NURETTİN PAŞA’NIN PARÇA PARÇA KESTİRİP GÖZLERİNİ OYDURDUĞU RUM AZİZ: HRİSOSTOMOS

220px-Chrysostomos_of_Smyrna

İzmir Metropoliti Aziz Hrisostomos

Vasili Galopulos

Mudanya yakınlarındaki Propontis’in Triglia adındaki küçük kasabasında, 1867 yılında doğmuştur. Babası Nikolaos Kalafatis ve annesi ise Kalliopi Lemonidou idi. Ruhban olmaya genç yaştayken karar verdi. Heybeliada Ruhban Okulu’nda okudu. Yayınlanan ilk kitabı “Περί Εκκλησίας(Kilise Hakkında) 1.110 sayfadan oluşuyordu. Kitap dört bölümdü, birinci bölümü Ortodoksluğun, Katoliklikten ve Protestanlıktan farkları üzerinedir. İkinci bölüm Peter Mogilas’ın Ortodoks inancı üzerine olan ikrarını içerir, üçüncü bölüm Protestanlığın kontrolü ve dördüncü bölüm de Katolikliğin yanlışları üzerinedir.

3. Yoakim metropolit olduğu zaman, Aziz Hrisostomos’u 1910 yılına kadar Drama metropoliti yaptı. Bu süreç boyunca Aziz Bulgaristan terörüne ve Romanya propagandasına karşı direndi. 1910 yılından şehit edildiği güne kadar İzmir metropoliti olarak hizmet verdi (27 Ağustos 1922’de ruhunu teslim etmiştir). Görevi boyunca metropolit olarak çok sayıda kilise, hastane, okul, spor salonu inşa etmiş ve diğer hayır işlerine katılmıştır.

Xrisostomos

Aziz’in çok fena işkencelerle ve aşağılamalarla son bulmuş hayatını anlamak ve hatırasına saygı göstermek, bugün birçoklarının unuttuğu ya da kabul edemediği bir şeydir. Onu anlayabilmek için öncelikle ruhbanlık yaptığı dönemin olaylarını iyi kavramak gereklidir. O dönemde yaşamış bir Türk görgü tanığı, zamanın olayları ile ilgili olarak şunları anlatıyor:

“Nurettin Paşa’nın askerleri yollarına çıkan tüm evleri yakıp-yıkıyor, yağmalıyor ve tüm dükkânları talan ediyordu. Her şeyi ateşe veriyorlardı. Henüz yaşıyor olan erkeklere işkence ediyorlardı ve kilisenin papazını haça çiviliyor, dayaktan yarı ölü hale gelmiş olan genç kız ve erkekleri yaşlıların arasından çekip, tecavüz ediyorlardı, (…) Yangın gece boyunca sürdü. Duvarlar yıkıldı, vitrin camları paramparça oldu, alevler her şeyi yuttu. Her şey kül oldu… İnsanların yıllar boyu emekleri ve alın terleri ile yarattıkları her şey –evler, fabrikalar, okullar, ibadethaneler, müzeler, hastaneler, kütüphaneler, tiyatrolar- yıkıldı ve yakıldı. Geriye sadece bir avuç kül kaldı. Kapkara, koyu dumanlar tüten, kömür kokulu bir kül yığını!”
[1]

xrisostomosA

Aziz Hrisostomos ve onun İzmir’den ve Anadolu’dan Şehit dostları.

İşte Aziz Metropolit Hrisostomos’un akıbeti de o vahşetin en üst düzeyde olduğu günlere denk geliyor. İzmir’in Katolik Başpiskoposu 25 Ağustos 1922’de kendisine yerle bir olmaya mahkûm kenti terk etmesi için yalvardığında, o bunu şu sözlerle reddediyordu: “Cemaatinin yanında kalmak hem Rum Kilisesi’nin geleneği ve hem de ruhaninin görevidir”. [2]

Aziz Metropolit Hrisostomos 1914 yılında, İzmir ve çevresindeki o zamanlar sayıları 120 bin olan mülteciler için harekete geçti ve ada Rumlarına karşı işlenen suçları gözler önüne sermek için İstanbul’dan Avrupalı diplomatları davet etti.

Sakallı Nurettin Paşa“Smyrna Kasabı” olarak anılan Nurettin Paşa Aziz Metropolit Hrisostomos’u sokak serserilerinin eline verdi. Onu sokaklarda sürüklediler, tükürdüler, dövdüler, ardından da bir Yahudi’nin berber salonuna götürerek sakallarını yoldular. O yere eğilmiş sakallarını toplarken (Ortodokslukta sakal kutsaldır), onu kaldırıp bıçakla gözlerini oydular ve derisinden bıçakla parçalar kopardılar. Dayanılmaz acılarına rağmen kendine eziyet edenlere hayır duaları ile kutsamalar yapmayı sürdürünce, Türklerden biri kılıçla ellerini kesti. O acılarla kıvranırken bir başkası, her tarafı kesik yaralıyı, cesedini sokaklarda sürüklemeden önce silahla vurdu. [3]
O işkencelerden kaçmak yerine onları göğüsledi, cemaatini terk etmedi. İsa Mesih Efendimiz’i örnek alan bir hayatı vardı ve sonu da O’nunki gibi oldu. Serseriler onu yakalamak için geldi – Markos 14: 48: İsa onlara, “Niçin bir haydutmuşum gibi beni kılıç ve sopalarla yakalamaya geldiniz” dedi.-. Acıları tıpkı İsa Mesih gibi göğüsledi; canını alanları kutsadı -Luka 23: 34: İsa, “Baba, onları bağışla” dedi. “Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.»[4]
Daha önceleri kendisine hükümet binalarına kadar refakat eden Fransız ordu mensupları, Aziz’e işkence edilirken, Aziz katledilirken hiçbir müdahelede bulunmadan izlediler. Onun ne Katolik Piskopos gibi kendisini koruyacak güçlü bir devleti, ne de askerleri vardı. Tek dayanağı İsa Mesih ve O’na olan imanıydı, hayır duaları üzerimize olsun…

Matta 24: 9 “O zaman sizi sıkıntıya sokacak, öldürecekler.
Benim adımdan ötürü bütün uluslar sizden nefret edecek.”

Aziz’in Apolitikion’u (3. Makam)
Kilise’nin ulu şehidi, tüm ulusun yüce kahramanı, hadi ilahiler okuyalım İzmirli Hrisostomos’a. Ölümüne dek vatanı ve imanı için cesurca mücadele etti. Ruhaniliğin iyi bir temsili olarak, ölümsüzlük tacını aldı.

[1] Şener, Cemal: Topal Osman olayı. Ankara 1968 (Yeniden basım, İstanbul 1992, s. 124 ve Schulz Goldstein, Esther: Güneş gökte donakaldı. Bant 1. Müsvedde, s. 9.)

[2] http://www.anemos.com/Diaspora/chry/chrys_death.html

[3] http://www.hri.org.docs/Horton-hb-16.html

[4] Takibat, Tehcir ve İmha, Derleyen: Tessa Hoffman, Belge Yayınları.

Benzer Yazılar