TOPAL OSMAN KAHRAMAN MIYDI?

 Tamer Çilingir / Devrimci Karadeniz

Pontos Rum Soykırımı, Birinci ve İkinci Jöntürk dönemi olarak iki dönemde gerçekleşmişti.  Birinci dönem, Ermeni ve Süryanilere yönelik soykırım süreciydi. 1914-1918 yılları arasında, 1. Empeyalist Paylaşım Savaşı dönemine ait bu süreç  1.5 milyon Ermeni, 250 bin Süryani’nin imha edilmesi süreciydi. Ayrıca 150 bin Pontoslu Rum da bu süreç de katledilmişti. 19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal’in Pontos’a gelmesiyle beraber ikinci Jöntürk dönemi başlamış ve 200 bin Rum daha katledilmiş ve ardından mübadele adı verilen anlaşma ile geride kalan  kendisini Rum olarak ifade edenler sürgün edilerek süreç tamamlanmıştı.

Topal Osman bu iki dönemin de baş aktörlerindendir. Birinci Jöntürk döneminde 17 Ermeni’yi boğarak öldürmekten hakkında dava açılıp suçlu bulunmuşsa da, Kemalistler onu ikinci Jöntürk döneminde de baştacı yapmış, cezasını affetmiş ve Pontos Rumlarına yönelik katliamlarda kullanmıştır. Özellikle savunmasız köylülere karşı giriştiği vahşice katliamlarla nam salan Topal Osman, Kürtlerin vahşice öldürüldüğü Koçgiri katliamında da kendisine bağlı gönüllü alayı ile yer almış ve cinayetlerini burda da sürdürmüştür.

Mustafa Kemal’in birçok kirli işinde kullandığı Topal Osman yine Mustafa Kemal’in emriyle daha sonra infaz edilmiştir.2topal osman

 

O, Mustafa Kemal’in askeridir 

1884 Giresun doğumlu olup; gençliğinde Karadeniz limanlarında taşımacılık yapardı. Sonra Rumların kurduğu bir kereste fabrikasına ortak oldu. 1912 Balkan Savaşı’na katıldı ve bir şarapnel parçası diz kapağını yaraladı iddiasıyla savaştan kaçtı. Topal lakabı buradan gelir.

Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında Karadeniz’de Ruslara karşı çeteler kurar, savaşır. Trabzon Cezaevi’ni adamlarıyla basıp 150 adli mahkumu serbest bırakarak çetesini takviye eder. Artık 800 kişilik çete kuvvetine sahiptir Topal Osman.

Yarbay rütbesiyle yönettiği çete kuvvetinin adı 47. Alaydır…

Ama o aynı zamanda İttihat ve Terakki’nin gizli örgütü Teşkilat-ı Mahsusa’nın da vazgeçilmez elemanıdır. Başta Ermeni Soykırımı olmak üzere ardından Pontos Rum Soykırımı ve devletin bütün gizli, pis işlerinde onun imzası vardır.

Karadenizde Ermeni ve Pontos Rumlarına karşı acımasız katliamlarıyla ün yapmıştır. Pontos Rumlarını gemi kazanlarında diri diri yaktıracak kadar acımasızdır. Sadece Pontoslu partizanlara karşı değil; aynı zamanda Rum ve Ermeni sivil halka; kimi zaman müslüman halka keyfi biçimde cezalar yağdıran; belediye binasını basarak başkanı azledip yerine geçen Topal Osman aleyhine şikayetler çoğalır.

İşte Mustafa Kemal’in yolu, Topal Osman ile bu noktadan itibaren çakışır.

 

Pontos direniş mücadelesinin aktif olmadığı bölgelerde Kemalistler, imha faaliyetlerini engelsiz sürdürdüler. Mustafa Kemal’in çeteleri, köylerdeki fanatik müslümanlarla ittifak yaparak, birlikte köyleri kuşatıyor ve sadece buraların halkını yok etmekle kalmayıp, tüm evleri de yerle bir ediyorlardı. ”Barış koşulları memnuniyet verici bulunmazsa, genel bir imha gerçekleştirilebilir” diyerek kendileriyle de gurur duyuyorlardı.

Kemalist bağımsız birliklerin dışında, Osmanlı basını da müslüman halkın ayaklanmasından sorumluydu. Türkçe gazetelerin özel baskıları siyah kenarlı çıkıyor, her gün toplantılar, protesto yürüyüşleri, dini vaizler yapılarak ”itilaf güçleri”nin paylaşma niyetlerini Türklerin kabul etmediği ilan ediliyordu. Mustafa Kemal, Türk halkının zulüm altında olduğunu açıklıyor ve onları, vatanlarını korumak için savaşa teşvik ediyordu.

 

‘‘Rumlar arasındaki baş sorumluları, taşlarla ağırlaştırılmış çuvallara koyarak, denize attı.‘‘1Topal osman

Samsun’daki Rumların tehciri, hemen birkaç gün içinde dokuz aşamada gerçekleştirilir. Soykırım, uluslararası insani örgütler veya itilaf devletleri tarafından protesto edilmeye başlanmadan, hızlıca gerçekleştirilmeliydi.

Dönemin tanığı ve tarihçi G.Valavanis 1925’te şöyle yazıyor:

”Rumlara refakat edenler-jandarmalar ve Türk jandarmasının yüzde 90’ını oluşturan hüküm giymiş angaryaya tabi tutulan suçlular, kaçak mahkumlar ve profesyonel katiller- bu zavallıları silahlı Türklerin öncedcen belirlenen çevre köylerde pusuya yatmış olduğu yerlere sürüyorlardı. Onları burada, daha önce belirlendiği biçimde, herşeyden habersiz Samsun halkına dönük saldırı işareti olan silah seslerinin dört bir yandan duyulmaya başlandığı gece yarısına kadar tuttular”

(G. Valavanis,Pontos Modern Genel Tarih, Atina 1925, 2. Baskı Selanik 1986, sayfa 205)

 

Samsun Rumlarının sürülmesinden sonra, sırada çevre kasabalardaki 394 Rum köyü vardı. Topal Osman ve çetelerinin varlığı belirleyiciydi. Topal Osman katlediyor, ırza geçiyor ve birçok kurbanı canlı canlı evlerin alevlerin içine atıyordu. Her gün hırsızlıklar, ırza geçmeler ve katliamların eşlik ettiği, gruplar halinde tutuklama emirleri veriliyordu. Tutuklananlar, daha sonra ateşe verilen okullara ve kiliselere hapsediliyordu. Topal Osman’ı Giresun’un kurtarıcısı olarak gören, Mustafa Hakyemez (Giresun’daki ”bağımsızlık savaşçıları” adı altındaki çetenin sekreteriydi, rüportaj yapıldığında 82 yaşındaydı) onun Taşkışla’da Pontos bayrağını nasıl indirip, yerine Türk bayrağı astığını şöyle anlatıyor: ”O, bizi Rum partizanlardan kurtardı. Rumlar arasındaki baş sorumluları, taşlarla ağırlaştırılmış çuvallara koyarak, denize attı.” (Cemal Şener, Topal Osman Olayı, Ankara 1968, sayfa 61-65)

 

”Kurtuluş Savaşı”nın temeli eşkiyalara ve Topal Osman’ınkiler gibi ölüm mangalarına dayandığı için Mustafa Kemal ve sonraki hükümetler yaşananları öyle pek de rahatlıkla savunamazlar. Ama Topal Osman’ın imha niyetinden haberdar olmadıklarını söyleyerek de, kendilerini haklı çıkaramazlar. Murat Yüksel, ”Ali Şükrü Bey ve Topal Osman Ağa, Trabzon 1993” adlı kitabının 30.sayfasında şöyle diyor;

”Giresun’un talihsiz halkının ricalarını ve yakarışlarını hiç kimse duymadı. Şikayetlerini kimse dikkate almadı. Mahkeme binasındaki arşiv, Topal Osman’a yönelik şikayetlerle dolu. Ancak gizli bir güç, Topal Osman’ı sadece kullanmakla kalmıyor, bilakis her katliam ve şikayet sonrası hiyerarşi basamaklarını tırmanmasını sağlıyordu. Topal Osman Giresun’un en üst rütbeli subayıydı. O herşeydi. Tüm ipler onun elindeydi. Emirler veriyor, yasaklıyor, astırıyor, kesiyordu. Kimse karşı çıkmak için tek kelime bile etmedi.”

 

‘‘Mangal Yürekli! Adam‘‘

Hasan İzzettin Dinamo, Kutsal İsyan adlı romanının ikinci cildinde ”Mangal Yürekli Adamın Hikayesi” başlığıyla olayı kurguluyor. Buna göre, Topal Osman aleyhindeki şikayetleri soruşturup, yapanı cezalandırmak amacıyla İstanbul’dan Samsun’a gönderilen 9.Ordu Müfettişi Mustafa Kemal, tam tersi bir tutum alır. Namını duyduğu Topal Osman’la bizzat görüşüp, ona, ”Bundan sonra el ele çalışacağız” diyerek şöyle devam eder: ”Madem ki Türk halkı tamamen seni destekliyor; hiç durma teşkilatını yap. Git, belediye reisliği makamına otur. Sen kaçıp dağa çekileceğine, Pontosçular ve Rumlar kaçsın. Kanunsuz yola adım atar göründüler mi onları temizleriz.” Bunun üzerine Topal Osman, şu cevabı verir: ”Sen hiç merak etme Paşam! Bu Pontos Rumlarına öyle bir tütü vereceğim ki, hepsi mağaralarda eşek arısı gibi boğulup gidecek”

 

 

‘‘Bu eşkiyadan bizi kurtarın‘‘

Kendisini öldürmeye kalkan Giresun Kaymakamı’nı dağa kaldırması üzerine, dönemin Trabzon Valisi Kara Galip merkeze şikayetname göndermiştir:

”Giresun’da adam öldüren, yol kesen, haraç alan bir eşkıya türedi. Bu eşkiyadan bizi kurtarın”

 

Koçgiri Katliamı’nda da rol aldı

4 Ekim 1921 günü TBMM gizli oturumunda Koçgiri’nin yanısıra Pontoslu Rumlara yönelik uygulamalar gündeme getirildi ve tartışıldı. Milletvekillerden bir kısmı yapılanlarda Nurettin Paşa’yı sorumlu tutarak görevden derhal alınmasını isterken, bazıları da Nurettin Paşa’nın asılmasını istediler. Mustafa Kemal’in karşı çıkmasına rağmen meclis, Nurettin Paşa’nın görevden alınmasına ve muhakeme edilmesine karar verdi. Ayrıca Koçgiri ve Pontos ’İsyanları’nı yerinde incelemek için bir araştırma heyeti kurulmasını kararlaştırdı.

Pontos ve Koçgiri Kasabı Nurettin Paşa, ‘‘Ümraniye  İsyani’nda halk dehalete hazır iken, Topal Osman’a milleti kırdırmak‘‘ maddesi de dahil toplam on maddeden oluşan bir soruşturmaya uğruyordu.  Onbinlerce Rum’un katline sebep olan Nurettin Paşa ve Merkez ordusu hakkında soruşturma açılmasının sebebi, İttihatçıların Ermeni Soykırımı sonrası tüm dünya kamuoyunca gördükleri tepkiydi. Kemalistler, Ermeni soykırımından dersler çıkarmış ve bu kez yapılan soykırımı sözde soruşturmalarla ört bas etmeye çalışıyorlardı. Kaldı ki bu soruşturma sonucunda Nurettin Paşa sadece Merkez ordusu komutanlığı görevinden alınmış, Karadeniz’deki soykırımı uygulamaları devam etmişti. Bu, Anadolu diye tabir edilen topraklardan müslüman olmayanların ’’temizlenmesi’’ operasyonuydu. Ama egemenler, olan biteni birkaç ’’kötü niyetli’’nin fevri davranışı olarak göstermeye çalışıyordu. Kaldı ki bu örnekte olduğu gibi katliamcılar göstermelik soruşturmalarla adeta aklanıyor ve ödüllediriliyordu da.

 

Ali Şükrü Bey Cinayeti

Topal Osman 19 Mayıs 1919 tarihindeki ilk görüşmeden itibaren Mustafa Kemal’in hizmetine kendisini adamıştır. Erzurum Kongresi’nden başlayarak bedenen tasfiye edildiği güne kadar Mustafa Kemal muhaliflerini sindirmek; Ankara hükümeti’nin gönderdiği yerlerde (Koçgiri Ayaklanmasını bastırmak gibi) yasaların dışına çıkarak görevini vahşi bir şekilde yerine getirmek; TBMM’de Muhafız Alayı komutanı olduğu günlerde Cumhuriyet’in başkentinde ”Ali kesen baş kıran” rolünü hakkıyla oynamak gibi faaliyetlerde bulundu. Bu kanlı icraatlarından biri, Topal Osman’ın bizzat efendisi tarafından tasfiye edilmesine yol açtı:

Mustafa Kemal’e muhalif Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey, 26 Mart 1923 akşamı aniden kayboldu. Yapılan araştırmada, Topal Osman’ın, kendisini bir entrika sonucu boğdurttuğu ortaya çıktı. Bütün yasadışı icraatları (özellikle muhalifleri temizleme görevi) Topal Osman aracılığıyla örtülü bir biçimde (ya da faili meçhul) yerine getiren kimi yetkililer, artık Topal Osman’ın hükümetin başına bela olmaya başladığını farkederler. Mustafa Kemal’le görüşen dönemin başbakanı Rauf Orbay, Topal Osman’ın ölüm fermanını imzalamış olur. General İsmail Hakkı Tekçe, 2 Nisan sabahı Muhafız Taburu ile Topal Osman’ın evini sarar. Çatışmada 21 kişi öldürülür, bazıları da yaralanır. Topal Osman da yaralılar içindedir ama o da yaralı ele geçtikten sonra öldürülür.

 

KAYNAKLAR

-Hasan İzzetin Dinamo, ”Kutsal İsyan, Cilt 2”, İstanbul 1990, sayfa 132)

-Tessa Hofmann, ”Takibat Techir ve İmha, Osmanlı İmparatorluğu’nda 1912-1922 Yılları Arasında Hristiyanlara Yönelik Yaptırımlar”, , Belge Yayınları, 2013, sayfa 273,274,275

-Cemal Şener, ”Topal Osman Olayı”, Ankara 1968, sayfa 61-65

-Murat Yüksel, ”Ali Şükrü Bey ve Topal Osman Ağa”, Trabzon 1993, sayfa 30

-Faik Bulut, ”Dersim Raporları”, Evrensel Basım Yayın, sayfa 114, 115, 116

– G. Valavanis, ”Pontos Modern Genel Tarihi”, Atina 1925, 2. Baskı Selanik 1986, sayfa 205

-TBMM Gizli Celse Tutanakları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Cilt 2, 1985 Ankara, Sayfa 252-287

-İki İsyan Pontos, Koçgiri; Bir Paşa Nurettin Paşa, Prof.Dr. Mustafa Balcıoğlu, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, Haziran 2000, Sayfa 272, 273

2 yorum

  1. V.Küçük, emekli olduktan sonra, İstanbul’da heykeltraş olan bir akrabasına o heykeli yaptırtmıştı. Ancak Türk Tarih Kurumu, Topal Osman’ın bilinen bir kahramanlığı olmadığı gerekçesiyle, heykelin dikilmesine izin vermemişti. Sonradan o heykelin dikilip, dikilmediğini bilmiyorum…

  2. Bu azili halk katili icin wikipediada madalyasi da var denilerek, okuyucu kandirilmaktadir. Kullanilip atilmis bi serseri yerine kahraman havasi verilmek istenmekte, dönme Veli ise heykelini sehre diktirmistir. Ilk madalyalar 1923 sonunda verilmisken, Osman nisan ayinda kullanim ömrü dolup coktan kenara atilmisti. Wikipedia resmi tarihin degil özgür ansiklopediciligin yeri olmalidir ayni diger dillerde oldugu gibi. Türkce okuyarak bilgiye ulasmak engelli, hep eksik!

Yorumlar kapatıldı.