QATAR AİRWAYS

İbrahim Sediyani

15 ZİLHİCCE 1432 / 11 KASIM 2011: KATAR – TÜRKİYE  

     Terminalin içi cıvıl cıvıldı. İnsan kaynıyordu.

     Katar’ın başkenti Duha (ﺍﻟﺪﻭﺤﺔ)’da, Duha Uluslararası Havaalanı (Ar. ﺍﻠﺪﻮﻠﻲ ﺍﻠﺪﻮﺤﺔ ﻤﻄﺎﺮ [El- Metar’el- Duha’el- Dewlî]) terminalinde geceden sabaha kadar geziyor, yer yer oturup birşeyler içiyor, sabahın gelmesini bekliyoruz.

     Bizi “dünyanın başkenti”“tüm şehirlerin kraliçesi” olan İstanbul’a, Dersaadet’e götürecek olan Katar Havayolları (Ar. ﺍﻠﻘﻄﺮﻴﺔ ﺍﻠﺠﻭﻴﺔ ﺍﻠﺨﻄﻭﻄ [El- Xutuwt’el- Cewwîyyet’ul- Qatarîyye]; İng. Qatar Airways) şirketine ait uçağımız, sabah saat 08:00’da havalanacak Duha’dan.

     Duha – İstanbul arası, 4 saatlik bir uçak yolculuğu yapacağız, sabah. 4 saatlik bir hava yolculuğundan sonra İstanbul’a ineceğiz ve asla unutamayacağımız bu “maceramız” da böylece noktalanmış olacak.

     Katar’da, İstanbul’dan gelişte 6 saat bekledik, Nairobi’den gelişte de 9 saat bekleyeceğiz.Toplam 15 saat!.. Yahu birader; bari bıraksaydınız da havaalanının dışına çıksaydık yani, değil mi? “Katar” dediğin, bizim mezrâ kadar bir yer. Ülke zaten küçücük; terminalden çıkıp dışarıda gezseydik aynı sürede tüm ülkeyi gezerdik, felafil çarpsın ki.

     Dördü Almanca, dördü de İngilizce olmak üzere toplam 8 kitap kaleme alan Bonn doğumlu Alman asıllı Britanyalı iktisatçı Ernst Friedrich “Fritz” Schumacher (1911 – 77)’in ölümünden dört yıl önce yazdığı kitabın ismi gerçi “Small is Beautiful” (Küçük Güzeldir)’dur ve ayrıca, ben de aynı kanaatteyim ama, bu kural, yine de her zaman geçerli olmuyor ne yazık ki.

     2000 ve 2004’te olmak üzere iki kez gittiğim “küçük” Lüksemburg’u az biraz, 2000 ve 2008’de olmak üzere iki kez gittiğim “küçük” Liechtenstein’ı ise çoook çok sevdim fakat, aynı sevgiyi “küçük” Katar’a da gösterebilir miyim, emin değilim doğrusu.

     Biliyor musunuz; bizim şu anda bulunduğumuz Katar, dünyanın en zengin ülkesi… Evet, yanlış duymadınız; dünyanın en zengin ülkesi Katar.

     2010 yılına kadar “dünyanın en zengin ülkesi” ünvânı, Benelüks’ün (Avrupa) küçük ülkesiLüksemburg’un elindeydi. 2011 itibariyle bu ünvânı, Körfez’in (Asya) küçük ülkesi Katar eline geçirdi.

     Doğalgaz ve petrol zengini Katar, Lüksemburg’u da geçerek “dünyanın en zengin ülkesi”oldu. Katar’ın serveti, hatta, ABD’nin servetini neredeyse ikiye katladı. 

     Kısa adı IMF olan Uluslararası Para Fonu (İng. International Monetary Fund) tarafından 2011 yılının Eylül ayının sonlarında, yani benim Elâzığ’da bir gömlek için “Abi 35’e say gitsin yaa, n’olur, vallâh başka param yok!” diye satıcılarla pazarlık yaptığım günlerde yayınlanan verilere göre, Katar’ın kişi başına düşen gayr-i safî millî hasıla (GSMH)’sı 88 bin 221 Dolar’a ulaştı. Bu rakamın, o tarihe kadar kendime bir iş bulup çalışacağıma kesin gözüyle bakılan 2016 yılında 111 bin 963 Dolar’ı bulabileceği tahmin ediliyor. İşe başlayınca ilk maaşımla kendime yeni tişörtler alıp 13 senedir giydiğim tişörtleri çöpe atacağım 2016 tahminlerine göre Lüksemburg’un kişi başına düşen GSMH’si 94 bin 621 Dolar, Singapur’un 70 bin 992 Dolar ve ABD’nin ise 55 bin 622 Dolar olacak.

     IMF ayrıca, Katar’ın dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisine sahip olacağını belirtiyor.

     Katar deyip geçmeyin, terli terli su içmeyin; nüfûsu ancak 850 bini bulan bu küçük ülke, dünyanın halen en büyük “sıvılaştırılmış doğalgaz” (LNG) ihracatçısı konumunda ve yakın zamanda yıllık 77 milyon ton hedefine ulaştığını açıkladı bilem.

     NATO Füze Kalkanı’na evsahipliği yapan Türkiye’deki siz sevgili kardeşlerim için yaptığım araştırmaya göre, önümüzdeki 5 yıl boyunca inşaat ve enerji projelerine 125 milyar Dolar’ın üzerine harcama yapacak.

     Katar Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Şeyh Yusuf el- Qardawî’den aldığım bilgilere göre,2022 Dünya Kupası’na evsahipliği yapmaya hazırlanan ve milyar Dolar’lık altyapı projelerini hayata geçiren Katar’ın ekonomisinin önümüzdeki yıl % 16 büyümesi ve bütçesinin 6, 1 milyar Dolar fazlalık vermesi bekleniyor.

     Ortadoğu’nun makus talihini değiştirip Müslümanlar’ı başlarındaki diktatörlerden kurtarmak için canla başla ve NATO ile tam bir işbirliği halinde çalışan Arap Birliği Teşkilâtı’ndan aldığım bilgilere göre ise Katar’ın yıllık petrol ve doğalgaz ihracat tutarı 62 milyar 440 milyon Amerika Birleşik Devletleri Doları.

     Evet… Katar, bu küçük ülke, işte böyle bir ülke. Dünyanın en en en en en zengin ülkesi. Paranın üzerinde yüzen, varlığın, servetin üzerinde oturan bir ülke.

     Peki, size bir soru: Katar’ın bu zenginliğini ve varlık içinde oluşunu, niye böyle ballandıra ballandıra anlattım?  Sizce bunu yapmamdaki sebep nedir? Amaç salt bir ülkeyi tanıtmak mı?

     Sevgili kardeşlerim;

     Ben şimdi nereden geliyorum?

     Kenya’nın kuzeybatısında bulunan, Somali’deki açlık ve kuraklık felâketinden kaçıp gelenlerin yerleştirildiği ve “dünyanın en büyük mülteci kampı” olan Dadaab Mülteci Kampı’ndan.

     Yani, DÜNYANIN EN FÂKİR YERİNDEN…

     İnsanların bir parça ekmeğe bile muhtaç oldukları, başını koyacak bir evlerinin bile olmadığı, açlık ve yoksulluktan dolayı çocukların yaşamını yitirdiği topraklardan…

     Peki şu anda nerdeyim?

     Katar’ın başkenti Duha’da.

     Yani, DÜNYANIN EN ZENGİN YERİNDE…

     İnsanların her türlü zenginlik ve konfor içinde yaşadığı, giydikleri kıyafetlerin ve üstlerindeki takıların bile binlerce Dolar değerinde olduğu, evlerdeki tuvalet ve banyoların bile altın kaplama olduğu topraklarda…

     Düşünebiliyor musunuz? Şu anda dünyanın en zengin yerindeyim; daha 2 gün önce ise, evet sadece 2 gün önce, sadece 48 saat önce dünyanın en fâkir yerinde idim.

     Böyle birşey var mı yaaa?????

     Allâh Tebareke we Teâlâ, sadece bir hafta içinde bize hem gerçek fâkirliği, hem de gerçek zenginliği gösterdi. Son bir haftayı, hem “dünyanın en fâkir insanları” arasında, hem de “dünyanın en zengin insanları” arasında geçirmiş bulunuyoruz.

     Bundan daha iyi bir “üniversite” olabilir mi?

     Katar’daki havaalanının A ve B diye iki terminali var. Bizler, Terminal A’dayız şu anda.Terminal A, sadece ve sadece Katar Havayolları uçağıyla seyahat eden yolcular için. Terminal B ise, diğer tüm uçaklar için. (Cümledeki “diğer” sözcüğünü içinde “yumuşak g” var diye hafife almayın: Dünyada hava trafiğinin en yoğun olduğu limanlardan biridir, bu havaalanı. Dünyada ne kadar ülke varsa nerdeyse hepsi de uçak kaldırıyor buraya. Hiç abartmasız söylüyorum; eğer Duha’ya uçak kaldırmayan bir ülke varsa, bilin ki o ülkenin zaten uçağı olmadığı içindir.)

     Terminal A, iki katlı; arada yürüyen merdivenler var. Önce yukarıda dolaşıyorum dakikalarca. Ne kadar da kalabalık! Havaalanı terminali resmen ana – baba günü…

     Dört yön, beş ırk, altı kıta ve yedi iklimden insan var burada. Hani, “İğne atsan yere düşmez”derler ya; işte aynen öyle…

     Eh tabiî, “Qatar Airways” ile uçarsan, nereden nereye uçarsan uç, hangi ülkeden hangi ülkeye gidersen git, bu şirketin merkezi Katar’ın başkenti Duha olduğu için mecburen “Duha üzerinden aktarmalı” uçacaksın, önce Duha’ya ayak basacaksın.

     Terminal A, ana – baba günü… Hiç abartmasız söylüyorum: O mahşerî kalabalığın içinde, diyebilirim ki, her 200 kişiden sadece biri Katar’a gelmek için Katar’a gelmiş. 200 kişiden 199’u “aktarmalı yolcu”… Aslında Katar’la hiç işi yok; başka bir ülkeye gidiyor; fakat Katar Havayolları’na ait uçakla uçtuğu için mecburen buraya gelmiş. Burada sadece birkaç saat kalacak, ondan sonra yeniden uçağa binecek. 200 yolcunun 199’u böyle! Tıpkı bizler gibi…

     Eh, sizce de normal değil mi bu? Düşünün: Katar Havayolları (Ar. ﺍﻠﻘﻄﺮﻴﺔ ﺍﻠﺠﻭﻴﺔ ﺍﻠﺨﻄﻭﻄ [El- Xutuwt’el- Cewwîyyet’ul- Qatarîyye]), hem “dünyanın en kaliteli uçak şirketi”, hem“dünyanın en güvenli uçak şirketi”, hem de “dünyanın en ucuz uçak şirketi”….

     Herkesten daha kaliteli, herkesten daha güvenli ve herkesten daha ucuz.

     Sizce de normal değil mi bu durum? Siz de olsanız bu şirketi tercih etmez misiniz? Hem daha kaliteli bir uçakla uçuyorsun, hem daha güvenli bir seyahat yapıyorsun, hem deee, diğer uçaklara kıyasla üçte iki fiyatına ucuz uçuyorsun.

     Sizi analar doğurdu da diğer insanlar yumurtadan çıkmadı ya! Diğer insanlar da tabiî ki bu şirketi tercih ediyor.

     Adam Frankfurt’tan Kalküta’ya uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor… Londra’dan Tokyo’ya uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor… Karaçi’den Kahire’ye uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     Devrim yapmış Mısır halkına ve İhvan-ı Müslimin cemaatine Laiklik tavsiye etmek içinKasımpaşa’dan Kahire’ye uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     CHP’yi iktidara taşımak için Nevşehir Hacıbektaş törenlerinden çıkıp “Türkmenbaşı”sıfatıyla Dersim’e uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     Kilisede Cuma namazı kılıp vatanın bölünmez bütünlüğünü kurtarmak için Osmaniye’denKars’a uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     “Plajda yüzüp tatil yapmak mazlum Kürt halkının da hakkıdır” felsefesini yerleştirmek için mübarek Ramazan ayında Batman’dan Bodrum’a uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     Antalya’daki golf maçını yarıda keserek askerî üniformasını giyip Hürriyet Gazetesimuhabirine poz vermek için Zaho’ya bakan Güvril Sınır Karakolu’na uçacak; “Qatar Airways”ile uçuyor…

     Cumhurbaşkanlığı seçimlerine “çatı adayı” olarak girmek için Pennsylvania’dan icazet almak üzere Cidde’den Pennsylvania’ya uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     Şam’daki Emevî Camiî’nde bayram namazı kılmak için NATO’dan silâh almak üzereKonya’dan Washington’a uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     Bol bol “Kürt halkı, Kürdistan” ajitasyonunu kullanıp Ağrı’ya belediye başkanı seçildikten sonra, “Ne işim var benim Ağrı’da?” deyip ailesiyle birlikte Ankara’da yaşamak üzere Muş’tanAnkara’ya uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     Marjinaller hakkında eleştirel konuşup “demokratik modernite”yi sıkıntıya sokan Cemil Bayık’tan hesap sormak için Beyoğlu Cihangir’den Kandil’e uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     “Kemalizm’le hesaplaşıyoruz” deyu deyu milletin desteğini arkasına alıp Çankaya Köşkü’ne çıktıktan sonra, cumhurbaşkanı sıfatıyla özel deftere “Aziz Atatürk! Rahat uyu, emanetini koruyacağız” yazmak için Anıtkabir’e uçacak; “Qatar Airways” ile uçuyor…

     Üst katta biraz dolaştıktan sonra “yürüyen merdivenlere” binip aşağı iniyoruz…

     Aşağısı beş katı daha kalabalık! Çünkü burası “alışveriş katı” ve mağazaların, kuyumcuların etrafı sanki ana – baba değil nine – dede günü! Öyle bir kalabalık ki, öyle bir kalabalık ki, Türkmenbaşı Kılıçdaroğlu’nun İzmir mitingi bile bu kadar kalabalık değildi, Dersim çarpsın ki.

     İnsanlara bakıyorum da, ne kadar “tüketim hastası” olmuşlar?..

     Yaw arkadaş; kapitalizm bu insanların rûhuna işlemiş! De gel de tam burada solculara hak verme haa? Solcu molcu ama adamlar haklı, kardeşim! (Bir iki cümle de onlar için yazayım bari, sevinsinler garibim; “Zafer Bayramı” günü sevaptır: Kahrolsun Kapitalizm ve Kapitalistler, Yaşasın Proleterya ve Emekçiler!.. İş – Aş – Ekmek – Bröçin – Milch Schnitte… Nutella – Eti Puf – Eti Kraker – Ülker Kremalı Bisküvi… Kahrolsun Hamburger ve Coca Cola – Yaşasın Yarım Ekmek Arası Döner, Yanına da Bir Soğuk Ayran!… Arnavutluk Dayanacak; Romanya Dayanacak; Bulgaristan Dayanacak; Kemalizm Dayanacak; TSK Dayanacak; Ergenekon Dayanacak; 12 Eylül Anayasası Dayanacak; 12 Eylül’ün Hesabı Faşist AKP’den Sorulacak!… Tanrı Türk’ü Korusun!.. TЭHلİʞЭŇİŇ ⅎΛЯʞIŇДΛ WIIŇIƷ?)

    İnsanlar nasıl da saldırıyorlar “markalı” ürünlere… Burada herşey lüks, herşey birinci marka ve herkes zengin.

     Tuhaf olan, sadece yolcular değil, terminalde çalışan personeller de 72 milletten. Yolcular arasında olduğu gibi, havaalanında çalışanlar arasında da bir tane Katarlı yok! Eh, adamlar petrol zengini; çalışmaya gerek duymuyorlar ki! Ülkedeki bütün çalışanlar – memurlar dahil – yabancı ülkelerden getirtilmiş. Malezya’dan, Endonezya’dan, Hindistan’dan, Ukrayna’dan, Polonya’dan, Macaristan’dan, Kenya’dan, Nijerya’dan, Mısır’dan, Cezayir’den…

    Havaalanı terminalindeki bu alışveriş çılgınlığını, insanların markalı ürünlere çılgınlar gibi saldırmasını seyrederken, aklıma büyük öğretmenim Ali Şeriâtî (1933 – 77)’nin şu güzel sorusu geldi: “İhtiyaç mı icadı doğurur, yoksa icad mı ihtiyacı?”.

     Sonra dedim ki öğretmenime, “İyi de Üstâd, bunlar birşey üretmiyor ki… Üzerinde ‘Made in Qatar’ yazan bir toplu iğne bile var mı ki şu güzelim gezegende? Ya da üzerinde ‘Made in Emirates’ yazan, ‘Made in Kuweyt’, ‘Made in Saudi Arabia’ yazan? Bunlar bırak üretimi, hiç çalışmıyorlar bile! Bunlar sadece tüketiyor; hazır yiyor. Tamam, Batı toplumu da bir ‘tüketici toplumu’dur, kabul, fakat Batı aynı zamanda üretiyor da. Hem tüketiyor, ama hem de üretiyor. Bunlar öyle değil ki Hocam, bunlar sadece tüketiyor.”

     Havaalanı iki terminalli, her terminal de iki katlı. Terminalin içinde 3 tane mescîd, ücretsiz Wi – Fi, bir “duty – free” salonu, birkaç oturaklı nezih restoran, birkaç “fast – food” büfesi, café’ler, çocuklar için oyun bölümü, iki tane sigara içme odası, ayrıca kuyumcular, kırtasiyeciler ve giyim mağazaları var. Katlar arasında iniş ve çıkışlar “yürüyen merdivenler” ile gerçekleştiriliyor.

     Nasıl ki Katar Havayolları’na ait uçaklar dünyanın hem en kaliteli hem de en ucuz seyahat imkânı sağlayan uçakları iseler, aynı şekilde Duha Uluslararası Havaalanı’nda bulunan duty – free ve mağazalar da, dünyanın hem en kaliteli ürünlerini satarlar, hem de dünyada en ucuz alışveriş yapma imkânı sağlarlar. Dünyanın en kaliteli ürünlerini nerdeyse “sudan ucuz” alma şansınız vardır, burada. (KÜÇÜK BİR ÖRNEK SADECE: Bir karton sigara sadece 5 Euro. Normalde Avrupa’da 5 Euro’ya sadece bir paket sigara alabilirsiniz; ama burada aynı paraya aynı sigaradan bir karton alırsınız. Yani 1 değil 10 paket! Aynı durum giyim ve mücevherler için de geçerlidir… KISSADAN HİSSE; İMKÂNI OLANA KÜÇÜK BİR ÖNERİ: Sadece “alışveriş yapmak” amacıyla Katar’a gidip ve sadece birkaç saat Duha Havaalanı’nda kalıp dönseniz bile, yine de kârlısınız. Alışverişinizi o kadar ucuz yaparsınız ki, ödediğiniz uçak biletini zaten otomatikmen çıkarmış olursunuz. Kaldı ki, kendi ülkenizdeki ürünlerden çok daha kaliteli olanını almış oluyorsunuz, aynı zamanda.) 

     Havaalanı terminalinin zemin katında tam 60 tane “check – in” noktası ve 8 tane “bagaj teslim / kontrol” kapısı var. Terminalin dışında ise tam 1000 araçlık park yeri bulunuyor.

     Havaalanı, yıllık 15 milyonun üzerindeki yolcusuyla, dünya üzerinde, kendi kapasitesinin çok çok üzerinde yolcu ağırlayan / uğurlayan bir havaalanı olma özelliği taşımaktadır. Halbuki gerçek kapasitesi, 12 milyon yolcudur.

     Duha Uluslararası Havaalanı, kuzey tarafından Ras Ebû Abud (ﺭﺍﺲ ﺃﺒﻭ ﻋﺒﻭﺪ) ve El Xuleyfat(ﺍﻟﺨﻟﻴﻔﺎﺖ) semtleri ile, kuzeybatı tarafından Umm’ul- Ğuweyline (ﺍﻢ ﺍﻟﻐﻮﻴﻟﻴﻨﻪ) ve El Hilal (ﺍﻟﻬﻼﻝ) semtleri ile, güneybatı tarafından ise El Tumame (ﺍﻟﺘﻤﺎﻤﻪ) semti ile çevrilidir. Havaalanının batısında Duha’nın eski havaalanı, güneydoğusunda ise yeni yapılan, inşaatı 2012’de tamamlanan yeni havaalanı bulunuyor. Doğu tarafı ise bir baştan bir başa Fars Körfezi’nin masmavi sularıdır. Havaalanının güney tarafı ise çöldür ve tamamen boştur.

     Hem sivil hem de askerî hava ulaşımı için kullanılan Duha Uluslararası Havaalanı, 1000 (bin) hektarlık bir alan üzerine kuruludur ve yüzeyi 4572 m × 46 m çapında asfalttır. Limanda aynı anda 42 tane uçak bekletilecek genişliktedir. Uçakların iniş – kalkış yaptığı pist 4 bin 600 m uzunluğunda ve dünyanın en uzun sivil uçak pistlerinden biri.

     Sabah namazı vakti girince, mescîde gidiyoruz. Abdestlerimizi alıp sabah namazını edâ ediyoruz.

     Namazdan sonra mescîdden çıkınca, terminalin dış camlarının yanına vardığımızda, havanın yavaş yavaş aydınlandığını görüyoruz. Ne bir hafta önce İstanbul’dan buraya geldiğimizde kaldığımız saatlerde, ne de Nairobi’den buraya geldiğimiz bugün, bu duruma şâhid olmamıştık. Çünkü her ikisi de geceye tekabül etmişti ve dışarısının kapkaranlık olduğu vakitleri burada geçirmiştik. Fakat şimdi ilk kez gündüz aydınlığında bunu yaşayacağımız için, hakikaten müthiş birşey! Müthiş; çünkü Katar’ın başkenti Duha’yı çıplak gözle temâşâ edebiliyoruz burdan.

     Şehrin, havaalanına yakın semtleri çok net görünüyor burdan.

     Bulunduğum yerden dışarısını temaşevanên hêja yapıyorum. Arap mimarîsiyle yapılmış Duha evlerini, otelleri, bahçelerdeki hurma ağaçlarını ve bir de şirin bir camiyi görebiliyorum.

     Bizim Elâzığ kadar güzel olmasa da, yine de oldukça güzel bir şehirmiş, Duha. Her ne kadar başta Ortadoğu olmak üzere İslam dünyasındaki tüm fitne ve fesâdlar burada tezgâhlanıp sahneye sürülüyorsa da, hiç olmazsa şehir olarak güzel. Eğer bir gün “dünyaya hükmedecek” gücüm olursa, ilk haritadan sileceğim iki devlet, Katar ve Suudî Arabistan’dır. Bundan azîz milletimizin ve Kürt kökenli kardeşlerimin hiçbir şüphesi olmasın. (Afedersiniz Gürcü kökenli cumhurbaşkanı kardeşimin de hiçbir şüphesi olmasın.)

     Vaktimiz doluyor, yavaş yavaş…

     Saat 06:30 sularında, kapılara doğru yöneliyoruz artık. Kafile halinde sıraya giriyoruz.

     Bir saat kadar süren kuyruktan, pasaport ve bilet kontrollerinden sonra, pistte hazır bekleyen“Qatar Airways” uçağımıza biniyoruz.

     Heyecanlıyız; memlekete dönüyoruz.

     Katar Havayolları (Ar. ﺍﻠﻘﻄﺮﻴﺔ ﺍﻠﺠﻭﻴﺔ ﺍﻠﺨﻄﻭﻄ [El- Xutuwt’el- Cewwîyyet’ul- Qatarîyye]; İng.Qatar Airways) şirketine ait uçağımız, İstanbul’a gitmek üzere, Katar saatiyle sabah 08:00’daDuha Uluslararası Havaalanı (Ar. ﺍﻠﺪﻮﻠﻲ ﺍﻠﺪﻮﺤﺔ ﻤﻄﺎﺮ [El- Metar’el- Duha’el- Dewlî])’ndan havalanıyor.

     Bekle bizi İstanbul, geliyoruz…

http://www.ufkumuz.com/masai-ulkesinde-multeci-kamplarina-serdim-seccademi-67-9466yy.htm

 

Benzer Yazılar