HER ŞEYE RAĞMEN AMARANTHUS SOLMAZ

Münih’in yaklaşık 16 kilometre kuzey batısında, Almanya’nın güneyinde, Bavyera Eyaleti yakınlarında terkedilmiş bir Mühimmat Fabrikası’nın arazisine kurulmuş Dachau Konsantrasyon Kampı.

33 ülkeden 45 bin kişinin katline sebep olan ve diğer toplama kamplarına örnek olan bu kamp bu gün bir müze olarak halka açık. Alman rehberler eşliğinde yapılan müzedeki ziyaretler sırasında oradaki kanıtlar, işkence aletleri, o yıllardan kalma fotoğraflar, paylaşılmış anılar, günlükler, hücreler, krematoryum vd. ziyaretçilere yaşananları hissettirecek derecede gerçek.

Stutgart ve Münih çevresinde yaşayan yüz yıl önce binlerce yıllık topraklarından sürgün edilmiş Rumların torunlarıyla birlikte ziyaret ediyoruz Dacha’yu.
Fırtınalı ve yağmurlu bir gün 29 Ekim 2017 Pazar.

 

Mihalis Haralambidis

(Almanya’daki DACHAU Konsantrasyon kampındaki konuşması)

–  SÖZDE TÜRK DEVLETİ EBEDİ BİR SUÇUN ÜZERİNDE YAPILANMAKTA ISRAR EDİYOR

–  HER ŞEYE RAĞMEN AMARANTHUS SOLMAZ

Tarih, bu ziyaretinizi yazacaktır. Bu, Vissarion’un büyük Trabzon’unun haklı olduğunun kanıtıdır. Kendi yolumuzda yürüdük. İlk durağımız Chaidari’ydi. Orada, Naziler diğer Helenlerle birlikte Pontos’tan Orateios Kyrillidis’i infaz ettiler. Chaidari’yi daha 1990’da 19 Mayıs’ın ne olduğunu anlatmak için seçmiştim. Sonraki duraklar Nurnberg, Makedonya’daki Mesovouno ve Pyrgoi (Kuzeybatı Yunanistan) ve bugünkü Bavyera Dachau’ydu.
Yıllar önce haysiyet ve özsaygı için verilen bu asil mücadeleye başladığımda, bana unutmamı söylüyorlardı. Cevabım şuydu: Unutmak için hatırlamamız gerek. Çünkü hafıza yaşamdır, yaşamın korunması, hümanizmanın savunulmasıdır. Unutmak ölümdür ve sonucu barbarlığa varır. Çünkü insanlıktan çıkmışlıkla karşı karşıya kaldığınızda, hümanizminizi korur ve yayarsınız. İşte Dachau budur. Yaşam yerine dönüştürülen bir ölüm yeri.
İnsanlığa karşı işlenen suçtan sonra, bu özgürleştiren hafıza ve barbar geçmişin eleştirisi üzerinde yeni Alman devleti inşa edildi.
Helenik kalıcı holokostu, Pontus Rum / Helen Soykırımı kendi hatıra yerlerinden yoksundur. Sözde Türk devleti, ebedi bir suç ve gömülmemiş ölüler üzerine yapılanmakta ısrar ediyor. Suçluları ve ölümleri onurlandırmak için.
Yaşamak ve kana dönüştürmek için.
Ancak bu kendi ölümünün alanıdır.

Kemalizmin ve Kemalist-İslamcılığın mağdurları olan talihsiz mirasçılarımız, anılarının yer ve tarihlerini talep ediyorlar.
Anılarının tarihi olarak 19 Mayıs’ı adadık.
Onlara anılarının yerlerini sunma görevimiz var.
Ölüm yerlerini kendi yaşam yerlerine dönüştürmeleri için.
Yolumuz Dachau ya da Auschwitz’de bitmiyor. Santa, Bafra, Samsun, Tirebolu, Giresun, Merzifon’da devam ediyor.
Trabzon’un güneyindeki Maçka’daki Cevizlik’te devam ediyor.
Ölülerimiz kendi İZLERİNİ istiyorlar.
Rumlar / Helenler için iz (işaret, sembol, nişan) hayatın devamlılığıdır. Attica’daki Sourmena’daki St. Thomas pazarına (Paskalya sonrası Pazar) girerseniz, anlarsınız; ölülerle sohbeti görebilirsiniz.

Maçka’daki Cevizlik’e gittiğinizde, ölüler için, bize ve tüm Rumlara / Helenlere özgü, çok karakteristik olan Amarantha*yı bırakmalısınız. Şu elimde tuttuklarım gibi. Bana Santa’dan getirildi. Gidip bir gün bunları geri götüreceğim. Bu, uzak bir gelecek değil. Ayrıca Amaranthus solmaz, Kythiralı ve Pontosluların solmadığı gibi.
Cevizlik Dachau’dan daha kötüydü. Ve Cevizlik’in suçlusu çoktur. Hem Batı’da, hem de Doğu’da.

 

* Amaranth çiçek demektir. Yunanca solmayan anlamına gelen Amaranthus’tan gelir (Αμάρανθος).

 

Benzer Yazılar