OSMANLI’NIN PONTOS’LA (KARADENİZ) İMTİHANI VE KIZLAR KALESİ DİRENİŞİ

Tamer Çilingir

https://twitter.com/cilingirtamer

Aslında her şey 15 Eylül 1656 yılında başlar…  Bu günden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Rumlara ve özellikle de Pontos (Karadeniz) Rumları’na yönelik dillerine, dinlerine, varlıklarına yönelik baskı ve zulmün kapıları sonuna kadar açılır… O gün Osmanlı’nın kendi tarihini değiştirmek için attığı önemli bir adımın gerçekleştiği gündür. Köprülü Mehmet Paşa’nın sadrazamlığının ilk günü… Padişah IV. Mehmet (1) 15 yaşındadır ve etrafı taht kavgalarıyla sarılıdır…

Ancak o günü ve sonraki dönemde Rumlara, Pontos Rumları’na etkilerini anlamak için Osmanlı devletinin yönetimine de kısaca göz atmak gerekir… Bu dönemde devlet yönetiminde Avcı Mehmet’in babaannesi Kösem Sultan ile annesi Turhan Sultan arasında büyük bir rekabet vardır… Bu rekabet, Kösem Sultan’ın 1651 yılında Turhan Sultan’ın adamları tarafından öldürülmesiyle son bulur. Ancak bu zaman süresince sadece 10 yıl gibi kısa bir sürede sadrazamlık 17 kez el değiştirir… Osmanlı’nın sürekli kan kaybediyor olmasını durdurmak isteyen Mimar Kasım Ağa ve Turhan Sultan 14 Eylül 1656’da yetmiş yaşındaki Köprülü Mehmet Paşa’ya sadrazamlık için öneri götürür.

Köprülü Mehmet Paşa sadrazamlığı bir takım şartları onaylanırsa kabul edeceğini söyler. Şartları şunlardır:

– Raporları geri çevrilmeyecek.
– Yapacağı, atama, rütbe ve azillere hiç kimse karışmayacak.
– Kendisi hakkında bir şikayet olduğu zaman padişah kendisini dinlemeden karar vermeyecek.
– Sarayda hiç kimse devlet işlerine karışmayacaktı.

KÖPRÜLÜLER DÖNEMİ (1656 – 1683)

Şartları kabul edilir… Ertesi gün Osmanlı’da yeni bir dönem başlar…

15 Eylül 1656 tarihinde sadrazam koltuğuna oturan Köprülü Mehmed Paşa’nın ölmesiyle Sadrazamlığı oğlu Köprülü Fazıl Ahmet Paşa devralır… 31 Ekim 1661’den 3 Kasım 1676’ya kadar Sadrazam koltuğunda kalan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’nın ölümünün ardından bu defa damadı Kara Mustafa Paşa 15 Aralık 1683 tarihine kadar sadrazamlık yapar…

1656 yılından 1683 yılına kadar süren ve Osmanlı’da yaşayan azınlıklar özellikle de Rumlar açısından ‘İslamlaştırma baskısı ve katliamlarla dolu’ geçen bu dönem Köprülüler dönemi diye de adlandırılır…

 

OSMANLI RUMLARINA YÖNELİK İSLAMLAŞTIRMA VE KATLİAMLAR

Köprülü döneminin başlamasıyla Rumların da kaderi değişir. Köprülü Mehmet Paşa ilk olarak Eflak ve Boğdan voyvodalarını isyana kışkırttığı iddiasıyla Rum Patriği 3.Partenios’u İstanbul Parmakkapı’da 24 Mart 1657 yılında idam ettirir. 3. Partenios’un cesedi üç gün aslı durduktan sonra denize atılır. (2)

Bu arada uzun yıllar süren Girit Adası’nın işgali hala tamamlanamaması sorun olur… Bu konunun halledilmesi için adımlar atılır… Bir toplantıda Padişah IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan’ın şu sözleri ilginçtir:

“Şu Girit Ceziresinin kamilen fethine gayret olunsun, ben kaffe-i mücevherat ve sim ü zerre müteallik evani ve edevatımı dahi i’ta ve feda ederim” (Şu Girit adasının hepsinin İslam’a açılmasına gayret edilsin, ben, bütün mücevherlerimi, gümüş ve altın bütün kap kacağımı verir, feda ederim)(3).

Ancak gayretlerine rağmen Köprülü Mehmet Paşa Girit Adasının tamamen işgalini görmez… Adanın işgali, ölümünden 8 yıl sonra sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa döneminde, 1669 yılında tamamlanır. Sadrazam’ın yaptığı ilk iş ise Girit’te bulunan on dört manastırı camiye çevirmek olur (4).

Böylelikle Osmanlı’nın Rumlara yönelik ‘İslamlaştırma süreci’ başlar… Bunu kimi zaman şiddet uygulayarak, kimi zaman Müslüman olmayanlara yönelik vergilerde yaptığı artırımlarla sağlamaya çalışır.

Ama asıl sorun olan yer Pontos’tur (Karadeniz).

 

OSMANLI’NIN PONTOS’LA (KARADENİZ) İMTİHANI

Padişahın mülkü sayılan bütün topraklarda kayıtsız şartsız iktidar olmak ve sömürüyü devam ettirmek için o toprakların imparatorluk sınırları içinde olması yeterli değildir. Yönetim anlayışı, buralarda yaşayan insanların kültürel değerleri, alışkanlıkları değiştirilmedikçe imparatorluk sömürü sisteminin sürdürülemeyeceği üzerine strateji geliştirir. Bunda biraz da artık eskisi gibi toprakları işgal edip elde edilen ganimetlerle iktidarı sürdürme döneminin geçmesinin de payı vardır…

Bu stratejinin geliştiği dönemde, Pontos da çoğunluğunu Rumların oluşturduğu yapısıyla sorun olmaya devam eder. Kendisi de Amasyalı olan, Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın damadı Sadrazam Kara Mustafa Paşa, daha önce Köprülü Mehmet Paşa’nın yaptığı gibi Pontos’ta baskılarını sürdürdür.

Ama akıllara durgunluk veren baskı adımı 1670’de gelir, Rumca konuşmak yasaklanır… Rumca konuşanların ölümle cezalandırılacağı duyurulur. Bununla da yetinilmez, Osmanlı askerleri ve muhbirleri çarşı pazar, Rumca konuşanların izini sürer.

Rumca konuşurken yakalanan kadınların ve çocukların dilleri kesilir, erkekler ise idam edilir. 8 ila 15 yaş arasındaki çocuklar, ailelerinin elinden zorla alınarak (Türkçe konuşmaları ve Müslüman olarak yaşamaları için) bilinmeyen yerlere götürülür. (5)

BAFRA KIZLAR KALESİ DİRENİŞİ

Yine de Osmanlı’nın bütün baskılarına rağmen insanlar dillerinden, özlerinden vazgeçmek istemez… Rumca konuşmayı sürdürürler…

 

Direnişe yol açan olaylar, Osmanlı’nın bütün yasaklamalarına, cezalandırmalarına rağmen Pontosluların Rumca konuşmaktan vazgeçmemesinden kaynaklanır.

Özellikle Bafra’da Osmanlı’nın iktidarından dahi söz edilemez…

Bu yüzden 1680 yılında Osmanlı beylerinden Hasan Ali Bey, Sadrazam Kara Mustafa Paşa’nın emriyle Bafra’yı kuşatır. Amaç sadece buradaki iktidar boşluğunu ortadan kaldırmak değil, aynı zamandan bölgenin diğer yerlerinde de direnen Rumlara gözdağı vermektir. Yüzlerce Bafralı kılıçtan geçirilir, günler süren direnişin ardından 1500 kadın ve çocuk Bafra Kızlar Kalesi’ne sığınır.

Direniş kaleye sıçramıştır… Kuşatma uzun sürer… Bu süre sonra askerler kaleye girmeyi başardığında kızlar kendilerini kaleden aşağı atarak, onlara teslim olmaktansa ölmeyi yeğler. Maliyaris Yayınları tarafından Rumca yayınlanmış Pontos Rum Ansiklopedisi’nde bu direniş esnasında 30 kadının kendini kaleden attığı yazar.

Genç kadınların teslim olmaktansa ölmeyi tercih ettiği bu destansı direnişin ardından Osmanlı, Rumlarla bu şekilde başa çıkamayacağını anlar ve geri çekilir. İşte o günden beri bu kaleye Kızlar Kalesi denir.

YA DİLİNİZİ YA DİNİNİZİ…

Osmanlı bu olayların ardından yeni bir yöntem üretir. ..Ve Padişah’ın imzasıyla çıkarılan bir ferman ile Pontoslu Rumlara “YA DİNİNİZİ YA DİLİNİZİ DEĞİŞTİRECEKSİNİZ” emri yollanır.

İşte bu ferman Pontos’un da kaderini bugüne kadar belirleyen önemli bir özellik taşır. Bu ferman sonrasında Batı Pontos‘ta (Samsun, Giresun, Tokat, Ordu, Amasya) yaşayan Rumlar, Ortodoks Hristiyan olarak dinlerini sürdürmeyi, dillerini değiştirip Türkçe konuşmayı kabul ederler.

Doğu Pontos‘ta (Trabzon, Rize, Gümüşhane) yaşayan Rumlar ise tam tersine Rumca konuşmayı sürdürmeyi, dinlerini değiştirip Müslüman olarak yaşamayı kabul eder. Ancak ileriki yıllarda anlaşılacağı üzerine Doğu Pontosluların bir kısmı dışarıya Müslüman görünürken,  gizli Hristiyan olarak dinlerini de devam ettirir.

 

  1. Dördüncü Mehmet (Avcı):  Birinci İbrahim‘in (Deli) tahtan indirilmesi ile 8 Ağustos 1648 günü daha 7 yaşında iken Padişah oldu. Ava merakı yüzünden avcı lakabıyla anılmıştır. 39 yıl boyunca padişahlık yapmış, 1693 yılında tahttan indirildikten sonra hapsediği zindanda ölmüştür.
  2. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi III. Cilt 1. Kısım: II. Selim’in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Antlaşmasına Kadar Ankara: Türk Tarih Kurumu 2003, Sayfa 307
  3. Mustafa Nuri Paşa, Netayic Ül-Vukuat Kurumları ve Örgütleriyle Osmanlı Tarihi II. Cilt, Türk Tarih Kurumu Yayınları, İstanbul 1992, 3. Basım, Sayfa 68
  4. Osmanlı Tarihi, Mehmet Maksutoğlu, Ensar Neşriyat, Aralık 2009, Sayfa 338
  5. Pontos Rum Ansiklopedisi 6. Cilt, Maliyaris Yayınları, 1992, Sayfa 163-164.

Benzer Yazılar

2 Comments

  1. Anton
  2. Anton