YAŞASIN ÖZEL HAREKAT, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Tamer Çilingir

Dün değil, ondan önceki gün özel harekat polisleri bu cumhuriyetin genç bir insanı vurdular; sivildi silahsızdı. Yaralı iken infaz edip, panzerin arkasına bağlayıp cesedini şehrin sokaklarında sürüklediler Şırnak’ta. Adı Hacı Osman Birlik’ti, Şırnak sokaklarında ölü bedeni sürüklenen. Sürükleyenlerin adı lazım değil; binlerce yıldır tanırız onları bu topraklarda. Üç beş kişidirler ama onları alkışlayan ve sessiz kalan milyonlara güvenirler.hacı-lokman-birlik-sivil-ölümler

İlk değil, ölülere işkence yapılması bu topraklarda.
Kesik başların teşhirinden, ibret-i âlem için çengellere asılan, kuyulara doldurulan, cesetlerinden tepeler oluşturulan uygulamaları ile ünlüydü Osmanlı. Bafra’da Rumca konuştuğu için erkekler idam edilirken, kadınların dilleri kesiliyordu, çocuklar Müslüman ailelerin yanına veriliyordu.
İttihatçılar Ermeni, Rum ve Süryanileri ölüm yürüyüşlerinde çoluk çocuk demeksizin katlederken, Hristiyan aydınları, sanatçıları, doktorları, sporcuları idam sehpalarında günlerce izlettirdi.
Mustafa Kemal ise yeni ibret-i âlem yöntemleri geliştirdi. Mağaralara doldurduğu Pontoslu Rumları içeriye gaz verip boğdururken, kilise ve okullara topladığı kadın, çocuk ve ihtiyarları diri diri yakarken, olan biteni izlesin diye kalabalıklar topladı. Her şeyi herkesin gözü önünde yapıyordu ki, geride kalanlar karşı çıkmaya cesaret edemesinler, korksunlar diye.
Pontoslu partizanların ölü bedenleri, kesilen başları kâh süngülerin ucunda, kâh at arabalarının arkasında köy köy dolaştırılıp teşhir ediliyordu.
Cumhuriyet tarihi boyunca Mustafa Kemal’in izinde olanlar bu uygulamalara devam etti. Kurşunlanan, idam edilen genç bedenler, fotoğrafları ile kitlelere gösterildiler. Gazete ve televizyon yöneticileri hizmette kusur etmedi.
Ve işlenen her cinayete ortak etmeye çalıştılar kalabalıkları.
Birkaç kişiydi bunca zulmü yapan ama onları alkışlayan, onlara karşı çıkmayan milyonlara güveniyorlardı. 11083909_853772844737567_5950370168047483891_n
Şehitler ölmez, vatan bölünmez, ezan dinmez, bayrak inmezdi.
Hükümet olan partinin kimliği, adı ya da başkanı değiştirmiyordu bu gerçeği. İnönü’den Menderes’e, Demirel’den Ecevit’e, Evren’den Tayyip Erdoğan’a her şey vatan içindi. Ne mutlu idi Türküm diyen.

Dün değil, ondan önceki gün Şırnak’ın Dicle Mahallesi’nde özel harekat timlerinin siviller üzerine ateş açması sonucu Bayındırlık binası önünde Hacı Lokman Birlik isimli bir genç yaralandı. Ayağından vurulan Hacı Lokman Birlik yere düştü, daha sonra özel harekât timleri yanına gelerek onu infaz ettiler. Hacı Lokman Birlik’i öldüren polisler kafasına basarak fotoğraf çektirdi.
Hacı Lokman Birlik’in burnundan çenesine kadar olan kısmı tamamen yoktu. Göğsünde avuç içinden daha büyük bir yara vardı. Kalçası tamamen parçalanmıştı, kalçasıyla beli arasındaki et dökülüyordu. Vücudunda kurşunların yol açtığı yaralar vardı.
Yetmedi, onu bir panzerin arkasına bağlayıp şehirde dolaştırdılar.
Onu panzere iple bağlayan polisler o arada ona küfürler ediyorlardı.
Alkışlayan yoktu o anda çevrelerinde bu özel harekat polislerinin. Nasıl ki fotoğraflar ve videolar ortaya çıktı, tepkiler gelmeye başladı. Alkışçılar da hazırlandı elbette, destek oldular bu şanlı Türk ve Müslüman özel harekat polislerine. İşte yine vatan bölünmemişti, ezan susmamış, bayrak inmemişti. Ne mutlu idi Türküm diyene.
Hadi hep beraber çocuklarımıza izlettirelim bu fotoğrafları ve videoları.
Teşekkürler edelim yiğit özel harekat polislerimize, ödüllendirelim onları.

Benzer Yazılar