VAHAP’LA TEKRAR TRABZON’A VE TRABZONSPOR’A SEVDALANDIM

Yannis Vasilis Yaylalı

Her zaman bir adım önümüzde olanların hikayelerini dinleyerek büyüdük. Ben ve diğer insanlar böyle büyüdük. Hangi ideoloji olduğunun önemi yoktu, daha daha cesaretli olanlar önden koşuyor ve biz gıpta ile bakıyorduk.

Belki de bir çoğumuz yanlış sevdalandı, bu yüzden belki bir ömrü harcanıp gitti. Ben de öyle yanlış tarafa sevdalananlardandım. Eğer o gün (PKK ye esir düştüğüm gün) yaşamımı değiştiren halk savunma güçleri ile karşılaşmasaydım. Bir ömrüm de yalanlarla geçmeye aday olacaktım. Çünkü orta yerde duracak birisi değildim, benim gibilerin daha sonra nasıl Ogün’leştiklerini ve Karadenizi nasıl utantırdıklarını nerede ise bin kere izledim. Şafak Yayla’nın mezarını taşlamak hangi inançta, hangi gelenek ve örfte var?

Sistem senin ayağını kaydırmaya dursun artık her türlü rezilliği kabul etmek durumunda kalıyorsun. Belki bugün hayıflanarak baktığım ve çok üzüldüğüm durumuna düşmek içten bile değildi. Bir  faşist kaymakam Tokat’ın bir ilçesinde HES karşıtı bir toplantıya gider, köylüler ise onu istemez. Kaymakam bir gerçeği nefret dili ile söyler ‘Ben ‘Rum tohumu’ muyum, misafirim neden beni kabul etmiyorsunuz” der. Orada kendi durumunu kurtarmak için nefret dili kullanır fakat, Karadeniz’in gittikçe kaybolan hoş görüsüne ve misafirperverliğine vurgu yapar.

Kalbi günden güne sistem tarafından kötüleştirilen Karadeniz halkı bunu görememekte , her gün kendi insanlığına vurduğu baltayı daha sıkı kavramaktan geri durmaz. Belki bu yazdığım şiir her şeyi toptancı şekilde halletmeyecektir, fakat okuyanda en azından belki bir soru imi bırakacaktır.

Kobane’ye IŞİD saldırısının çok yoğun olduğu bir dönemde yukarıda bahsettiğim gibi toplumun birkaç adım önünden koşan Mardinli bir Trabzonlu gitti. Devrimci Trabzonsporlular taraftar grubunun liderlerindendi ve Mardin’den Trabzon’a öyle sevdalanmıştı ki insanlık görevi onu göreve çağırdığında YPG’li arkadaşlarına bu Trabzonspor forması ile fotoğraf çektirip daha sonra da iyice tembihlemişti; “Eğer bu değerler uğruna toprağa düşersem, mutlaka, bu çektirdiğim fotoğraf ile beni toprağa doğru uğurlasınlar” demişti.

O bizim gibi yanlış şeylere sevdalanmamış, kendisini ve bu güzel enternasyonalist duruşu Karadeniz’e taşıyacak Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya ile tanışır. Onların güzel sevdası, bir gün kahvehanede canlı yayında izlenen Trabzon maçı esnasında Devrimci Trabzonsporlular ile tanışmasını sağlar. Sonrası ise orta yerde durmasını sevmeyenler için bellidir, elinden geldiğini önce taraftarı olduğu Trabzonsporlular için yapar. Vahap için artık nerede ise Trabzon memleketi olan Mardin’den önce gelir olmuştu.

Vahap Karadeniz’de nerede ise unutulmaya yüz tutmuş tüm insani ve devrimci değerleri kendisinde somutlaştırmıştı. Vahap Kobane’ye insanlık değerlerini savunmaya giderken seçimini sadece Kürt olmaktan yana kullanabilir ve savaşa öyle dahil olabilirdi. Vahap öyle yapmadı, zulasındaki tüm Trabzon materyallerini sıkı bir tembihle yoldaşlarına bıraktıktan sonra sadece Trabzon sevdasını ve bir formasını da unutmayarak, Karadeniz’i ve Trabzon’u bu uluslararası bir konsensus olan Hitler’den sonra en acımasız savaş yöntemleri ile savaşan IŞİD çetelerine karşı en iyi şekilde temsil etti.

“Uyan Karadeniz” şiirini de Bafra hapishanesinde yazdım. Ben Samsun Bafralıyım, Karadeniz’de beni tanıyan herkes bilir ki fanatik bir Trabzonlu’ydum. Yanlış sevdalanma yanımla hesaplaştıktan sonra futbol ile olan ilişkim komple kesilmişti. Daha önce söylemeye çalıştım ya orta yerde duramıyorum. Vahap’ın bu duruşu bana fanatik ile insan ve Devrimci Trabzon arasındaki ilişkiyi gösterdi.

Vazgeçmek yerine mücadele etmeyi, nerede olursan ol, sevdalanmayı ve sevdana doğru sahiplenmeyi gösterdi. Hani bizden önce gitti ve benim de ona aşk olsun demem gerek ya, yok öyle bir şey demeyeceğim. Vahap bugün hala Karadeniz’de ve Kobane’de Rojava da insanlığın tüm ileri değerlerini temsil ediyor.

Ayrıca bu yazdığım şiiri Vahap’a armağan ederken, yıllardan sonra geçen hafta ilk defa Trabzon maçını izledim. Mücadeleye geri döndük, tüm fanatikler sıkı dursun Vahap’da beni Trabzon’a kazandırdı.

Bir insan, bir devrimci ve Karadeniz Rumu olarak Kobane’de insanlığın tüm ileri birikimlerini savunurken toptağa düşen Vahap’ı bu vesile ile bir kere daha minnet ile anıyorum.

Vahap’ın mevzisinin üzerinde duran Devrimci Trabzonsporlular için yaptırmış olduğu atkısında yazan şu sözle bitirmek istiyorum: İnanabileceğimiz tek kutsallık emeğin gücüdür.

Belki de öyledir her zaman bir şeyler insanı etkiler ve karar almasında etkili de olur. Fakat karar aşamasında Vahap’ın yaptığı gibi “Teke tek döğüştür seni yaşamak” deyip insanlığın nerede ise en kötücül yöntemleri ile savaşan IŞİD’e karşı Kobane’de insanlık mevzisine atkısı ile birlikte yerini almış ve dediği sözün eylemcisi olduğunu canı pahasına göstermiştir.

Bugün birçok yoldaşı onun açtığı yoldan Rojava-Kobane ve Karadeniz’de mücadelesini sürdürüyor.

UYAN BE KARDEŞİM KARADENİZ

https://www.youtube.com/watch?v=h76ZCOPKAHw&feature=youtu.be

Karadeniz sever çayı
içer kan a kan a
Savaş sever karade…nizi
içer kanını kan a kan a

Karadeniz merttir
deli dalgaları gibi gözü pektir
Ancak!
nasırlı ellerindeki (ya) saklı cevheri
halkların bağrında saplı ittihatcı kamayı
kanlı kılıç osmanlıyı, bizansı
savaşı, entrikayı bilmez
içer kendi kanını
içer kan a kan a

uyan kardeşim karadeniz
uyan be yeşil dağlerin atmacası
mavi denizlerin takası
umudumun (ya) saklı yanı
savaş lordları içiyor kanını
kalmadı damarlarında kan.

hani nazlı gelinin tütün
ya fındığının çotanağı
dağlarının yeşili çayın
yetmez mi artık yetmez mi doymazlığı
yedi başını yedi, rantiye tüccar bezirgan
uyan be nazlı gelininin aşkına
dağların yeşili, sularının başı için
kalmadı bağın, bahçen, suyun, tarlan

yetmedi
kardeş ölümler için
sürdüler bedenini namlulara
içtiler kanını kuruttular damarını

unutma
kanlı kılıç osmanlıyı,bizansı,entrikayı
bağrımızdaki saplı kama ittihatcıları
kanını içip damarını kurutanı

hatırla
suphi yi, onbeşleri
asi dağlarını
her şeyi var eden
nasırlı ellerindeki (ya) saklı cevheri

uyan artık uyan
dağların atmacası
mavi denizlerin takası
umudumun (ya) saklı yanı
içtiğin çay değil
kendi kanındır
kendi kanın

bafra hapishanesi
 
İbrahim Yaylalı

Benzer Yazılar