MODERN DÜNYA’DA ANTİK YUNANCA (PONTOS RUMCASI) ROMEYİKA

Cambridge Üniversitesi’nin web sitesinden alınmıştır.

Çeviri: Devrimci Karadeniz

https://youtu.be/0EID-xA6Nj8

TÜM TUHAFLIKLARA RAĞMEN: MODERN DÜNYA’DA ANTİK YUNANCA

Ortaçağ zamanlarına kadar, Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında, Trabzon bölgesi, Yunanca konuşan dünyanın kalbinde yer alıyordu. Amazonların efsanevi krallığı milattan önce 7. ve 8. Yüzyıllarda Yunanlar tarafından kolonileştirildi ve Jason ve mürettebatı olan 50 Argonot’un Altın Post’u arama görevinde Karadeniz’i geçmek için yolculuğa başlamalarıyla Yunan mitolojisinde ölümsüzleştirildi. 

Dikkate değerdir ki, yıllar boyunca tarihte, kültürde, sosyo-politik hayatta olan binlerce değişikliğe rağmen, Küçük Asya’nın bu izole ve dağlık kuzeydoğu bölgesinin insanları hala Yunanca konuşuyor. Romeyka olarak bilinen diyalektin eşsizliği, dilin geçmişinde ve bugününde büyüleyici bir pencere açıyor. Modern ve Ortaçağ Dilleri Fakültesi’nde Roma Filolojisi üzerine üniversite öğretim üyeliği yapan ve Kraliçe’nin Koleji’nde Dilbilimsel Çalışmalar’da akademi üyesi ve yönetim kurulu üyesi olan Doktor Yoanna Sitaridou ile Romeyika keşfediliyor.

TÜKENMENİN EŞİĞİNDE
Romeyka, milattan önce 4. ve milattan sonraki 4. Yüzyıllarda Küçük Asya’da Helen etkisinin zirvede olduğu dönemde konuşulan; Helenistik ve Roma zamanının Yunancası ile paylaştığı şaşırtıcı sayıda özellikle dilbilimsel bir altın madeni sağlıyor.

‘Romeyka her ne kadar güçlükle tanımlanıyor olsa da Modern Yunancanın bir ağzıdır.’ diye açıklıyor Doktor Sitaridou. ‘Romeyka etkileyici sayıda gramatik özellik muhafaza etmiş ki bu gramatik özellikler dilin yapısına Antik Yunanca tadı veriyor ve bu özellikler diğer Modern Yunanca çeşitlerinden tamamen kaybolmuş durumda.’.

Dindar Müslümanlar olarak, Trabzon bölgesindeki Romeyka konuşurları, 1923 yılındaki Lozan Antlaşmasına göre yapılan Türkiye ve Yunanistan arasındaki büyük nüfus mübadelesinden muaf kalmışlardı. Yunanistan’a Hıristiyanların, Türkiye’ye Müslümanların yeniden yerleştirilmesi için dini belirleyici kriter olarak kullanan Antlaşma, iki ülke arasında yaklaşık 2 milyon insanın göç ettirilmesiyle sonuçlandı. Pontus için sonuç, Yunanca konuşan Hıristiyanların terk etmesi, Yunanca konuşan Müslümanların küçük yerleşim birimleri olarak kalması şeklinde oldu.

Trabzon’dan tekrarlanan göç dalgaları, Türkçe konuşan çoğunluğun etkisini ikiye katladı ve bu ağzı savunmasız şekilde yok olmaya terk etti (UNESCO Pontus Yunancasını ‘kesinlikle tehlikede’ olarak işaretlemiştir). Doktor Sitaridou ‘Bölgede kalan en azından 5 bin konuşmacıyla, Romeyka çok geçmeden yaşayan bir dil yerine miras dil haline gelebilir’, ‘Onun kaybıyla Yunan dilinin nasıl geliştiğinin kilidini açacak benzersiz bir fırsat da kaybedilecektir’ diyor.

DİL HARİTASI
Doktor Sitaridou’nun araştırma projesi bu üzerinde az çalışılmış diyalektiğin sırlarını ortaya çıkartıyor. Onun hem bir dilin gramatik kurallarını, cümle yapısını inceleyen sentaks üzerine, hem de bir dilin neden ve nasıl değiştiği üzerine uzmanlığı var. ‘Romeyka ile bu iki konuda çalışmak üzere harika bir fırsatım var. Diyalekt sadece şuan geçerli olan dilbilim teorisine şüpheler getirecek öğeleri kanıtlamakla kalmıyor aynı zamanda bize gelişen bir dilin canlı bir örneğini sunuyor’.

1980’lerden beri Pontus diyalektiği ile ilgili öncü araştırmayı gerçekleştiren Profesör Peter Mackridge (Oxford Üniversitesi) ile işbirliğinin yanı sıra, Doktor Sitaridou, Doktor Hakan Özkan (Münster Üniversitesi), Profesör Stavroula Tsiplakou (Açık Kıbrıs Üniversitesi), Meertens Enstitüsü ve üç doktora öğrencisi olan Stergios Chatzikyriakidis, Petros Karatsareas ve Dimitrios Michelioudakis ile çalışıyor.

Onun işinin merkezinde, Pontus’taki köyleri ziyaret edip dilin haritasını çıkartmak –nasıl işliyor, ne kadar küçük çeşitleme ortaya çıkmış (synchrony olarak bilinir), şekilsel ve sözdizimsel yapı zamanla nasıl değişmiş (diachrony)  gibi başlıklar bulunmaktadır. Bilgiler hikâyeler anlatan köylülerin video ve ses kayıtları üzerinden toplanmaktadır. Bunun yanı sıra dilin yapısını çözmek için gerekli olan kompleks bilgileri toplamak üzere, Doktor Sitaridou tarafından dizayn edilmiş özel anketler de kullanılmaktadır.

GEÇMİŞTEKİ PENCERE
Bu dilin değişimini incelemek, herkesin de tahmin edeceği gibi zordur çünkü bize düşündüklerinin gramatik olarak doğru olup olmadığını gösterecek yaşayan konuşmacı sayısı azdır (Sadece yazılı metinlerden neyin gramatik olduğunu anlayabiliyoruz). Eski metinlerin bolluğuna rağmen Yunancanın tarihinin incelenmesinde bir değişiklik olmuyor.

Tehlikedeki Diller ve Kültürler için Cambridge Grubu’nun (CELC) da bir üyesi olan Doktor Sitaridou, şöyle söylüyor: “Grameri geçmişin diline daha yakın olan bireylerle konuşabildiğimizi farz edelim, modern diyalektiğin yeni gramerini ortaya çıkartmakla kalmayacağız aynı zamanda geçmişteki dilin bazı formlarını da anlayacağız. İşte Romeykanın bize sunduğu fırsat budur”.

MASTARLARIN SONU
Doktor Sitaridou’nun geçen Mart ayında Kraliçe’nin Koleji, Cambridge’te yaptığı, Romeyka hakkında yapılmış ilk konferansta duyurduğu üzere, çalışmanın sonuçları daha şimdiden dikkat çekici: “Yunancanın antik formlarının aksine mastar kullanımı, bugün diğer bütün Yunanca diyalektiklerinde kaybolmuştur –eğer kaybolmasaydı Modern Yunanca konuşurları Gitmek istiyorum yerine İstiyorum ki gideyim diyeceklerdi. Fakat Romeyka, mastar kullanımını Yunan dili dünyasında muhafaza etmiş tek örnek olmakla kalmıyor, bununla beraber daha önce görülmemiş –belki sadece Roma dillerinde bulunabilir- mastara ait ilginç yapılar da sunuyor.”.

Hepsinden şaşırtıcı olanı, şimdiye kadar sonuçların Romeykanın Antik Yunancaya diğer Modern Yunanca diyalektiklerinden daha yakın olduğunu göstermesidir. Diğerleri çoğunlukla 7. ve 13. yüzyıllar arasında konuşulmuş olan Ortaçağ Yunancasından doğmuştur.

‘GERÇEK ZAMANDA’ DEĞİŞİM
Doktor Sitaridou’nun çalışmasının hedefinde Pontus Yunancasının nasıl geliştiğini ortaya çıkartmak var. “Biliyoruz ki antik zamanlardan beri Pontus’ta Yunanca daima konuşulmaktaydı ve şu da tahmin edilebilir ki bölgenin diğer Yunanca konuşan dünyadan coğrafî olarak ayrılmış olması, dilin bugünkü şeklinde olmasında önemli bir faktördür. Henüz bilmediğimiz şey ise Romeykanın diğer Yunanca diyalektikleri gibi aynı yolla oluşup sonradan kendi eşsiz karakteristik yapısını geliştirerek Antik Yunancaya benzer bir hal alıp almadığı ya da diğer Yunanca diyalektiklerinin aksine Yunancanın daha eski bir yapısından kaynaklanıp geliştiği, diğer diyalektiklerle bağlantısı olmadığından antik özellikleri koruyup korumadığıdır.” diyor, Doktor Sitaridou.

Buna rağmen, Romeyka Türkçe ile etkileşimin bir sonucu olarak hayli yenilik de gösteriyor. Bu konuda Doktor Sitaridou, Türk ve Kafkas dillerinin diyalektiğin evrimini belirlemede ne gibi etkileri olduğunu modellemekle ilgileniyor. Romeykanın sosyo-tarihsel ve dilsel bağlamı göze alındığında, şunu belirtiyor, “Pontus’ta dil etkileşimi sonucu nelerin kazanıldığını ya da nelerin kaybedildiğini belirlemek için mükemmele yakın deneysel koşullar var”.
Bu tip araştırmaların, kültürler iletişime geçtiğinde neler olduğunun yanı sıra insanların benlik anlayışları, kültürel kimlik gibi konularda dilin fonksiyonlarını anlamada etkisi, nasıl oluyorsa, çok daha nüfuzlu.
Büyük-büyükbabaları bu bölgeden olan Doktor Sitaridou, inanıyor ki dilbilimsel kanıtlar dilin evrimi konusundaki düğümleri çözmeye yardımcı olacak; bu düğümün bizi tüm yolun başına, Jason ve Argonotların zamanına götürüp götürmeyeceğini ve bizi daha başka sürprizlerin bekleyip beklemediğini hep birlikte göreceğiz.

Benzer Yazılar