ZOKA OKKALI OLUNCA, YUTMAYA HEVESLENEN DE ÇOK OLUYOR

Üzeyri Kılıç

Zoka okkalı olunca, yutmaya heveslenen de çok oluyor!…

Bir iki söz etmek için ortalığın sakinleşmesini, bir tarafları kabaranların hoğunun inmesini, zokayı yutmanın verdiği hazzın doyumuna ulaşılmasını bekledim. Bekle gör değildi bundaki amaç. Baştan belliydi muhabbetin nereye varacağı, vardı da sonuçta.

Yaşadığı ülkenin koşullarını, geçmiş yakın tarihini, yönetim yapısını, devlet denen örgütün nasıl yapılanıp nasıl çalıştığını, hangi durumlarda nasıl davrandığını, neye nasıl tepki verdiğini, devlet yönetimine kimlerin nasıl geldiğini ve hangi koşullarda yönetmeyi sürdürebildiğini bilmeyenler için yutulacak zoka her zaman mevcuttur. Biraz da gaz yemeye, heyheylenmeye müsait bir yapısı varsa, çal çirtiği ver coşkuyu… Seyrine doyum olmaz kalkansız cengâverin!

Son bayrak indirme zokası da bunlardan biri. Zokayı yutanlara bakılınca, herkesin bu dalda oynamaya ezelden gönüllü olduğunu, yutmak için zoka beklediklerini söylemek abartılı olmaz. Koca koca devlet büyüklerinden kallavi köşe yazarlarına, evde oturanından sokakta dolaşanına… Herkesler bayrakçı kesildi. Meğer ne çok bayrak seven varmış. Meğer bayrağın değerini bilen, onun uğrunda cenge girecek olan ne çok kahraman varmış!.. da bu kahramanlar her ne hikmetse ülkede dikili Amerikan üslerini NATO üslerini hiç görmezmiş. 99 yıllığına emperyalistlere kiralanan ve içine girilemeyen; kendine yasaklı toprakları, HES şirketlerine, altıncı talancılara peşkeş çekilen dereleri, ormanları,  “çılgın proce!” ler uğruna katledilen doğayı, kâr için katledilen işçiyi, eğitimden tarıma, yok edilen üretimi, bilimsel kurumları… Talan edilen ülke kaynaklarını, çalan çırpan, üstüne sünger –artık bayrak- çeken takımını, yok edilen ülke değerlerini hiç mi hiç görmezmiş!

Evet, elbette ve iliğine kadar hamasetle şişirilmiş, ilkel bir ırkçılıkla beslenmiş, din sömürüsü ve yalanla kör edilmiş kof bir bayrak sevgisi. Bayrak bir ulusun, bir ülkenin yarattığı tüm değerleri kendisinde toplayan semboldür. Onu oluşturan değerler yok edilmişse, yok edilmesine sessiz kalınmışsa, bayrak sevgisi gösterileri ikiyüzlüdür, yalandır, riyakârdır, sahtedir. Yetkili yetkili olanların söylemleri de bu zokanın yutulmasına yardımcı olsun diye, zokayı yutanlara bir bardak su vermektir.

Elbette körlüktür; 1 Mayıs, Maraş, Sivas, Çorum, Gazi, Ümraniye katliamlarının hazırlanış süreçlerini bilmemektir. Sürgünleri, yok saymaları, planlı katliamları, yok etmeleri bilmemektir. Suriye’ ye giden tırların üstüne çekilen Hatay bombalamasını, yolsuzlukların üstüne (ne hikmetse) denk gelen Soma katliamını (daha arama kurtarma çalışmaları bitmeden, ölü sayısının üç yüzlü rakamlarda sabitleneceğinin ölü sayacı bakan tarafından söylenmesi, bilirkişi raporunda üç yüz yedi sayısının geçmesi ve ÇHD avukatlarının yaptığı çalışmada en az elli madenci cenazesinin kayıtsız defnedildiği bilgisi…) ve Soma katliamının üstüne denk gelen (kapısından dahi aranmadan giremeyeceğiniz askeri kurumların çevresindeki tel örgünün gündüz gözüne lapbadanak aşılması –bu eğitimsiz bir insan için olası değil- bayrağın direkten –profesyonelce- indirilmesi ve aynı yolun tekrar kat edilmesi –Amerikan filmlerinden çıkmış osuruklu kahraman edasında- ve bu sırada bu hareketlerin hiçbir askeri personel tarafından görülmemesini(!), engellenmemesini görmeden) “koskoca ordu birliğinin içindeki bayrağı indirdiler!” dikenli zokasını yağlı balık gibi yutup atıp tutmak… Seçim sürecinde iktidar partisinin reklamlarında başka bir kahraman(!)ın halkın üstünden hoplaya zıplaya ve bir kartal edasıyla havada süzülerek düşen bayrağı düşmekten kurtarması(!) görüntülerini, o görüntülerle bu gün yaşananların örüntülerini, “Bayrağı indireni indireceksin!… Öldürsek ayaklanma olurdu!” açıklamalarındaki hesabı algılayamamak…

Elbette ikiyüzlülüktür; şiddete, kan dökülmesine karşı olduğunu söyleyip, ardından kendi ölenine ağlayıp ama birlikte yaşamak istediğini söylediği halde ayrıştırdığının, ötekileştirdiğinin, horlayıp aşağıladığının, adını küfür olarak kullandığının ölenine sövmek, “Benim kötüm seninkinden iyidir(!)” ahmaklığına sığınmak. Şehit kanıyla sulanmış dediği bayrakta, horlayıp dışladıklarının atalarının kanının da bulunduğu gerçeğini görmezden gelmek.

Pespayeleşmiş burjuva politikasının, içinde bulunulan durumun karmaşıklığı dolayısıyla anlaşılmaz kılınmaya çalışılmasındaki sebep, “ne kadar anlaşılmaz konuşursam o kadar çok bildiğim düşünülür!” şeklindeki uyanık ahmak algılayışıdır. Karşısındakini kendisine benzetme çabasıdır.

“Muhabir Sokakta Josef

BEN DEMİŞTİM

Lice’ de TC Bayrağını İndiren Kişi: TSK Muhbiri Çıktı! / Faşist Devlet Provakasyon Tezgahlıyor!
Diyarbakır Lice’de provakatif eylem sonucu TC bayrağını indiren kişi yakalandı!!!
Diyarbakır emniyet müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre kişinin ağrı nufusuna kayıtlı olan Ömer Kahriman olduğu ve bu kişinin daha önce şantaj ve kadın pazarmadan 6 ay cezaevinde kaldığı;
Ayrıca tsk’ya gizli istihbatrat taşıyan eski bir muhbir olduğu açıklandı…
Kişinin henüz göz altı süresi devam ediyor

Kaynak: Milliyet – Diyarbakır”

(alıntıda hiçbir değişiklik yapılmamıştır)

 

Şeklinde internete düşen son paylaşım ve resmi kurumlardan gelen; birbirini yalanlayan açıklamalar –ki bu tür açıklamaların, “Şok! Şok! Şok!” nidalarıyla duyurulan sansasyonel (dalgalandırıcı) her olay sonunda yapılması alışkanlık haline geldi- söylediklerimizi onaylar niteliktedir.

Görünen o ki, unutmamayı, düşünmeyi alışkanlık edip, tezgazyeme alışkanlığından vazgeçilmedikçe, daha çok yel önünde yaprak olunacak…

 

Hoğ: İlkel dürtü sonucu fiziksel hareketlenme

Çirtik: Parmak şıklatma

Heyheylenme: Öfke kaynaklı coşma

Benzer Yazılar