TRABZON PROVOKATÖRÜ YEMİNLİ HALK DÜŞMANI MEHMET FINDIKÇI SENİ İYİ TANIYORUZ

YAHYA KAPTAN’IN TORUNLARI

‘’Biz ne Pontus, ne Rumuz
Yahya Kaptan’ın torunuyuz’’ diye slogan attırabilecek kadar alçaktır. Bahsettiği Yahya Kaptan, Mustafa Kemal’in emriyle 1921’de Mustafa Suphileri katleden Teşkilat-ı Mahsusa elemanıdır.
O ve onun gibiler komünistlere, devrimcilere ve dahi halklara düşmandırlar.

Kendisine ’’Jan Başkan’’ lakabını takıp, Trabzonlu gençler adlı bir taraftar grubu oluşturmuş, yıllardır Trabzon’da yaşanan bütün provokasyonlarda başrol oynamıştır. Kimdir bu ’’taraftar grubu’’ üyeleri peki? Karanlık çöktüğünde Trabzon sokaklarının köşe başlarında yerlerini alan ‘’fuhuş, uyuşturucu’’ pazarlamacıları, lümpenlerden oluşan namussuz, alçaklardır.10373807_10155431226505481_2741140399216478223_n
Karadeniz’deki Ermeni ve Rumları imha etmek için bundan 100 yıl önce Teşkilat-ı Mahsusa kurulurken yapılan ilk iş, hapishanelerdeki azılı katillerin serbest bırakılıp, eğitilmesi ve soykırımda kullanılması idi.

NEDEN TRABZON?

Eline silah verilip, Hrant Dink’i katleden kişi, kendisinin Türk olduğunu ve Türklüğe zarar veren her şeyin düşmanı olduğunu söylüyordu. Peki ‘‘Türkiye‘‘ diye adlandırılan devletin sınırları içinde neden ‘‘en Türk‘‘ o idi? Ve Trabzon’da yaşayan herkes biliyordu ki Karadeniz’de Pontos Rum Soykırımı’nın en büyük celladı Topal Osman’ı kendisine idol olarak seçen Veli Küçük, yaylalarda atış talimleriyle eğitiyordu bu çocukları…
Ya da aynı gerekçeyle Trabzon’daki Santa Maria Aziz Meryem Katolik Kilisesi’nin papazı Andrea Santoro’yu 2006’da öldüren 16 yaşındaki çocuk nasıl bir ruh hali içindeydi? Neden onca Türk milliyetçisi olmasına rağmen ‘‘Türklük‘‘ adına ‘‘vatan‘‘ için, ”Müslümanlık” için Trabzonlu bu çocuk cinayet işliyordu?

2005 yılında hapishanelerle ilgili bir basın açıklaması yapan TAYAD (Tutuklu Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) üyelerini Trabzon’da linç etme girişiminde bulunanlar da, yaptıklarını ‘‘vatanseverlik‘‘ adına savunuyorlardı.

Devletin Kürtlere yönelik baskı ve imha politikalarına, sokaklarda, Trabzonspor tribünlerinde en ateşli destek neden Trabzon’dan, Samsun’dan, Giresun’dan geliyordu?

2013 yılında HDK heyetine Sinop’ta ‘‘Karadeniz’e giremezsiniz‘‘ sloganlarıyla toplanan bir grup, neden linç girişiminde bulunuyordu?

Daha bir ay önce Trabzon’da açılmak istenen HDP örgütüne neden sokakta tepkiler gösteriliyor, kurucu üyesi iki Trabzonlu işlerinden atılacak kadar baskı altına alınıyordu?

‘‘Karadeniz milliyetçilerin kalesidir‘‘ diye açıklamalar yapan ırkçı, şoven örgütlenmeler, Karadeniz’in ‘‘Türk Yurdu‘‘ olduğu vurgusuna neden ihtiyaç duyuyorlardı acaba?

Tüm bu soruların tek bir yanıtı vardır: Kimliğini yitirmiştir Karadeniz’in Sinop’undan başlayıp Rize’ye kadar uzanan, Amasya’yı, Gümüşhane’yi içine alan, güneyde Tokat ve Sivas’ın bir bölümünde yaşayanların büyük bir çoğunluğu. Daha doğrusu kimlikleri ellerinden zorla alınmıştır geçen yüzyılın başlarında. Orası 3 bin yıldan daha uzun süre üzerinde yaşadıkları bir ÜLKE’dir. Bu ülkenin adı Pontos’tur.

Onlar, 3 bin yıllık topraklarında büyük bir soykırımına uğrayan, ardından 1923 yılında ‘‘mübadele‘‘ adı altında sürgün edilen Pontoslu Rumların soydaşlarıdır. Ama sağ kalmanın bedeli ağırdır: Müslüman ve Türk olarak bundan sonra hayatlarını sürdürmeleri; egemenlere biat etmeleri de yetmez. Cumhuriyetin kuruluşundan beri onlara onlara güvenilmemektedir, bu yüzden kendilerini ispat etmek zorundadırlar. Bu, adeta bir toplumsal reflekse dönüşmüştür.

EN MİLLİYETÇİ TÜRK EN MÜSLÜMAN

Bu yüzdendir Pontos ülkesindekilerin ‘‘en milliyetçi Türk‘‘, ‘‘en dindar Müslüman‘‘ olduklarını ispat etme telaşı. Bu yüzdendir gizli servislerin, Ergenekon’un (Kontrgerillanın) Pontos ülkesinde ellerine silah verip çocuklardan katiller yaratma becerileri…
İşte Mehmet Fındıkçı bu göreve soyunmuş yeminli bir halk düşmanıdır.
Çağlayan adliyesinde yaşananlara ilişkin de yazar çizer:savci
‘’Hasan peygamber efendimiz gidin polise sapanla musket firlatin demuye hendek savaşi biter bitmes efendimiz daha sihrini cikarmadan cebrail alehhi selam ey peygamber rabbin diyor daga işin bitmedi ve yahudi lerin kalasine gidiyor ve kusatiyorlar ve sonrami anlasma sonrasi sadece kadinlar ve buluğ cagina girmemiş erkek cocuklar haric hepsinin kafasi vurulmustur.’’

MEHMET FINDIKÇI’DAN PROVOKASYON İTİRAFI

Dün 1 Mayıs için Trabzon’da toplanan HDP kortejine linç saldırısını organize eden de kendisidir. Ki bunu açıkça ifade ediyor. Trabzonspor taraftar gruplarından Vira’yı eleştirirken yaptıklarını da hem itiraf ediyor hem de savunuyor.jan baskan
‘’ Vira grubunun ve ozellikle liderlerinin katildigi 1 mayis isci bayrami yuruyusunde onlerinde asilan no party vira pankartlarinda yaziliydi ama her nedense bir sira arkadan gelen hdp lilere hicbir tepki verilmemistir ayrica bizi elestirmenize saygi duyuyor ama biz her hdp olayinda onlara hicbir adim attirmadik ve ayni sekilde bu arkadaslari orada hic goremedik siz neyin kafasini yasiyorsunuz.. hdp yine amacina ulasamadi.. (..SON KALE TRABZON..!!!)‘‘

‘‘Ey vira ben size bagirmadim mi HDPEYLE ayni safta yuruyorsunuz niye dönüb bizimle onlara saldirmadiniz Allaha şukurler olsun polisimize askerimize kurşun sikan şerefsizlerle ayni safta yurumedim yuruyen sizsiniz SON KALE TRABZON‘‘

Dün 1 Mayıs’a katılan linç girişimine ilişkin bir tanığın şu anlatımları çarpıcıdır:

‘‘Kortej durdurulunca nedeni soruldu..Tam güvenliği aldıktan sonra geçişini sağlayacağız dedi polis amirleri..Tek tek yapılan saldırı girişimi kitleselleşince neden durdurulduğumuzu anladık…Saldırı yapacak kitlenin çoğalması için bekletilmiştik oysa..Tertip komitesine vali hdp yi yürütmeyeceğiz demişti görüşmede..Tüm hazırlıkları buna göre yapılmışlardı..Önümüz kesildikten sonra amir geldi..Tertip komitesine tüm çabalarımıza rağmen ulaşamadık..Önümüzdeki kortejler yürüyüşlerine devam edip gitmişlerdi…Amir sorumlu arkadaşımıza ” bayraklarınızı indirirseniz geçişinize izin veririz, aksi takdirde müdahale etmek zorundayız “dedi.Arkadaşımız bayrakları indirmeyeceğimizi söyledi…Hayati hamzaoğlu tipli amir tekrar söze girip”ateşle barut bir arada olmaz” dedi..”Ateş kim, barut kim”diye girdim araya.”onu siz bilirsiniz”dedikten sonra sırıtmaya başladı.Aralardan saldırganlar sizmaya başladı..Yalandan engel olma hareketleri izledik polislerden.Vali.Emniyet.lümpen gurubun tezgahını soğukkanlı duruşumuzla bozduk..
Hani bir firma ihale almak için sunum yapar..Derin bağlarla ilişkisi kopmuş bu serseri gurubun bir kullanıcısı çıksın diye bir çaba var..HDP ye daha önce yapılan saldırı.Ardından FB ye yapılan ve şimdi yine HDP ye yapılan bu saldırı aynı adreslidir..En iyi işi biz yaparız sunumudur..Derinler bizi keşfetsin çabasıdır..Bu Kentte kadınlar satılır.Bombalar taşıyan uçak personeli burada kalır.Dereler, ormanlar satılır ve hiç biri rahatsızlık duymaz..Ama iş HDP olunca tüm hassasiyetleri ayaklanır…Yesinler sizin milliyetçiliğinizi…Böyle vali ve emniyet amirlerine bir gün parkta oturan halkımıza çay taşıtmak bu halkın boynunun borcu, geleceğe dair verilmiş sözü olsun…‘‘11174335_10155498409480481_969727986506168175_o

Linç girişimi devletin organizasyonudur ve başta vali, emniyetin arkasında olduğu Mehmet Fındıkçı yalnız değildir; çünkü o kendini ispat için ona başta Trabzon Valisi olmak üzere verilen görevleri yerine getirme peşindedir. O sadece Kürt düşmanı değildir; Pontos’da yaşayan halkların da düşmanıdır. Her fırsatta ‘‘Fatihin torunu, Yahya Kaptan’ın torunu‘‘ olduğu vurgusunu yaparak Rumlara ve komünistlere düşmanlığını da ifade etmektedir.
O öyle satılık bir kişiliktir ki, bordo mavi forma giyip, Trabzonspor taraftarlığı üzerinden kendine meşruluk sağlamaya çalışırken, Trabzonspor’un 2010-2011 Şampiyonluk kupasının gasbının sorumlularından dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’la boy boy fotoğraflar çektirip bununla övünebilmiştir. Oysa dün Trabzon’da linç girişimini örgütlediği HDP’liler ise bir gecede AKP, CHP ve MHP tarafından çıkarılan ‘‘şike yasası‘‘na karşı çıkıp Trabzonspor’un yanında yer almıştır.

Mehmet Fındıkçı ve onun gibileri tanıyoruz. Tarih egemenlere ve onların karanlık emellerine hizmet edenlerin yaptıklarından da bahseder, halka düşmanlık edenlerin bir gün adalete hesap verdiklerinden de…

Trabzon’u senin gibi halk düşmanlarına bırakmayacağız Mehmet Fındıkçı. Ne arkandaki polis ”abilerin” ne kontrgerilla artıkları ne İbrahim Hacıosmanoğlu ne de o lümpen serseriler ismimizi lekeleyebilirler.  Binlerce yıldır bu topraklarda doğup büyüyenler, yüzyıllık uykularından uyanıyor artık. Trabzon’da Rumların da, Ermenilerin de, Lazların da, Kürtlerin de seslerini duyacaksınız bundan böyle…

Benzer Yazılar