhepli devlet projesinin, yeni efendileri İngilizlerle sürdürülmesiydi olan biten. Ermeni ve Süryanilerle başlayıp yarım kalan proje Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla bu kez başta Pontos olmak üzere Küçük Asya Rumlarının imhasını hedefliyordu.

İngilizler de bir yandan Yunan askerinin İzmir’e çıkmasını teşvik ederken öte yandan Mustafa Kemal ve arkadaşlarına Samsun vizesi vererek yeni devletin nasıl bir süreç izleyerek oluşacağını belirliyordu.

Sözde kurtuluş savaşı diye anlatılan süreçte İslamcılar özellikle Pontos’ta Rumların soykırıma uğratılmasında Kemalistlere karşı çıkmadıkları gibi her türlü desteği de verdiler. İngilizlerle ilişkilerinden söz etmeye dahi gerek yok. Al birini vur ötekine.
Erdoğan kliğinin Lozan ile ilgili söylediği güya bir savaşla elde edilen zaferin, masada geri kazanımlarla sonlandırılması yalanıdır.
Size Lozan’ı İngilizler bahşetti.

Bu devleti bal gibi de İngilizler ve diğer emperyalistlerin izniyle kurdunuz. Yedi düvele karşı savaştık, kurtuluş savaşı verdik masallarını bırakın artık. İslamcınız da, kemalistiniz de İngilizlerle koyun koyunaydınız. Bu tarihi birlikte yazdınız.
Binlerce yıldır o topraklarda doğanları (Ermeni, Süryani, Pontos ve Küçük Asya Rumlarını) sürgün ettiniz, soykırımına uğrattınız, asimile ettiniz. Bunları da islamcısı, kemalisti el birliğiyle yaptınız.
Kurduğunuz devlet kan üzerine kuruldu. Aranızda bu konuda hiç sorun olmadı.
Cumhuriyet tarihi boyunca, muhaliflerin, sosyalistlerin, işçi ve emekçilerin hak, özgürlük, eşitlik taleplerinde el ele, kol kolaydınız.
Uyduruk sözde ‘tarih’ tartışmalarıyla, sözde aranızda ideolojik farklılıklar varmış gibi kimi kandırıyorsunuz?
Erdoğan kliğinin ortaya attığı bu Lozan meselesi, tarihi bir tartışma yürütmek değil, gündemi değiştirmek, gündemi belirlemekten öte bir anlam taşımıyor ne yazık ki.

Kendi gündemimizi belirleyemediğimizde, onların gündemi oluruz.
Yapmamız gereken Trabzon’u kaybetmemektir.
PERDERE LA TREBİSONDA / Trabzonu kaybetme[1]
[1] Gemicilikte ”Yolunu Şaşırma” manasında kullanılan İtalyanca terim.
(Trabzon gemiler için gözle görünen bir referans noktası idi ve onu göremeyen yönünü kaybediyordu; pusula ya da kuzey yıldızı gibiydi. )