KARADENİZ TEŞKİLAT-I MAHSUSASI VE MUSTAFA KEMAL’İN ”EMİCE”Sİ KATİL İPSİZ RECEP

ipsiz recepTamer Çilingir

KARADENİZ TEŞKİLAT-I MAHSUSA’SI

1914 yılının başlarında Karadeniz’e bir bela bulaşır. Belanın adı Teşkilat-ı Mahsusa’dır. Başını Kara Kemallerin, Hamal Feritlerin, Hasan Basrilerin, Memduh Şevketlerin çektiği bu grup, daha sonra Erzurum’da örgütlenen ve başını Bahaeddin Şakir, Reşit Bey, Ruşeni Barkın ve Ömer Naci’nin de içinde bulunduğu grupla birleşerek Karadeniz’de Teşkilat-ı Mahsusa adlı kanlı örgütü kurarlar. İlk işleri Trabzon’a vali olarak Cemal Azmi’nin atanmasını sağlamak olur. Trabzon hapishanesinde bulunan mahkumlardan çeteler kurmak ve çetecilikle şöhret kazanmışları seçilerek, devlet tarafından tahliye kararları çıkarılır.

Bunlara aldıkları cezalara göre rütbeler verilir:

”100 yıl üstündekiler subay, 15 yıl üstündekiler çavuş, 5 yıl üstündekiler ise er olarak Teşkilat-ı Mahsusa’ya alınacaktır. 5 yıl altında ceza alanlar dikkate alınmayacaktır.”

SABIKASIZLARI TEŞKİLATA ALMADILAR

Yani bir devlet, kendi yasalarını çiğnedikleri iddiasıyla hapse attıklarını, aldıkları cezanın miktarı ölçüsünde ödüllendirmektedir. Ayrıca Trabzon ve Rize’de tellalar çıkarılarak da örgüte eleman çağrısı yapılmakta ancak sabıkasızlar teşkilata kabul edilmemektedir. Ordu subayları tarafından sadece insan öldürme konusunda eğitilirler; öldürecekleri insanlar ise Karadeniz’de yaşayan Ermeni ve Rumlardır. Bu arada Rus sınırı ve Karadeniz sularında yapılan bütün kaçakçılık işleri artık Teşkilat-ı Mahsusa’nın denetimindedir.

‘DIŞ DÜŞMAN’A YENİLEN TEŞKİLAT ‘İÇ DÜŞMAN’A YÖNELİR

Osmanlı’nın savaşa girmesiyle birlikte daha ilk cephede Ruslar tarafından bozguna uğrayan Teşkilat-ı Mahsusa birlikleri, bozgundan sonra iç ‘düşmana’ yönelir. Çünkü artık kaçakçılık işleri bu bozgundan sonra bitmiş ve çetelerin gelir kaynakları kesilmiştir. Şimdi bu çetelere, Ermeni ve Rum halkının mallarını mülklerini yağmalama konusunda yönlendirme yapmak daha da kolay bir hal almıştır. Ermeni ve Rumların öldürülmesi devletin işine, mal ve mülklerine el koymak da çetelerin işine gelecektir. Trabzon Valisi Cemal Azmi’nin emrine uyan çeteler palazlanırken, aksi hareket edenler ise bölgede tutunamazlar.

KAÇAKÇI İPSİZ RECEP

İşte İpsiz Recep bu katil çete reislerinin en tanınmışı ve azılı olanıdır. Teşkilat-ı Mahsusa’nın Batum örgütlenmesinde de yer alan bu katili, Kocaeli bölgesinde Ermeni Soykırımı’ndaki rolü nedeniyle Bekirağa Bölüğüne ardından Malta’ya sürülen, ”milli mücadele”nin İzmit bölgesinin önemli şahsiyetlerinden ve Cumhuriyet döneminde İzmit’te Türkyolu Gazetesi’ni yayınlayan İttihad’ın vilayet sorumlusu Hoca Rıfat (Önen) şöyle tanımlar:

“1. Dünya Savaşı’nda Karasu’da bir İpsiz Recep çetesi meydana çıktı. İpsiz Recep etrafına birçok kimseleri toplamış, hayır mı şer mi işlediği belli değil. Hakkında birçok dedikodular oluyordu. Çünkü zenginlerden para alıyor, koyun ağıllarına giderek istediği koyunu kestiriyordu. Kimse ona ses çıkaramıyor ve karşı koyamıyordu… Onun alanı Kandıra ve Karasu tarafları özellikle Karadeniz kıyıları ve Kefken adasıydı. Aslen Karadeniz havalisinden olduğu için oralarda suç işlemiş hemşehrileri de Karasu’ya gelip İpsiz Recep’e iltica ediyorlardı.”

Eşkıyalar neşe içinde yola koyulurlar, kemençe eşliğinde şarkılar söyleyip horon teperek Trabzon’a inerler, Trabzon’da Topal Osman Ağa onlara ziyafet çeker ve oynadıkları horona da elli lira atmayı ihmal etmez. neşeyle Adapazarı’na varırlar, neşeleri burada da devam eder ancak halk için kâbus olmuşlardır, tuhaf emirler gelmeye başlar; “Recep Reis kuvvetlerine iltihak için çeşitli yerlerden gelen gönüllülerin öteye beriye sarkıntılık etmelerinin önlenmesini arz ederim” gibi emirler yayımlanmaya başlanmıştır.

KAHRAMAN MI, ÇETECİ BİR KATİL Mİ?

Hemen her bölgede olduğu gibi sözde ”milli mücadele” ye katılacak insan bulamayan Kemalistler, çeteler aracılığıyla halk üzerinde baskı kurarak, zorla silah altına alma yöntemini uygulamaya koyarlar. Bu konuda da İpsiz Recep en ”başarılı” çetecilerdendir. Özellikle Trabzon ve çevresinde Ermeni ve Rumlara karşı işlediği cinayetlerden ötürü batı Karadeniz’e kaçan ve düzenli orduların kurulmasıyla Kuvayi-Milliye’ye katılan İpsiz Recep Karadeniz’in iki yakası arasında teknesiyle kaçakçılık yapan, Batum’dan aldığı 17 Ermeni’yi ‘komitacı’ olduğu gerekçesiyle öldürüp hapis yatan, çetesi, savaş süresince kanun kaçakları ya da hapisten salıverilerden oluşan bir ”kahraman”dır. Evet resmi tarih İpsiz Recep hakkında böyle demektedir, o bir ”kurtuluş savaşı” kahramanıdır, hakkında kitaplar yazılmakta, filmler çekilmekte, televizyon dizileri yapılmaktadır, tıpkı Topal Osman gibi…

Resmi tarih yanlılarına göre ”elinde olanı, olmayana verdiğinden adı İpsiz’e çıkmış”tır. Bakın Sait Çetinoğlu, onun ”İpsiz” sıfatının nereden geldiğini nasıl açıklıyor:

“Bölgede ekim dikim işleri çok sınırlı olduğundan geçim çoğunlukla yasadışı işlerden sağlanmaktaydı. Rusya ile yapılan kaçakçılıktan dolayı bol miktarda kaçakçı ve eşkıya bulunuyordu. Bunların ezici çoğunluğu da denizci reislerden oluşuyordu.

Kaçak eşya ve insan nakli yanında, paralı müşterilerinin canlarına kast etmeleri olağan hadiselerdendi. Hafif veya süratli tekneleriyle tüm Karadeniz kıyılarına aşina olmuşlardı. Karadeniz bölgesinde nakliyat dahi bunlar tarafından yapılmaktaydı. Karadeniz ve kıyılarını avuçlarının içi gibi bilenleri angaje eden teşkilat, bunlardan kıyıda Ruslara karşı tacizlerde faydalandı.”

YA ÇETELERE KATILMAK İSTEMEYENLER?

Sait Çetinoğlu, yapılan takibat sonucu yakalananların, ibret olsun diye kafaları kesilerek teşhir edildiğini, hatta bu kişilerden birinin büyük amcası Çetinoğlu Said Bey olduğunu söyleyip devam ediyor:

“Bu işsiz takımının Ermeniler’in katledilmesinde kullanılması da kolay oldu. Bu soykırımın büyük bölümü çocuk, kadın, ihtiyar demeden insanları mavnalara doldurup denize döken reislerce yapıldı.

Bölgede (Teşkilat-ı Mahsusa’nın bölge yöneticileri) Cemal Azmi ve Yenibahçeli Nail’e karşı çıkmak söz konusu olmadığı için reisler söylenenleri kuzu kuzu yerine getirmişti. Haklarında ferman verilmiş Ermeniler’e arka çıkmak da kolay değildi. Ki arka çıkanlar bu cesareti canlarıyla ödemişlerdi. Bunlardan biri de Ermeni kaçakları Doğu Ermenistan’a götürerek hayatlarını kurtaran dedem Çetinoğlu Ali Bey’di.”

MUSTAFA KEMAL’İN ”EMİCE”Sİ İPSİZ RECEP

Mustafa Kemal kendisine “Emice” diye hitap eder. Savaş sonrası İstiklal Madalyası’na layık görülür. Efradı ile birlikte Ankara’ya geldiğinde bando ile karşılanır. Mustafa Kemal, İpsiz Recep “Emice”sine 250 lira maaş bağlar. 1862’de Rize’de dünyaya gelen İpsiz Recep, 1928 yılında evinde yalnız olarak ölü bulunur…

İşte bize kahraman diye yutturulmaya çalışan İpsiz Recep Emice, eli Ermeni ve Pontos Rum halkının kanına bulaşmış ömrü boyunca çetecilik yapmış bir halk düşmanı katildir.

KAYNAKLAR:

İpsiz Recep, Teşkilat-ı Mahsusa ve TRT /Sait ÇETİNOĞLU Arif Cemil, Birinci Dünya Savaşında Teşkilat-ı Mahsusa, Yayına Haz. Metin Martı, Arma Yayınları, İstanbul, Sayfa13-44

Arşavir Şiracıyan, Bir Ermeni Teröristin İtirafları, çev. Dr. Kadri Musa Orağlı, Kastaş Yayınları, 2006, Sayfa 108

Rıfat Yüce Kocaeli Tarih ve Rehberi, Haz. Atilla Oral, Demkar Yayınları, 2007, Sayfa 51-52

Ankara İstiklal Mahkemelerindeki Dr. Nazım’ın ifadesi Ankara İstiklal Mahkemesi Resmi Zabıtlar, Derleyen: Selma-Faruk Ilıkan, Simurg Yayınları 2005

Ergun Hiçyılmaz, İpsiz Recep,Bilge Karınca Yayınları, 2005 Sayfa 62-66

Benzer Yazılar