750 YILLIK AYASOFYA KİLİSESİ’NDE CUMA NAMAZI KILDILAR

Aslı kilise olan 750 yıllık Ayasofya’nın müze olmasını bile sindiremeyenler, yapının içinde namaz kılmayı da yeterli görmedi. Önce Ayasofya Müzesi’nde yerleri halılarla tüm freksleri ve tavanları perdelerle kapatarak alel acele namaz kıldılar. Şimdi de cami işlevini artırabilmek için restorasyon çalışmalarına başlıyorlar…

Göz boyamak için de perdelerle kapattıkları resimleri yeniden çizeceklermiş…

Bunu da ihaleye verdiklerini söyleyen Trabzon Vakıflar Bölge Müdürü Mazhar Yıldırımhan, “Vakıflar Bölge Müdürlüğü, eseri mahkeme kararının ardından devraldıktan sonra röleve, restorasyon ve restitüsyon projelerini ihale etti. Yaklaşık 6-7 aylık çalışmadan sonra projeleri kurulun gündemine taşıyacağımızı düşünüyorum. Eserle ilgili restorasyon, kurul kararlarına göre yeniden ihale edilecek. Amacımız eserin aslına uygun olarak cami fonksiyonu ile birlikte yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açık uygulamayı ortaya koymaktır” diye konuşuyor.

 

Kiliseleri camiye çevirmek nasıl bir aklın ürünüdür acaba?

Yıkmaktan beter etmek değildir de nedir?

Öncelikle söylemeliyiz ki; inançlara ve bu inançlar doğrultusunda ibadet yapılmasına ister Müslüman olsun, ister Hristiyan, ister Yahudi olsun saygıyla yaklaşırız. İnsanları birbirinden ayırmayız, farklı dini inançlara sahipler diye. Ve egemen sınıfların dini inançlar üzerinden yaptıkları her türden sömürü politikasının da karşısında yer alırız. Dinler arası düşmanlıkla ifade edilen düşüncenin de, aslında asıl meseleyi gizlemenin bir aracı olduğunu biliriz. Kapitalist sistemin kendi sömürü sistemini devam ettirmek için kullanmayacağı hiç bir değer yoktur ki; insanlığın dini inançları da bunların başında gelir. Dünyanın bir çok yerinde yaratılan suni Hristiyan-Müslüman düşmanlığının da arka planında yatan yine uluslararası tekellerin çıkarlarıdır.

Yine kimi ülkelerde mezhep çatışmaları biçiminde kamuoyuna yansıtılan, ve tabi iki kesim arasında düşmanlığı da pompalayan ama özünde egemen sınıfların çıkarlarıyla ilişkili çelişkilerden kaynaklanan ‘çatışmalara’ tanık oluyoruz. Ülkemiz de bu konuda zengin örneklerle doludur.

5 TEMMUZ 2013 GÜNÜ, CUMA NAMAZI KILINDI 750 YILLIK TRABZON AYASOFYA KİLİSESİ’NDE

 Bu nedir şimdi? Ne yapılmak istenmektedir?

İlk akla gelen soru, orada camiye mi ihtiyaç vardır? Hemen yanıtı verelim: HAYIR. Bölgede yeterince cami vardır ve bunların bir kısmı da boş durumdadır.

Hadi diyelim ki böyle bir ihtiyaç var; yapılması gereken bir arazi tahsis edilip yeni bir cami inşa etmek olmalıdır.

BİR KİLİSEYİ CAMİYE DÖNÜŞTÜRMEK NE ANLAMA GELİR?

Kilise oradan kalkmış olacaktır öncelikle… Geride ”İZ” kalmayacaktır, birilerinden. Çünkü geride sadece ”İZ”ler kalmıştır ve bu izler dahi birilerince tehdit olarak algılanmaktadır. Bu ”İZ”ler, tarihi izlerdir, dini izler değil. Bu ”İZ”ler hergün tarihi gerçeklerle hesaplaşma riski taşımaktadırlar.

Bu ”İZ”ler, tarihte suç işleyenlerin bir gün adaletle karşılaşma korkularını büyütmektedir ve bu yüzden bu ”İZ”leri yok etme peşindedirler…

Öte yandan bir kiliseyi camiye dönüştürmek, egemenliğin işaretidir onlara göre. Egemen olmuşlar, galip gelmişler ve kendi inançlarını başkalarına kabul ettirmişlerdir. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi yine benzer örneklerle doludur.

Hadi diyelim bir savaş sonunda olmuştur tüm bunlar, kabul edilir olmamakla birlikte anlaşılabilir belki.

Peki bugün böyle bir şeye kalkışmanın gerekçesi nedir?

Bu da çok açıktır aslında, bu ”İZ”lerin dışındaki daha başka bşir çok ”İZ”lerden ötürü, resmi tarih sarsılmaktadır. Ve resmi tarihe karşı olduğu izlenimi yaratan günün iktidarı da resmi tarihle yaşanabilecek ciddi bir hesaplaşmadan korkmakta ve onun önlemini almaya çalışmaktadır.

Hristiyan inancına ve Hristiyan halklara saygısızlık olan, bu girişimden derhal vazgeçilmelidir.

Eğer o kiliseye gidecek Hristiyan yoksa orada – ki bunun da sorumlusu kendileridir- 13.yüzyılda kilise olarak inşa edilmiş bir tarihi değerin ”müze” olarak varlığını devam ettirmesi gerekir.

Son olarak bir soralım kendimize: Bir caminin birilerince kiliseye dönüştürülmesi, Müslüman inancında olan insanlar arasında nasıl bir duygu yaratırdı acaba?