PONTOS’TA BİR DİRENİŞ DESTANI: KIZILDERE

Devrimci Karadeniz

Yirminci yüzyılin ilk çeyreğinde 2,5 milyon insanı katlederek iktidar olup yeni bir devlet kuranlar, bu devlete ’’cumhuriyet’’ adını vermişlerdi. Osmanlı’nın bürokrat, asker sınıfının öncülüğünde Alman emperyalizmi ile girişilen macera hüsranla sonuçlanmış ama bu bürokrat, asker sınıfın bu toprakları müslüman olmayan halklardan ’’temizleme’’ operasyonun birinci etabı İttihat ve Terakki öncülüğünde 1.Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın dünyayı yakıp kavuran kan denizinin gölgesinde, 1,5 milyon Ermeni, 250 bin Süryani ve 150 bin Rum’un katli ile tamamlanmıştı. İkinci etap, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının 1919’un 19 Mayıs’ında Pontos’ta başlattıkları soykırımla devam etmiş ve 200 bin Rum daha katledilerek ’’başarı’’ ile tamamlanmıştı. Adına ’’kurtuluş savaşı’’ verdikleri bu süreçte savaştıkları emperyalist güçler değil, Pontos’un mazlum halkı Rumlardı. Ki bu süreçte Rumlara yönelik yapılan bu zalimliğe tavır alan yüzlerce Müslüman halktan insan da Kemalistlerin hedefi olmuştu.

Mübadele’nin, sürgünlerin, istiklal mahkemelerinin idam sehpalarının yanısıra cumhuriyet, kendisine karşı tehlike olarak gördüğü her düşünceyi tutuklama ile cinayetlerle yok etmeye çalışmış, en küçük bir muhalefete bile tahammül göstermemişti.

THKP-C’nin doğuşu

Cumhuriyetin kurulmasından elli yıl sonra bile, kendisine sosyalist diyen kesimler işte bu karanlık yıllarda ancak resmi tarihin sınırları içerisinde, SBKP (Sovyetler Birliği Komünist Partisi) Merkez Komitesi’nin bildirilerini Türkçeye çevirmekten öteye geçmeyen, teslimiyetçi bir ’’mücadele’’yi gelenekselleştirmişti.

Hiç bir yabancı yayının, kitabın Türkçe yayınlanamadığı, sadece resmi tarih ve onların gölgesinde ’’mücadele’’ eden geleneksel solun muhalefet olarak varlığını sürdürdüğü 1970’lere gelindiğinde ortaya çıkan gençlik hareketi kendi içerisinde bağımsız sosyalist düşüncelerin doğmasına sebep olur.

Aynı anda tüm Avrupa’yı saran ve adına ’68 Baharı denilecek olan uluslararası gençlik hareketinden de etkilenirler, yeni kitapların tercüme edilmesiyle birlikte yeni değerlendirmeler, yeni tespitler yapılmaya başlanır.

THKP-C (Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi), bu süreçte Cumhuriyet’e karşı bedel ödemeyi göze alarak mücadele etmeye karar vermiş, genç insanlarca oluşturulur. Resmi tarihin değerlendirilişinde eksiklikler taşısalar da 50 yıllık Cumhuriyet’e karşı tavır alan radikal bir mücadele çizgisi belirlerler.

Geleneksel sol ile yürütülen ideolojik mücadele sürecinde THKP-C’nin çizgisine ulaşmak için kısa sürede kimi zaman ‘gençler, ateşliler’ küçümsemesiyle, kimi zaman ‘fokocu’ eleştirileriyle karşı karşıya kalırlar.

Gençtirler ama 50 yıllık geleneksel solun, resmi tarihin ve resmi ideolojinin zincirlerini kıran ilk fikirleri ortaya atarlar. Ve söylediklerini pratikte de gerçekleştirmeye çalışarak büyük bedeller öderler.

 

 Tarihsel savaş alanı Niksar ve Kızıldere

MÖ 72 yıllarında Romalılarla Pontuslular arasında cereyan eden Mithridat savaşlarının üçüncüsü Niksar’da yapılmış ve şehir Romalıların eline geçmiştir. Niksar, yirminciyüzyıla kadar Rumların yaşadığı bir yerdir. Teşkilat-ı Mahsusa çeteleri 1914’den 1918’e kadar, Mustafa Kemal’in çeteleri de 1919’dan 1923’e kadar Niksar’ın hemen her karışında dökülmedik Rum kanı bırakmamıştır. Ve yaşanılan onca zulmün ardından, sağ kalan ve Rumluğunu reddetmeyenler mübadele anlaşmasıyla Yunanistan’a sürgüne giderken, geride kalanlar Müslüman olduklarını söyleyip canlarını kurtarmışlardır.

kkVe tarihler 1972 yılının 30 Mart’ını gösterdiğinde bu topraklarda bir kez daha büyük bir çatışma yaşanacaktır.  Bir yanda zalimlere karşı başkaldırmış olan devrimciler, öte yanda kan dökmede, zulmetmede ustalaşmış olan Mustafa Kemal’in, Topal Osman’ın torunlarından oluşan cumhuriyet ordusu. Ki onlar bu topraklara hiç de yabancı değillerdir, ataları 19 Mayıs 1919 yılında Pontos’a varıp, katliam emri verdiğinde onlar gözlerini kırpmadan, çoluk çocuk, kadın ihtiyar ayırmaksızın kan dökmüştür. Emekçi Rum halkının kanlarıyla sulanmış topraklardır bu topraklar ve elli yıldır adalete susamıştır.

Çatışma alanı Kızıldere’dir(*). O gün Pontos toprakları yeni bir kahramanlık destanına sahne olacaktır. 10 yiğit devrimci, o günün koşullarında en gelişmiş tanklara, silahlara sahip cumhuriyet ordusunun karşısına dikilir. Mustafa Kemal’in ve Topal Osman’ın torunları ’’teslim olun’’ çağrıları yaptığında, tıpkı 50 yıl önce teslim olmaktansa ölümü yeğleyen Pontos partizanları gibi direnirler, teslim olmazlar.

Mahir Çayan,

Cihan Alptekin,

Ömer Ayna,

Saffet Alp,

Sinan Kazım Özüdoğru,

Hüdai Arıkan,

Ahmet Atasoy,

Ertan Saruhan,

Sabahattin Kurt,

Nihat Yılmaz’a SAYGIYLA…

 

(*)Daha sonra adı “Ataköy” olarak değiştirilerek Tokat’ın Almus ilçesine bağlanmıştır.

Benzer Yazılar