ACIYLA, KEDERLE VE ÖLÜMLE BİTEN HAYATLAR… PONTOS SÜRGÜNLERİ…

Devrimci Karadeniz

dokuzyüzyirminin
mart ayının son günlerinde
takatten düşmüş sürgünler
Themia’nın yanından geçerek
yürüyüşlerini sürdürdüler

dokuz ay karnında taşıdığı
altı aydır emzirdiği Maria’sını
kocası Hristodulos’un sırtından almıştı Themia

bir nehir kıyısındaydılar
Trabzon’dan buraya
dört ay uzaktaydılar

Maria’nın cansız yüzünü yıkayarak
derede
kucakladı yavrusunu Themia

bir asker
‘yürü’ diye bağırdı

‘bebeğim’ dedi Themia

uzattığı Maria’yı askere
yaşadığı acı
askerin de acısı olabilirmiş gibi
gösterdiği yavrusunu Themia

‘öldüyse at’ diye bağırdı
‘yürüyün’ dedi
‘gömmemize izin ver’ denmesini ise
işitmedi
kaldırdı kamçısını
‘at onu’ dedi
başka da bir şey demedi

Hristodulas
yere koyma düşüncesiyle
kızı Maria’yı
Themia’nın kucağından almak istedi
bir iki adım attı
yere bırakacaktı
askerler kızmasındı
Themia daha da sıkı sarıdı Maria’ya
vermedi babasına
sonra bir duvar görüverdi
bir insan boyunda bir duvar
o duvarın üzerine Maria’yı
ama sanki duvara değil de
gökyüzüne sunmuştu
rahatladı biraz
ama bütün gece
ağladı
bütün bir ay
ağlayamadı
Maria’nın ardından Themia
çok yaşayamadı

yatsıda ölüm iyiydi
gece üzerin toprakla örtülebilirdi
gündüz ölmek fenaydı
akbabalara kurtlara yem olunurdu

altı aylık yürüyüşün sonunda
Trabzon sürgünlerinin hepsi öldüler
atlarına binip geriye dönerek
tırısa geçirdiler askerler
Trabzon’a gideceklerdi
yeni sürgünleri yürüteceklerdi
Onlar Mustafa Kemal’in askerleriydi