TRABZON TEHCÎR VE TAKTÎL MUHÂKEMESİ

Re’îs: Ferîk Mustafâ Nâzım Paşa

A`zâ: Mîrlivâ’ Zekî Paşa, Mîrlivâ’ Mustafâ’ `Alî Nâzım Paşa,

Mîralay Receb Ferdî Bey

TRABZON TEHCÎR VE TAKTÎL MUHÂKEMESİ*

Vicâhen [yüzlerine karşı] Muhâkemeleri İcrâ’ Edilen Maznûnların [sakınların] Esâmîsi isimleri]:Trabzon Rüsûmât  Müdîri Mehmed `Alî Bey, Trabzon Polis Müdîri Nûrî Bey, Trabzon’da Acenta Mustafâ Efendi, Trabzon Jandarma Müfettiş Mu`âvini Kâ’im-makam Tal`at Bey, Trabzon’da Otelci Niyâzi Efendi, Trabzon Sıhhîye Müdîri Ali Sâ’ib Bey.

Gıyâben [kendileri mevcut olmaksızın] Muhâkemesi İcrâ’ Edilen Maznûnın [sanığın] İsmi:Trabzon Vâlîsi Cemâl `Azmî Bey.

KARÂR SÛRETİ

Muhâkemât-ı cârîye vechile [yürütülen muhâkemelerde usul olduğu üzere] tarafeynin [iki tarafın] iddi`â ve müdâfa`âtının istimâ`ından [dinlenmesinden] ve b’l-cümle [bütün] evrâk-ı da`vânın [dava evrâklarının] ser-â-pâ [baştan aşağıya] mütâla`a ve tedkîkinden sonra îcâb-ı keyfiyet müzâkere olundukda gerçi maznûnîn [sanıkların]ve vekîl-ı müdâfa`aları inkâr-ı töhmet [suçlamaları redetmekte] ve taleb-i berâ’at eylemekde iseler de ahkâm-ı celîle-i İslâmîye [yüce İslâmın hükümlerinin] ve kavânîn-i müdevvence-ı Osmânîyenin [Osmânlı’nın düzen verilmiş kanunlarının] emir ve ityânına [bildirdiklerine] tebe`an [uyarak] bi’l-`umûm `anâsır-ı `Osmânîyeyi [bütün Osmânlıunsurlarını/milletlerini] yekdiğerinden tefrîk [ayırt]etmeyerek muhâfaza-yı `ırz ve cân ve mâllarının te’mîni ve hukûku `âmmenin hatar ve halelden [tehlike ve ihlâlden] vikâyesi [korunması] kâffe-i me’mûrîn-i devletin [bütün devlet memurlarının] akdem-i vezâ’ifinden [ilk vazifelerinden] bulunduğu hâlde mücrimiyetleri [suçlu oldukları] taleb olunan açhâsdan [şahıskardan] esbak [eski] Trabzon Vâlîsi Cemâl `Azmî Bey’in hafîyen [gizli] teblîğ eylediği evâmire [emirlere] tevfîk-i hareket [uygun hareket ederek] ve Trabzon Ittihâd vr Terakkî Kâtib-i Mes’ ûlü [parti sekreteri] Nâ’il Bey’in de aldığı evâmir-i hafîyeye [gizli emirlere] imtisâlen [uyarak] kendisiyle müşâreketde bulunmaından [birlikte hareket etmesinden] ahz-ı kuvvet ederek [kuvvet alarak] zâhiren [görünüşte] Tehcîr Kanûnu’nu tatbîk etmek ve hakîkarde evâmir-i mübelliğe-i hafîye [gizli olarak bildiren emirler] mûcibince [gereğince] Ermenileri taktîl ü infâ’ eylemek [yok etmek] üzere lâzım gelen tertîbâtı [düzenlemeleri] kararlaşdırub bir takım ahlâk-ı redî’e [kötü ahkâklı] ve cerâ’im-i mükerrere eshâbından [defalarca suç işlemiş kişilerden] ve bunlarla teşrîk-i mesa`î edebilecek jandarma efrâdından [jandarmalardan] teşkil eyledikleri [oluşturdukları] kafile muhafızları vâsıtasıyla li-eci’t-tehcîr [tehcirden dolayı] sevk etdirdikleri esbâb-ı müdâfa’adan mahrûm [savunmasız] brakılmış Ermenilerin şehirden uzaklaşınca hicri ü enzârdan [gözlerden uzak] oldukça mestûr [gizli] mevâki’de [yerlerde] zukûr [erkekler] ve inâsı [kadınları] birbirinden ba `de’t-tefrîk [ayırdıktan sonra] yine o makule [çeşitli] kimselerden  müretteb [oluşturulmuş] haydut çeteleri ma`rifetiyle [vasıtasıyla] üzerlerinde bulunan eşya’ nehb ve gâret edildikden [yağmalandıktan] sonra envâ`-I mezâreye [başka yerlere] götürerek kezâlik [kezâ] huliyyât [zînet eşyaları] ve nukûddan [paralarından] ve ekserîsini üzerlerinde bulunan elbise ve eşyâ-yı sâ’irlerinden bi’t-tercîd [ayırarak] birçoklarının `ızralarına dahi tecâvüz eyledikden sonra mâşiyen[yaya olarak] yalarca yollarda sürüklenme derecesinde yol yürütüb bî-tâb [yorulmuş] ve tüvân [güçsüz] kalmış ve birçokları açlıkdan ve susuzlukdan <1Sl> meşâkk-ı seferîyeden [yolculuğun  zorluklarından]  terk-I hayât etmiş oldukları [öldükleri] hâlde Erzincân tarîkiyle [yoluyla] mahâll-I ba`ideye [uzak yerlere] sevk etdirdikleri ve Trabzon’da alıkoydurdukları bir kısm-ı nisvân [bir kısım kadınlar] ile baba evlerine ve hastahânelere gûyâ muhâfaza maksadıyla tevzî` etdirdikleri [dağıttıkları] zükûr [erkek] ve înâs [kız] çocukları dahi perâkende sûretiyle bahren [deniz yoluyla] mevâk-i`-ı sâireye [başka yerlere] sevk ediliyor şeklinde mevna ve kayıklarla sevk etdirerek denize açıldıkdan ve gözden nihân oldukdan [kaybolduktan] sonra bahre ilka’ etmekle [denize atarak] boğdurub mahv etdirdikleri ve ancak taktîl [katliam] ve nehb ve gâret [yağma] fi’illeri Trabzon şehri dâhilinde vuku`a getirilmiş olmayub hemân kâmilen hâricde [tamamen şehir dışında] ve müretteb [düzenli] bir sûretde icrâ’ edilmiş olduğu bütün muhâkemâtın safahatından nümâyân olmuş [anlaşılmış] ve cümlemizce kanâ`at husûle gelmişdir [oluşmuştur]. Maznûnîn-i `askerîye, i`mâlât-ı harbîye komisyonlarına ve `askerî telefon me`mûrluğuna ve girüb çıkanların pasaportlarını tedkîk içün kapı me’mûrluğuna ve Hilâl-i Ahmer hastahânesi hanımlar mümessiliğine dâhil [temsilciliği içinde] bulunduğundan vâlî-i mûmâ-ileyhin [adı geçen vâlînin] makâsid-i ihtirâskârânesiyle [arzularıyla] vuku`a gelmişolan sû’i isti`mâlât ve yolsuzluklara hidmet [hizmet] etmiş ve maksad-ı insâniyetkârâne [insânî maksat] ile te’essüs etmiş [kurulmuş] olan mezkûr [adı geçen] hastahânede gûyâ bir vazîfe-i vatanîye olmak üzere Ermeni kadınlarıyla kızlarının orada ve babalık mahallerinde li-ecl-il-muhâfaza [korumak için] toplatdırılarak şunun bunun tezevvüc [evlenme] veyâ hidmet [hizmet] maksadlarıyla hânelerine almak ârzûsunda bulunanlara merkumeleri [adı geçen kadınların] tevzî` [dağıtmakla] ve teslîm etmekle izâle-i bikr [bekaretlerini bozma] veyâhûd suver-I sâ`ire [başka yollar] ile dûçâr-ı sefâlet ve perişânî olmalarına [yoksulluklarına] sebebiyet vermiş ve mahâll-i mezkûreye [zikr olanun yere] girenlerin biraz zamânda çıkarılması ve mezkûr [adı geçen] hastahânede izâle-i bikr edilmiş [bekâretleri bozulmuş] olması hakkındaki şehıdıt [şahitlikler] husûsât-ı <2Sa> mezkûreyi [zikrolunan konuyu] mü;eyed bulunmuş [doğruluğu isbatlanmış] ve kendisinin fevkinde [üstü] bir rüsûmât [vergiler] me’mûru olan Rüsûmât Müfettişi tarafından tahrîren [yazılı] ve şifâhen [sözlü] vâkî` olan vesâyâya [vasiyetlere] ve vazîfesi hâricindeki yolsuz işlere müdâhalenin `âkıbeti vahîm olacağına dâ’ir ihtârâtına [tenbihlere] katîyen kesinlikle ehemmiyet vermeyerek mûma-ileyh [adı geçen] Cemâl `Azmî Bey’in şehir dâhilinde icrâ’ etdirdiği elam-âlud ef`âlin [elem verici işlerin] hemân kâffesine [hepsine] bilerek mu`âvenetde bulunduğu [yardım ettiği] ve  Polis Müdîri Nûrî Efendi’nin şehrin inzibıtına [emniyetine] me’m ûr olanlar meyânında [arasında] olduğu gibi tahlîye ve taharrî [araştırma] ve mücevherât komisyonlarına dahi me’mûr edimiş bulunduğu hâlde rshâbi [sahipleri] tehcîr olunduklarından dolayı sâhibsiz kalmış olan hânelerin derûnlarındaki [içindeki] içün ciddî tedâbîr-ı inzibâtîye ve idârîye [polisiye ve idarî tedbirler] ittihâz edememiş [alamamış] ve olması ve hattâ mezkûr [zikr olunan] hânelerden depo ittihâz edilen [depo olarak kullanılan] mahallere sevk olunan eşyâ’nın evvel emirde birer deftere zabt edilerek [kaydederek] emin adamlar vâsıtalarıylas nakillerine sarf-ı himmet etmemiş [çaba harcamamış] bulunması hasebiyle eşhâs-ı mütehecirenin [tehcir edilen şahısların] emvâl-i metrûkelerinin [terkettikleri mülklerin] sirkat edilmesine [çalınmasına] ve zayâ`a uğradılmasına [kaybına] meydân vererek vazîfesini hüsn-ü îfâ` etmemiş [iyi yapmamış] bulunduğu gibi her ne kadar emvâl-i metrûkeden [terkedilen mülklerden] eşyâ’ aşıran ba`zı zâbıta me’mûrlarını Dîvân-ı Harbe sevk etmiş ise de idâre-i `örfîye bahânesiyle geceleri sokaklarda gezilmesi memnu`iyetinden [yasağından] bi’l-istifâde [yararlanarak] Vâlî Cemâl `Azmî Bey’in ve bendegânının [emir altında olanların] gasb eyledikleri eşyâ’nın polisler ve jandarmalar ma`rifetleriyle kaçırıldığını ve denize atılmak üzere şehir dâhilinde kalan kadın ve çocukların kayıklara polisler ve jandarmalar ve sâ’ir kesan [kişiler] vâsıtalarıyla nakl olunduklarını gözleri önünde görüb bildiği hâlde men`i içün hiçbir teşebbbüs-ü resmî ve gayr-ı resmîde bulunmamış ve surety ifâdesine nazaran şâhidi olduğu vekâyî`-i mute’essifeden [üzücü olaylardan] ba`zı kerre fevka’l-`âde müte’essir olub [fazlasıyla üzülüp] odasına kapanarak ibrâz-ı `acz [beceriksizlik göstermiş] ve te’essürle [üzüntüden] ve taşraya (dışarıya) bile çıkmamış olduğundan vâlînin husûl-u âmâline [yaptığı işlere] göz kapamakla berâber bu gibi fazâyihin [edepsizliğin] vuku` ve temâdîsine [olmasına ve devam etmesine] belki mâni` olabilecek bir halefe terk-i mevki` etmek [makamını bırakmak] hamiyrtini [onurunu] bile izhâr edememiş idüği [gösterememiş olduğu] ve Acenta Mustafâ Bey’in bir nefer sıfatıyla `asker olduğu hâlde ötedenberi Vâlî Cemâl `Azmî Bey’in teveccühünü [sevgisini] kazanmış ve pek sıkı münâsebetde bulunmuş olmasına binâ’en iskele ve sevk me’mûrluğu gibi vezâ’if-I muhimme-i `askerîye [önemli askerî vazifeler] kendisine tevdî edilmiş [verilmiş] ve mûmâ–ileyh [adı geçen] Cemâl `Azmî Bey’in ordu kumandanlığından ve merkez-i hükûmetden iktisâb eylediği [aldığı] kuvvete binâ’en me’mûriyeti temâdî etmiş [devam etmiş] ve yedinde [elinde] bulunan `askere `â’id vesâ’it-i naklîye-i bahrîyeyi [deniz nakliyat vasıtalarını] gerek vâlînin gerekse mûmâ-ileyhin [adı geçenin] iltizâm eylediği bendegânının [emirleri altında olanların] gasb eyledikleri eşyâ’yı metrûke [terkedilmiş eşya] ve husûsîyeyi nakl etmek husûslarînda kullanmak sûretiyle me’mûriyetini sû-i istimâl etmiş ve gerçi vâlî ile temâsda bulunduğundan ve sahib-ı nüfûz [sözü geçen kimse] olduğundan nâşî [dolayı] ba`zı Ermenileri tehcîrden kurtarmış ve servet-i zâtiye sâhibi [zengin] eşrâf-ı beldeden bulunduğuna [beldenin ileri gelenlerinden olduğuna] ve lehinde şehâdet edenlerin ifâdâtına gore istifâde-i şahsîyesi [şahsî çıkarları] içün nâmûsunu fedâ edeceğine ihtimâl verilecek vaz`iyetde görülmemiş ise de yedine tevdî` edilen [kendisine verilen] bir çekmece derûnunda [içinde] bulunduğu şübhesiz olan huliyyât [zinetler] ve nukudun [paraların] vâlî Cemâl `Azmî Bey’in yed-i ıhtırâsına [arzularının eline] bilâ-ta`dâd [saymadan] bırakmak sûretiyle zayâ`a [kayba] uğramasına sebebiyet vermiş bulunduğu istimâ olunan [dinlenen] şühûdun [şahitlerin] kanâ`at-bahş [inandırıcı] <2Sl> ifâdâtı ve kendilerinin mü’evvel [başka manalar da taşıyan] I’tirâfâtı ile anlaşılmış ve mûmâ-ileyhüm [adı geçenler] Nûrî ve Mehmed `Alî ve Acenta Mustafâ Efendiler’le müdâfa`avekillerî tarafından delâ’il-i mebsûta [açıklanmış deliller] ve berâhîn-i kâtı`a-yı mevcûdeye [mevcut olan kesin delillere] karşı der-miyân edilmiş [ortaya konmuş] olan bu bâbdaki [konudaki] müdâfa`ât küllîyen [tamamiyle] bâtıl [baksız] görülmüş olmagla Vâlî Cemâl `Azmî ve murahhas-ı mes`ûl [delege] Nâ’il Beylerle Mehmed `Alî Efendi’nin Mülkîye Cezâ` Kan ûnnâme-i Hümâyûnu’nun kırk beşinci maddesi mûcibinci [gereğince] mucrimiyetlerine sû’-i isti`mâl etmek fi`ili’nin fâ`illeri olduklarına müttefikan [oybirliğiyle] karar verildikden sonra ta`yîn-i cezâ` [cezanın tesbiti] hakkında cereyân eden müzâkere neticesinde mücrımın-i merkumeden [adı geçen suçlulardan] Cemâl `Azmî ve Nâ’il’in mezkûr [zikredilmiş olan ] kırk beşinci maddenin bi-ibâretihâ [kendi metninin aynıyla]: [eşhâs-ı mute`addide [birden fazla şahıs] bir cinâyet veyâ cünhayı [küçük bir suçu] müttehiden [birlikte]îka`eder [yapar] veyâhûd ef`âl-i mute`addideden [birden fazla fiildenn] mürekkeb olan [oluşan] bir cinâyet veyâ cünhayı [küçük suçu] bir takım eşhâsdan her biri cürmün [suçun] husûlü [şması] maksadıyla ef`âl-i mezkûreden [zikrolunan fiillerden] birini veya birkaçını icrâ` eylerse [yaparsa] eşhâs-ı mezkûreye [zikrolunan şahıslara] hem-fi`il [suç ortağı] denür ve cümlesi [hepsi] fâ`il-i müstakil [tek bir fail] gibi mücâzât olunur [cezaladırılır]] deyu muharrer [yazılı] olan birinci fırkası mûcibince [gereğince] hem-fi`il [suç ortağı] ve binâ`en-`aleyh her biri fâ`il-i müstakil [tek bir fail] ve Mehmed `Alî’nin dahi mezkûr [zikredilmiş olan] maddenin bi-ibâretihâ [metniyle] âher [başka bir] kimseyi hediye ve nukud [para] i`tâsı [vererek] veyâ tehdid veyâ hîle ve desîse [oyun] icrâ` ve i`mâli [yaparak ve kullanarak] veyâhûd nüfûz îka`ı [itibarını killanmak] veyâ hükm-ü me’mûriyetinin [sahip olduğu makamın] sû’-I isti`mâli cünhanın îka` edileceğine vâkıf olarak [bilerek] husûlüne [oluşmasına] hâdim-i ta`rîfâtda [planlamasına yardımında] bulunanlar ve bir cinâyet ve cünha îka`ına medâr olacak [yapılmasında kullanılacak] ve bir cinâyet veyâ bir cünhayı i`dâd [hazırlamaya] veyâteshîl [silahlandırmaya] veyâ ikmâle [tamamlanmaya] sebeb olan ef`!lde bilerek fâ`il-i aslîye [asıl suçluya] mu`âvenetde [yardımda] bulunanlar ol cinâyet veyâ cünhanın fer`an zî-medhal [ikinci derecede suçlusu] `add olunmaları [sayılmaları] lâzım geldiğinden ve merkumûndan [adı geçenlerden] Cemâl `Azmî ve Nâ’il’in hareketleri `Askerî Cezâ’ Kanûnnâme-i Hümâyûnu’nun yüz yetmiş birinci ve Mülkîye Cezâ’ Kanûnnâme-i Hümâyûnu’nun tüz yetmişinci maddelerine mutâbık [uyan] ve mezkûr [zikredilmiş olan] yüz yetmiş birinci madde [gerek müsellah [silahlı] ve gerek gayr-ı müsellah [silahsız] `alenen [açıkça] tehâcüm [saldırı] ile ve gerek kesr-ı sûr ve ebvâb [kapıları ve duvarları yıkarak] ve gerek eşhâs [şahıslar] ile üzerine icr[â]-yı tazyîk [baskı] ile müctemi`an [toplu halde] zahîre ve erzâk ve emit`a [mallar] veyâ eşyâ’yı yağma ve tehrib etmek… i`dâm] ve yüz yetmişinci madde dahi [ta`ammüden [önceden tasralayarak] bir şahs katl eden veyâ âbâ [babalar] ve ecdâd [dedeler] ve ümmehât [anneler] ve ceddâtından [nineler] birini velev min gayr-ı ta` ammüd [önceden tasralamamış olsa bile] kasden katl eyleyen kimse i`dâm olunur] `ibârâtını [cümlelerinde] nâtık olduğundan [beyan edildiği üzere]merkumân [adı geçenler] Cemâl `Azmî ve Nâ’il’in maddeteyen-i mezkûreteyn [zikrolunan iki madde] ahkâmına [hükümlerine] tevfîkan [uygun olarak] i`dımlarına ve hukuk-u medenîyeden bi’l-ıskat [düşürülmesiyle] emvâl-i mahcûzelerinin [mahkemece rehin alınmış mülklerinin] usûlü dâ’iresinde idâre etdirilmesine ve Mehmed `Alî’nin dahi sâlifü’z-zikr [zikredilmiş olan] kırk beşinci mâdde-i kanûnîyenin [bir cinâyet ve cünhanın [küçük suçun] îka` ında [yapılmasında] fer`an zi-medhal [ikinci derecede suçlu] olanlar kanûnun sarâhatı [açıkşa ifade] olmayan yerlerde ber-vech-i âtî [aşağıdaki gibi] mücâzâta dûçâr olurlar [cezalandırılar] ve eğerfi`il-i aslî i`dâm ve mu`ebbed kürek cezâ’larını müstelzim [gerektiren] ise fer`an zî-medhal [ikinci derecedensuçlu] olanlar hakkında on seneden aşağı olmamak üzere muvakkat [geçici] kürek cezâ’sı hükm olunur] deyü muharrer [yazılı] olan fıkra-yı sânîyesine [ikinci fıkrasına] tevfîkan [uygun olarak ve bidâyet-i tevkîfinden [tutukluğun başlangıcindan] i`tibâren on sene müddetle küreğe konulmasınave Acenta Mustafâ ve Nûrî Efendiler’in hareketleri Mülkîye Cezâ’ <3Sa> Kanûnnâme-i Hümâyûnu’nun yüz yetmiş ikinci maddesinin birinci zeyline [ekine] muvâfik [uygun] ve zeyl-i mezkûrda [zikredilmiş olan ekte] musarrah [belirtilmiş] olan ahvâlden [durumlardan] mâ`adâ [başka] her ne sûretle olursa olsun vazîfe-I me’mûriyetini sû’-i isti`mâl eden me’mûr derecesine gore üç mâhdan [aydan] üçseneye kadar habs olunur esbâb-ı muhaffiye [hafifletici sebepler olması] hâlinde on beş günden akall [az] olmamak üzere habis veyâ beş liradan yüz liraya kadar cezâ’-yı nakdî ile mücâzât olunur [cezalandırılır] ve her hâlde mü’ebbeden veyâ muvakkaten [geçici olarak] rütbe-i me’mûriyetden mahrûm edilir] `ibâresini nâtık [beyan] olduğundan işbu maddeye tevfîkan [uygun olarak] birer sene müddetle habs edilmelerine ve ikişer sene müdetle me’mûriyetden mahrûmiyetlerine ve maznûn-ı `aleyhümden [sanıklardan] Niyâzî Efendi’nin denizden toplatdırılan seyyâr torpilleri Der-sa`âdet’e [Istanbul’a] nakl etmek üzere motorla iki def`a İstanbul’a `azîmet [gitmiş] ve burada motorunu ba`ade`t-ta`mîr [tamirden sonra] Trabzon’a `avdeti [dönüşü] tehcîr zamânına tesâdüf eylemediği vesâ’ik-i resmîyeden [resmî belgelerden] anlaşılmış olmasına binâ’en taktîl [katliam] ef`âline iştirâki tahakkuk etmediği [meydana çıkmadığı] gibi nehb ve gâret [yağma] ve gasb-ı emvâl husûsâtına mücâsereti [yetlendiği] se sâbit [ispat] olamamış ve ancak ba`zı emvâl-i metrûke müzâyedelerine Cemâl `Azmî Bey tarafından müdâhale olunarak ehven [en ucuz] sûretde mûmâ-ileyhe [adı geçen] ihâle olunduğu müstebân oluyor [açıkça anlaşılıyor] ise de kendisi tarafından rüşvet i`tâsı [verilmek] veyâ menâfî` irâ’esi [menfaat sağlamak] sûretiyle ifsâd [yolsuzluk] edilmeyerek Vâlî Cemâl `Azmî’nin serserî torpilleri mükerreren [tekrar] Der-sa`âdet’e [Istanbul’a] îsâl etmek [göndermek] cesâretini izhâr eylemesi [göstermesi] üzerine hâsıl olan [oluşan] teveccühünün sevkiyle cereyân-ı müzâyedeyi kat` etdirerek [durdurtarak] ihâle etmiş bulunmasından `ibâret olmagla berâber mübâya`a eylediği [satın aldığı] amvâlin [mülkün] derece-i ehveniyeti [az bir kısmı] bombardımanzamânına ve harbin en tehlikeli devrine müsâdif olmasından [rastgelmesinden] dolayı bihakkın [hakkıyla] takdîr olunamayan fi`il-i mezkûrun [zikrolunan fiilin] bir cürm-ü kanûnî [kanunca suç] teşkil edemeyecegine [oluşturayacağına] binâ’en taktîl [katliam] ve nehb ve gâret [yağma] ef`âlinden [fiilerinden] berâ`atine ve husûsât-ısâ’ireden de diğer konulardan da[ `adem-i mes`ûliyetine [sorumlu tutulamayacağına] ve Ka’immakam Tal`at Bey’in dahi ef`âl ve cinâyât-ı mevhûseye [fiiller ve bahsolunan cinayetlere] iştirâk etmemiş olduğu tebeyyüun edüb [belli olmuş] ba`zı şühûdun [bazı şahitlerin] ifâdâtına gore tekâlif-i harbîye komisyonundaki vezâ’ifini [vazifelerini] hüsn-ü îfâ` [en iyi şekilde] edüb etmediği tezâhür etmemiş [görülmemiş] ise de işbu da`vânın hâricinde bulunduğundan ef`âl ve cinâyât-ı mezkûreden [zikrolunan cinayetlerden] berâ`atine ve husûs-ı mezkûrun [zikrolunan konunun] dâ’ire-i `â’idesince [konu ile ilgili kurumca] tedkîk etdirilmesine ve Nyâzi Efendi’yle Tal`at Bey’in sebeb-i âhere [başka bir sebepten] mebnî [dolayı] mevkuf [tutuklu] olmadıkları takdîrde tahlîye-i sebîllerine [salıverilmelerine] ve diğer maznûn-i `aleyh [sanık] Sıhhîye Müdîri `Alî Sâ’ib Bey’e gelince muhtâc-ı tavzîh [aydınlatmasına lüzum] görülen ba`zı husûsâtına ta`mîk [derilenmesine incelenmesi] ve inkişâfı [meydana cıkarılması] içün anın [onun] hakkındaki muhâkemenin tefrîkine [ayrîlmasîna] Cemâl `Azmî ve Nâ’il’in gıyâblarında [mevcut olmaksızın] ve diğerlerinin vicâhlarında [yüzlerine karşı] kezâlık [keza] müttefiktan [oybirliğiyle] karar verildi.

Sâ 21 Şa`bân 337 ve â 22 Mayıs 335

Receb Ferdî           `Alî Nâzım             Mustafâ Zeki Nâzım

Dîvân-ı Harb-i `Örfî Zabıt Hey’eti Âmiri

`Âbidib Dâver

*Takvîm-i Vekayi, Nr. 3616, S. 1-3; Trabzon Tehcir ve Taktili Muhâkemesi

Kaynak: Vahakn N. Dadrian, Taner Akçam, “Tehcir ve Taktil Divan-ı Harb-i Örfî Zabıtları-İttihad ve Terakki’nin Yargılanması 1919-1922”, İstanbul, 2008, s. 705-710

Benzer Yazılar