RUM OLDUĞUMU KİMSEYE SÖYLEMEYİN, DUYARLARSA BENİ TEKRAR ALMAYA GELİRLER

Samsun’daki bir Rum köyünde doğan ve 1918 yılında 6 yaşında ailesiyle sürgün edildikten sonra Ordu’da evlatlık verilen ve Müslüman olan ‘Belaiya’nın yani Lütfiye’nin torunları, büyükanneleri gibi bir asır önce koptukları akrabalarını bulmak için mücadele veriyor…

Uzun süren yolculuk sonrası askerler Ordu’nun Akkuş İlçesi Yolbaşı Köyü’nde mola veriyor ve oradaki bir kadın, çocuğu olmadığını küçük Belaiya’yı evlat edinmek istediğini söylüyor. Askerlerin bu teklifi kabul etmesinin ardından Belaiya önce Lütfiye, sonra da Müslüman oluyor.

Hayatı boyunca ailesine, akrabalarına hasret yaşayan Belaiya Hanım çocuklarına ve torunlarına Rum olduğunu bir gün anlatır ama tembih de eder:

“Rum olduğumu kimseye söylemeyin. Duyarlarsa beni tekrar almaya gelirler…”

Ve hayatı boyunca bir daha Samsun’a ayak basamaz, Belaiya Hanım, “Beni sizden alırlar” der her seferinde…

Mesut Turan

belaiyaMünevver ve Mehmet Demir kardeşlerin, 1983’de hayatını kaybeden büyükanneleri Lütfiye Demirden (Belaiya) dinledikleri sürgün öyküsü 1918’de Samsun’da bir Rum köyünde başlıyor. O tarihte 6 yaşında olan Belaiya’nın ailesiyle hayatlarını sürdürdüğü köye asker baskın düzenliyor. Belaiya’nın annesi, baskın haberini kocasına haber vermek isterken fenalaşıp ölüyor. Köy meydanında erkeklere “Sizi başka bir yere götüreceğiz” deniliyor. Sonrasında da kadın ve çocuklarla sürgün başlıyor. Belaiya, o günleri torunlarına yıllar sonra şöyle anlatıyor: “Mevsim kıştı. Ayakkabımın teki yırtılıp ayağımdan çıktı. Yalın ayak yola devam ettim. Bunu fark eden askerler, beni bir adamın sırtına koydu.”

Uzun süren yolculuk sonrası askerler Ordu’nun Akkuş İlçesi Yolbaşı Köyü’nde mola veriyor ve oradaki bir kadın, çocuğu olmadığını küçük Belaiya’yı evlat edinmek istediğini söylüyor. Askerlerin bu teklifi kabul etmesinin ardından Belaiya önce Lütfiye, sonra da Müslüman oluyor.

AİLESİNDEN BİR HABER ALAMADI

Annesi ölen, babasınınsa Rusya’ya kaçtığını öğrenen Lütfiye’nin ağabeyleri Nicola ve Sofili ise babaanneleri tarafından Merzifon’daki bir akrabalarının yanına gönderildi. Onlardan bir daha haber alamayan Lütfiye 20 yaşında, komşu köyden Hüsnü Demir ile evlendirildi. Çiftin çocuklarından Ali Demir, 1941’de, İkinci Dünya Savaşı’nın en kanlı günlerinde dünyaya geldi. Demirin 7 çocuğu oldu. O kardeşlerden Münevver Yanar ile Mehmet Demir, Lütfiye olarak bildikleri büyükanneleri Belaiya’dan sürgün ve acı dolu yılları hep dinledi. Babasını ve kardeşlerini yıllardır arayan Belaiya, bu amacına ulaşamadan 1983 yılında 71 yaşında son nefesini verdi.

‘SORUŞTURDUK AMA BULAMADIK’

Demir kardeşler, yakınlarıyla ilgili iki ipucu olduğunu ancak sonuçsuz kaldığını belirterek şunları anlattı:

“Babamız Ali Demir, 1970’lerin sonunda Sofya Radyosu’nu dinlerken ‘Belaiya adlı bir kadını arıyoruz, bilen varsa şu numarayı arasın’ diye bir anons duyuyor. Ama telefon numarasını alamamış. O günden sonra hep o radyoyu dinledik ama bir daha o anonsu duymadık. Bir de 7 yıl önce 3 kişi köye gelip ‘Belaiya adlı bir Rum kadını arıyoruz’ demişler. Ama büyükannemizi o isimle kimse bilmediği için cevap verememiş. Soruşturduk gelenlerin izini de bulamadık.”

Büyükannelerinin, o günleri sürekli kendilerine anlattığını söyleyen Münevver ve Mehmet Demir, “Büyükannem o günlerin etkisinden hiç kurtulamadı. Babam, büyükannemi, yakınlarını bulması için Samsun’a götürmek istemiş ama ‘Beni sizden alırlar’ diye kabul etmemiş. ‘Rum olduğumu kimseye söylemeyin. Duyarlarsa beni tekrar almaya gelirler’ derdi hep… Büyükannemize söz verdik. O, babası ve kardeşlerinden bir iz bulamadı ama biz ömrümüz yettiği kadar onları arayacağız. İnanıyoruz; onlar da bizi arıyordur” diye konuştu.

 KAYNAK: Habertürk

Benzer Yazılar