TRABZON’UN SON İMPARATORU DAVID KOMNENOS’UN TRAJEDİSİ VE KUTSALLIĞI

 

 

Yazan Dr. George Tsakalidis , Theologian – Thriskeiopaidagogou

İngilizce çevirisinden Türkçeleştiren Turniphead

1 Kasım 2013’te kilisemiz ilk kez en genç aziz Büyük David Komnenos’un anısına bir kutlama yaptı. Konstantinopolis yüksek ruhani meclisinin özel çabaları ve Drama Metropolitanın hazırladığı dosyanın Yunanistan yüksek ruhani meclisinden saygıdeğer Başpiskopos Paul’e takdim edilmesi ile bu sene 10 Temmuz’da David Komnenos azizlik mertebesine erişti. Bu gecikmenin sebebi, David’in Trabzonu 2. Mehmet’e (Fatih Sultan Mehmet) teslim ettiği gerçeğinin birçok tarafca halkın küçük düşürülmesi olarak yorumlanmasıydı. Bu hamle son imparatorun kaderini kelimenin tam anlamıyla mühürledi. Esasen ülkesini bir fatihe teslim etmek çok trajik bir sondu. Heleki, akrabası Konstantinopolis İmparatoru 8 sene önce şehrin surlarını basit bir er gibi, diğer askerlerle birlikte savunmuş, ölümünün ardından ulusal kahramanlar anıtına kabul edilmişken.

Onun kutsallığını sadece milli değerler kıstasında mı düşünmek gerekir? David aslında halkını ucuza satan bir tüccar mıydı ya da bir işgalciye bir takım kapitülasyonlar vermek ihtiyatlı bir hamle miydi; son imparatorun manevra yapabileceği son alanı neresiydi? Fatih’e direndiği takdirde başarabileceğine dair en ufak bir ihtimal görüyor muydu?

Kapitülasyonların hafife alınamayacak denli önemli olduğu bir gerçektir, ama tüm perspektifleri düşünmesi ve ihtimallerin tamamını tüketmesini takiben yürürlüğe kondukları de yine gerçektir. Papa 11. Pius, kendisinin yardımlarını isteyen bir mektup almıştı, Ortodoks Pontus Greklerine olan sevgisini göstermek adına, Louis isimli Frenk bir rahiple birlikte durumu anlatan bir mektubu Batı monarklarına göndermiş, onları tehlikede olan Pontuslular’a yardım etmeye davet etmişti. Hükümdarlar ne yazık ki duruma kayıtsız kalmışlardı. Burgonya Dükü Philip ve Venedik prensi de David’in yardım talebine karşılık vermemişlerdi. Yiğeni Catherine’in eşi Uzun Hasan, Sinop hükümdarı İsmail ve diğer küçük hükümdarlarlıklar da dahil olmak üzere David’in tüm müttefikleri 2. Mehmet’e “toprak ve su hakkı” sunmuşlardı. David’e hiçbir yardım gelmeyecekti. Konstantinopolis 8 sene önce işgal edilmiş, Konstantinopolis sakinleri acımasız katliamlar yaşamışlardı. 2. Mehmet tecrübeli piyadeleriyle eskiye nazaran on kat daha güçlüydü. Donanması Trabzon’u 1 aydır ablukada tutmaktaydı, ordusu şehrin çevresini ele geçirmiş ve çoktan yağmalamıştı. David’in görüşme masasına oturmaktan başka bir çaresi kalmamıştı. Kraliyet konseyi toplandı. Konseyin tüm üyeleri kapitülasyonlara olumlu bakıyordu, böylelikle Konstantinopolislilerin yaşadığı ızdırapların benzerlerini yaşamaktan kurtulmak mümkün olabilirdi. David’i baş danışmanı George Amiroutzis temsil ediyordu. Amiroutzis daha sonraları David’e ihanet etmek ve onu direnmek yerine kapitülasyon vermeye ikna etmekle suçlandı.

Son imparator, insanlarının neslinin tükenmesini önlemek için, bu ağır yükle başkent Trabzon’u Fatih’e teslim etti. Aziz Eugene Kilisesi’nin fetihten sonraki ilk cuma 15 Ağustos 1461’de Yeni Camii’ye dönüştürülmesinin bıraktığı büyük keder ancak hayal edilinebilir. David aslında çok trajik bir liderdi. 2. Mehmet David ve ailesini bir gemi ile, İstanbul üzerinden Edirne’ye Strymonas bölgesine gönderdi.

Fakat iki sene sonra, Komnenoi ailesinin meşhur isminden korkan 2. Mehmet David’i Konstantinopolis’e geri çağırdı ve onu ajanlık yapmakla suçlayarak David’i büyük bir ikileme itti: Ya İslam’ı seçecekti ya da tüm çocukları ve yeğeniyle birlikte katledilecekti. En ufak bir tereddüt bile duymadan ikinci seçeneği seçti.  Panaretos Topalidis’in yazdığına göre “Neredeyse yirmi sene önce Constantine Palaeologus’un savaşırken öldüğü tepenin tam da karşısında, yedi oğlu  ve yiğeni Alexios’un katline kendi katlinden hemen önce şahit oldu.”

Trabzon’un son imparatorunun kutsallığı işte burada yatar. Yedi oğlu ve varisi Alexius’un develer gibi katledilmesini Ortodoks yazgısına ihanet etmeye tercih etmiştir. 2. Mehmet katledilmiş bedenlerin üç gün boyunca gömülmeden bırakılması emrini vermişti, böylelikle ölü bedenleri gören Rumlar terörize olacaktı. David’in karısı Helen, başka bir Antigone* olarak, Sultan’ın emrini yok saymış, kasaplar tarafından Marmara Denizi’ne atılmış ölü bedenleri bir gece vakti toplamış, mezarlarını kazmış ve çocuklarından, yeğeninden ve eşinden geriye kalan parçaları kendi elliyle gömmüştür. Bu büyük musibetin kahrıyla kısa bir zaman içinde Helen vefat eder.

Bu gerçekler Rum, Alman ve Boşnak kaynaklarından karşılıklı teyit edilmiştir. Bu nedenle kimsenin, gerçeği çarpıtarak aktaran belli bazı Yunan ansiklopedilerinden türetilmiş yazılara veya doğrudan onlardan alınmış bilgilere itimat etmemesi gerekir. Mesela Alman Tarihçi Weisz kitabı Weltgeschichte kitabında şöyle yazmıştır: “Mehmet…David’den Kuran’ı ya da ölümü seçmesini istedi. Bu sefer David cesaret gösterdi. ‘Hiçbir ölüm beni babamın yolundan çıkma noktasına getiremez’ dedi. ‘Öleceksin o vakit’ dedi öfkeli sultan ‘ve inatçılığınla etkilediğin tüm oğullarını kendinle birlikte götüreceksin.“

Aynı sayfada “David yedi oğluna cesurca ölebilmeleri için cesaret verdi” notu da mevcuttur. Öte yandan yazar Hammer Geschichte des Osmanischen Reiches isimli kitabında David’in eşini Maccabee’lerin annesi Solomoni ile bir tutar.

Sırp despot Georgi Brankowits ile Komnenoi ailesi arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu için, David’in ailesini feda etmesi hikayesi Bosna Ortodokslarını hayli etkilemiştir. Kamila Lutzername’nin Trabzon’un Son İmparatoru’nun Güney Slav Şiirine Etkisi isimli bilimsel bir tarih araştırması vardır ve bu araştırma Son Komnenos ailesinin acılı sonu hakkında Sırp halkının yaşadığı yoğun duygu durumunun anlattıldığı epik bir şiiri de kapsamaktadır.

Çekilmiş acılar, ki David bu acılara büyük bir cesaretle göğüs germiş ve metanetini asla kaybetmeyerek Ortodoks yazgısından ayrılmamıştır; ve dökülen kanlar, ki kan Kilise öğretisine göre “tüm günahlardan arındırır”, dar fikirlilik ve David’in Mehmet’e teslim olduğu o trajik anlar, nitekim hiçbir şey bu malubiyeti önleyemeyecekti. Eğer deneseydi, David’in başarabileceği yegane şey kitle katliamları ve halkının tarih sayfaların silinmesi olacaktı. Belki de bizler, Kilisemizin azizleri arasındaki  mertebesini David’e uzunca bir süre haksızca vermediğimiz için ondan özür dilemeliyiz. İnsiyatif sahibi Drama Metropolitanı Paul’e, teklifi kabul edip geliştiren Rum kilisesinin iki ruhani meclisine ve Konstantinopolis Patrikliği’ne; David, üç oğlu Basil, George, Manuel ile yeğeni Alexius’u Kilisemizin azizleri arasına kabul ettikleri için en içten tebriklerimizi sunuyoruz.

*Yunan mitolojisinde Oedipus’un itaat etmeyen kızı. Kral olan babasının emrine karşı gelerek ölü kardeşinin bedenini gömmüş doğru olduğuna inandığı eylemi gerçekleştirmiştir. (Ç.N)

*Bu makale Kasım 2013 Selanik’te Euxeinos Pontos gazetesinde yayınlanmıştır.

Benzer Yazılar