SEVAN NİŞANYAN’A SAHİP ÇIKALIM, SONRA ÇOK ÜZÜLÜRÜZ

Devrimci Karadeniz 11/12/2014 SEVAN NİŞANYAN’A SAHİP ÇIKALIM, SONRA ÇOK ÜZÜLÜRÜZ için yorumlar kapalı
SEVAN NİŞANYAN’A SAHİP ÇIKALIM, SONRA ÇOK ÜZÜLÜRÜZ

Türkçenin etimolojisini ondan öğrendik. Küçük Otellerin Kitabı olabileceğini ondan öğrendik. Resmi ideolojinin gezi rehberi yoluyla eleştirisinin yapılabileceğini ondan öğrendik. Şirince’yi, bilinmeyen bir yerin nasıl bilinebilir kılınabileceğini ondan öğrendik. Dahası, Commodore 64’ü bile ondan öğrendik.

Fuat Keyman

Entelektüel, aydın, etimolog, seyahat yazarı, ayaklı kütüphane, bilgi küpü, çok yönlü, yaratıcı, değişik, bazen kızdıran, çoğunlukla öğreten.

Yaratıcı olanın çok zor bulunduğu Türkiye’de, nasıl yaratıcı olunabileceğini verdiği eserlerle ortaya koyan insan.

Sözlerin Soyağacı: Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü’nü okuyarak, Türkçenin etimolojisini ondan öğrendik.

Küçük Otellerin Kitabı olabileceğini, hem de böyle bir şeyin çok faydalı olacağını ondan öğrendik.

Ankara’nın Doğusu’ndaki Türkiye’yi, ve, resmi ideolojinin gezi rehberi yoluyla eleştirisinin yapılabileceğini, farklı ve ufuk açıcı yaklaşımıyla ondan öğrendik.

Şirince’yi, bilinmeyen bir yerin nasıl bilinebilir kılınabileceğini, geleneksel mimari dokunun korunmasının önemini ve o yer için faydalı olacağını ondan öğrendik.

Taraf gazetesindeki, Kelimebaz köşesini zevkle okuyarak, etimolojinin güzelliğini ve çekiciliğini ondan öğrendik.

Dahası, yaşam öyküsünü okuyunca, 1984’de, Commodore 64 kişisel bilgisayarı Türkiye’ye getiren firmanın kurucusu ve yöneticisi olduğunu öğreniyoruz.

Aynılığın hüküm sürdüğü Türkiye’de, farklı olmanın, farklı olmayı yaşama geçirmenin, yaratıcı olmak için ne kadar önemli olduğunu ondan öğrendik.

Adı, Sevan Nişanyan. Türkiyeli bir Ermeni. Türkiye’nin bir değeri.

Kalitesizliğin, tek düzeliğin, tarafgirliğin, yandaşlığın, retoriğin, ezberin, yüzeyselliğin, meşhur olma çabasının hüküm sürdüğü ülkemizde, bilginin, farklılığın, yaratıcılığın, çok boyutluluğun önemini anlatmaya çabalayan bir insan.

Bilgiyi retoriğe, saygıyı meşhurluğa, farklı olmayı tek düzeliğe ve aynılığa tercih eden; kendine has ve değişik, aynılığa karşı özgün ve tek başına birisi.

Değer verilmesi, desteklenmesi, anlaşılması, korunması gereken bir değer.

Ama, burası Türkiye. “Yargının, adaleti, vicdanı, hukuku var mı” sorusunun günün her saatinde sorulduğu bir ülke.

Yargının sorun çözücü değil; aksine, temel sorun olduğu, bu nedenle, hukuka güvenin her geçen gün biraz daha sıfırlandığı bir ülke.

Sevan Nişanyan, bu anlamda, istisna biri değil; yargının eline düşmüş, yargı yoluyla yok olmaya sürüklenen, bir hapishaneden diğerine yollanan, her gün, kendisine açılan davaların sayısının arttığı, hapishanede kalacağı günler katlandığı, ve, kendisine açılan davaların bazılarından haberi bile olmuyor bir Türkiye Vatandaşı.

Nişanyan, Türkiye’nin farklı yerlerinde, hapishane koğuşlarında yok edilmeye itilmiş bir durumda.

Niye?

Gerçekten, insan merak ediyor; ne yaptı Nişanyan? Hangi büyük suçu işledi?

Nişanyan, Şirince’de bir arazi alıyor, ve, kendi arazisinde ev yapmaya başlıyor.

Biraz daha ileri gidip, Şirince’de, yıkılmakta olan evleri, izin almadan restore ediyor. Ortaya, bugün, tanınmışlığı ülke dışına da yaygınlaşmış, Şirince çıkıyor. Aman, ne güzel diyemiyoruz.

Nişanyan, ilk önce, izin almadan yaptığı bu işler nedeniyle, on ay hapis cezası alıyor.

Traji komik bir süreç böylece başlamış oluyor.

Nişanyan, sonra, kendi arazisindeki evi, iki kez mühürlenmiş olmasına rağmen bitirdiği için, iki yıl hapis cezası alıyor, ve 2 Ocak 2014’de hapse giriyor.

Buraya kadar, zaten garip olan gelişmeler, 2 Ocak sonrası giderek kabusa dönüşüyor.

Kapalı hapishanelere sürgün ediliyor. Dört hapishane değiştiriyor. Şimdiden, infaz süresi, on iki yıla ulaşıyor. Hakkında, kendisinin bilmediği, kendisine tebliğ edilmeyen davalar açılıyor.

Ceza bombardımanı altında, kendi arazisinde yaptığı ev, on yıllar sürecek bir kabusu, esareti, tecridi, yok etme sürecini başlatıyor.

Nişanyan’ın yaşadığı bu kabus sürecini okumak, Hrant Dink’in nasıl yavaş yavaş sona doğru itildiği süreci aklıma getiriyor. O süreç de, bir yazıyla, ve bilerek yanlış anlaşılan bir cümle ile başlamıştı. Bu da, Şirince’de, ufak bir arazide, ufak bir ev yapımıyla başlıyor.

Nişanyan’ı, bu yaratıcı, değerli insanı koruyalım. Bu kabusun bitmesini talep edelim.

Sonra, bir daha, yine çok üzülürüz.

KAYNAK: http://www.radikal.com.tr/yazarlar/fuat_keyman/sevan_nisanyana_sahip_cikalim_sonra_cok_uzuluruz-1247912

Yoruma Kapalı.