SEN HAYAL ET ENVER… BİZ YİNE ÖLELİM

R. Uzunhasanoğlu / Muhalif Yazılar

Enver Bey…

Son Osmanlı paşalarından.

Tarih kitapları onu; genç, ihtiraslı, cesur ve atak bir subay olarak yazar.

Aynı zamanda hesapsız, gözüpek, maceracı biridir, diye devam eder.

Koca Osmanlı o zamanlar “Hasta adam”dır.

İttihaçılar 23 Ocak 1913′te meşhur Bab-ı Ali baskınıyla iktidarı ele geçirir.

Enver Paşa, Başkumandan Vekili olur.

Uzun zamandır hiç bir savaş kazanılmamıştır.

Balkan savaşından hezimetle çıkılmıştır.

Ufuktaki birinci savaş, Enver Bey için heyecan vericidir.

Birinci Paylaşım Savaşı başladığında tereddütsüz Almanlar’dan yana taraf olunur.

Bu savaşın en ağır yenilgilerinden biri Sarıkamış Harekatı’dır.

Enver Paşa’nın ısrarı üzerine dondurucu kış koşullarında başlatılan bu harekat sonucunda tek mermi bile atamayan onbinlerce asker soğuktan donarak ölür.

Bu yenilgi halktan gizlenir. Basın sansürlenir.

Enver Beyin çevresindeki kimi insanlar yenilgiden Paşa’yı sorumlu tutarlar.

Eleştirilere Enver Paşa’nın yanıtı Sarıkamış soğuğu gibidir.

“Nasılsa ölmeyecekler miydi?”

Devamı malumumuzdur.

Yenilen Almanya ile birlikte Osmanlı da aynı kaderi paylaşır.

Galip devletler, Osmanlı’yı işgal eder.

İttihat ve Terakki’nin liderleri ülkeden kaçarlar.

Enver Bey, Büyük Turan ülkesi kurma düşleriyle Sovyetlere gider.

Tacikistan steplerinde kurduğu orduyla birlikte Kızılordu’ya karşı savaşırken 1922 yılında ölür.

Enver Paşa ruhu yüzyıl sonra yeniden ortaya çıkar.

Bu defa Hariciye Nazırı olarak…

Adı Ahmet Davutoğlu’dur.

Akademik kariyerinde Profesör Doktor yazar.

Almanca, İngilizce ve Arapca bilir.

Son zamanlarda ellerden düşmeyen “Stratejik Derinlik” adında bir kitabı da vardır.

Okuyanlar “müthiş” diye anlatır.

Önce devletin en önemli kurumlarına danışmanlık yapmış, hemen ardından Konya Milletvekili olarak Meclise girmiş ve Dışişleri Bakanlığı kendisine teslim edilmiştir.

….

Yeni Dışişleri Bakanımız göreve fırtına gibi başlar.

Öncelikle “Monşerler” geleneği derhal resetlenir.

Artık ‘Stratejik Derinlik’ zamanıdır.

2009 yılından bu yana konuşma yapmadığı, görmediği, gitmediği tek başkent kalmaz.

Mekik, gizli, proaktif, hiperaktif, telefon, face to face bütün diplomatik terimler yeniden vücut bulur.

Göreve başladığında kampanya sloganı şudur: Komşularla sıfır sorun.

Ermenistan ile başlayan görüşmeler o kadar iyi gider ki ilk kez bir Türk Cumhurbaşkanı Erivan’da futbol maçı izler.

Kaddafi zaten 40 yıllık devlet dostumuzdur. Yeniden kucaklaşılır. Müteahhitlerimizin parası tıkır tıkır ödenmeye başlanır.

Kaddafi’nin dağıttığı Barış ödülünü Başbakanımız gururla alır. İnsan haklarına dair uzun bir konuşma yapar.

Irak ile sayısız defa görüşülür. Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız, yemini bin kez daha edildir. Heyetler gelir-gider.

Suriye, bu Osmanlı bakiyesi  ülkeyle öyle bir kardeşlik gelişir ki can ciğer kuzu sarması olunur.

‘Kardeşim Esad’ her hafta olmasa da ayda iki kez Başbakanımızın davetlisidir.

Körfez ülkeleri, Afrika devletleri, Uzak Asya, Orta Asya zik zak diplomasisiyle çembere alınır.

Fazla değil, 4 yıl içinde geldiğimiz nokta gözler önündedir.

Yerinde duramayan ‘Derinlik’ Bakanımız son günlerde Ankara’daki makamında kös kös oturmaktadır.

Ülke yönetmek de dış politika da kolay iş değildir. Niyetle, hevesle, hayalle politika yapılmaz.

Kendi gerçeğini, gücünü, dengeleri iyi bileceksin.

En önemlisi komşu bir ülkede yangın çıkmışsa ona benzin değil, dostluk götüreceksin.

Sadece kendi hesabına adım atar ve sinsi hesaplar peşinde gidersen bir gün gelir keser döner sap döner olur.

Bütün dış politikan iflas edince buna uydurma “değerli yalnızlık ” denmez, kabak gibi ortada kalmak denir.

Enver Paşa “hasta adam” Osmanlı’yı diriltip Turan ülkesi kurmayı düşlüyordu.

Enver Paşa’lığa soyunan Davutoğlu, Sünni-İslam yeni Osmanlı hayaline kapıldı.

Enver Paşa’nın macerası soğuk bir stepte son buldu.

Davutoğlu’nun macerası sıcak çölde son bulacak gibi…

Tarih iyi bir öğretmendir, ders almasını bilene…

Kaynak: http://muhalifyazilar.com/yeni-enver-pasa/

Benzer Yazılar