”ŞÜKREDİN HALİNİZE, MUSTAFA KEMAL OLMASAYDI ŞİMDİ RUM OLARAK YAŞAYACAKTINIZ”

Fatma Çolak

”Mustafa Kemal olmasaydı şimdi Rum olarak yaşayacaktın”

Bu cümle resmi tarihi eleştirmeye kalkanlara söylenen ilk cümledir Karadeniz’de. Ve her şey ne kadar açıktır bu cümlede, hiç üzerinde uzun uzun düşünmeye dahi gerek yoktur. Aslında bu cümle bir gerçeğin itirafıdır. O gerçek de, Karadeniz’de bir zamanlar Rum kimliğiyle yaşayan insanların artık Rum olarak yaşamadığıdır.

Ama yine de bu cümleyi biraz daha özenli inceleyelim:

Bu cümleyi sarfedenler demektedirler ki, ”Rum olmak iyi bir şey değildir, haline şükret”. Yani Türk olmak, Rum olmaktan daha iyidir öyle mi? İnsan doğduğu zaman kendi etnik kimliğini seçme hakkına sahip olmadığına göre, tarihin bir evresinde yaşanmış bu ”değişiklik” de pek önemli olmasa gerek diye düşünebilir belki. Ama Türklüğün Rumluktan daha üstün kabul edildiği bir yerde ”benim için etnik kimliğin önemi yok, insan olmak yeter” demek, aslında bir etnik kimliğin diğeri üzerinde kurduğu baskıdan zarar görmemek adına uydurulan, hiç de safça olmayan, teslimiyetçi bir bakış açısını yansıtır.

Öyle ya eğer bir önemi yoksa etnik kimliğin, neden illa da Türk olmak kabul edilmeli ki?

Yeryüzünde yaşanan tüm sorunların kaynağı ”sınıfsal”dır belirlemesi kesinlikle doğrudur. Ancak bu belirlemeden yola çıkarak, bu kimlik dayatmasına karşı çıkmak yerine, sorunumuz sınıfsal, bu işlerle uğraşmaya gerek yok demek, bu meseleyi görmezden gelmekle sınırlı kalmayıp, bu kimlik dayatmasını yapan erkin işine yarayacağı bir sonuca da sebep olur.

Peki hem sınıfsal bir bakış açısına sahip olunup da, ulusal sorunları, ya da tarihte bir ulusa karşı girişilmiş bir katliamı, soykırımı yok saymak mümkün olabilir mi? Olamaz elbet, emekçilerin adil, eşit, özgür bir dünyada yaşamasını savunan bir anlayış, ulusal sorunlara da, yaşanan ve yaşanmış katliamlara karşı da duyarsız kalmazlar.

Öyleyse hem sınıf mücadelesinden sözedip, hem de ulusal sorunlara, katliamlara karşı duyarsızlık neyin ürünüdür?

KİM EMPERYALİSTLERİN YANINDA? KİM MİLLİYETÇİ?

Bu sorunun yanıtı çok açıktır, sebep şovenizmdir. Ama şovenistler ”şovenist” olduklarını kabul etmezler ve bunu sınıf mücadelesinin arkasına sığınarak yaparlar. Onlara göre geçmişte olan olmuştur, bu sorunları yeniden gündeme getirmeye gerek yoktur. Daha da somutlarsak; mesela Pontos Soykırımı gündeme geldiğinde, kendine solcu, sosyalist diyen bazı şovenist kesimlerin ilk tepkisi, bu konuyu gündeme getirenlerin emperyalistlerin oyununa geldiğini söylemektir. ”Ülkede Rum mu var ki, bu konuyu tartışalım” derler, ya da Rumların katlinin meşru olduğunu savunan, ”onlar da emperyalistlerle birlik olmasalardı”, ” onlar da Türkleri öldürdüler” gibi resmi tarih yalanlarını tekrarlarlar. Oysa emperyalistlerle elele olanlar egemen sınıflar ve onların bugüne kadarki iktidarları, hükümetleridir.

Bu yaklaşım, Kürtler, Ermeniler, Lazlar, Süryaniler sözkonusu olduğunda da aynıdır.

Kendine kimi zaman ”vatanın birliği”, kimi zaman ”sınıf mücadelesi” gibi kılıflar bularak, ezilen ulusların mücadelesine düşmanlık yaparlarken, öte yandan ırkçı, milliyetçi politikalarla beslenen egemen sınıflara dolaylı yoldan destek verirler.

Sosyalistlerin egemenlerle yürüttüğü ideolojik ve fiziki mücadelenin bir yanı da, bu nedenlerden dolayı ırkçılığa, milliyetçiliğe ve şovenizme karşı olmak  zorundadır…

Benzer Yazılar

One Response

  1. Anton