KURAKLIĞIN PENÇESİNDEKİ ORDU

‘Bahçeye gel bahçeye, Kuru fındık bulursun’ şeklinde başlayan Ordu türküsü sanki bugünler için yazılmış. Kışları ılık, yazları serin geçen ve tüm yıl boyunca görülen sağanak yağışların hüküm sürdüğü Ordu, kuraklığın etkisi altında. Halk ise çareyi eski bir Şaman geleneği olan yağmur duasında arıyor. Yağmur duasının hikâyesini Ordululardan dinledik

YEŞİL YOL – Sinop’tan Artvin’e Bir Karadeniz masalı –  
Ceren Büyüktetik – Mikdat Kadıoğlu
Fotoğraflar: Ozan Güzelce

FindukOrdu
Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesi Karadeniz’de yağmur duasına çıkılması inanılması zor ama maalesef acı bir gerçek. Genel Yayın Yönetmenimiz Derya Sazak “Karadeniz’de yağmur duası nasıl olur! Hocam, git bir bak Karadeniz’de neler oluyor” deyince Sinop’tan yola çıkıp Doğu Karadeniz’in giriş kapısı olan Ordu ilimize ulaştık. Tipik bir Karadeniz şehri olan Ordu’da da kışları ılık, yazları serin geçen ve tüm yıl boyunca görülen sağanak yağışların hüküm sürdüğü bir iklim bekleriz. Sinop ve Samsun’da gördüğümüz sararmış ağaçlar, bu yıl kuraklık yaşayan Ordu’da kurumuş, yanık ve ezik denilen fındık ağaçları olarak karşımıza çıktı. Kuraklıktan dolayı bu sene çok sayıda at sineği, yılan ve domuz da var. Normalde yağışlı gün sayısının, güneşli gün sayısından fazla olduğu Ordu’da güneşli günlerin sayısı tehlikeli ölçüde artmaya başlayınca köylüler yağmur duasına çıkmaya mecbur kalmış. “Bu sene Ordu’da dağlara kar yağmadı” sözü kuraklığı açıklıyor. Küresel ısınma maalesef kar yağışını önemli ölçüde azalttı. Şimdi esas soru: “Geçen yıl ne kadar yağış oldu?” değil: “Ne kadar kar yağdığıdır?”
‘Dışarıdan işçi gelmesi’
Konuştuğumuz Çerli Köyü sakinleri “Yağmur yağmadı fındığı besleyemedik” diyor. Anlaşılan Ordu sahilinde fındık yok. Yükseklerde var ama genelde rekolte düşük. Ordu halkı 2 Ağustos’tan itibaren sahil kesiminden başlayarak fındığını toplamaya başlayacak ama “Dışarıdan işçi gelmesin biz toplarız” diyorlar. Dediklerine göre geçen sene 3.5-4 liraya fındık vermişler, ama bu sene taban fiyat en az 7.5-8 lira olursa ancak kurtarırmış. “Eğer hükümet fındığa sahip çıkmazsa sandıkta tepki olur” diye mesaj veriyorlar. Dönüm başına verilen teşvik küçük bahçe sahiplerini kurtarmıyormuş.

‘Küs olan varsa duadan çıksın!’
Ordu’da havalar kurak gidince cemaat yağmur duası için müftülüğe başvurmuş. Böylece Ordu’nun Yeni Öz Köyü Yağmurlar Camii’nde 14 Temmuz Pazar günü 20-25 köy hep birlikte yağmur duasına çıkmış. Dua edilirken hoca efendi cüppesini ters giyip iki rekat namaz kıldırdıktan sonra elleri parmaklar aşağı bakacak şekilde tutturarak dua ettiriyor. Namazdan önce cemaatte birbirine küs olan insanlar varsa en azından birinin duadan çıkması da isteniyor. Yoksa dua kabul edilmeyebiliyormuş. Caminin imamı Nadir Taze’ye göre yağmur duasından bir gün sonra Perşembe şehir merkezinin dışındaki yerlere bir saat yağmış. Hoca efendiyi “Dua gününü meteoroloji tahminlerine göre mi belirlediniz?” diye sıkıştırdım ama ser verip sır vermedi! Neden camiye köyün adı verilmemiş de ‘Yağmurlar Camii’ denmiş?” diye sorunca bu camiinin bölgede yağmur yağdırma konusunda bir şöhreti olduğunu öğrendik. 20 yıl önce caminin bulunduğu alanda Rahmetli Kaboloğulları Hoca dua eder ve insanlar dağılmadan yağmur yağarmış. Perşembe ilçesindeki yağmur duasından iki gün sonra Ordu merkezde Valilik binasının hemen yanında da sel olmuş! Hoca efendiye “Aşırı yağışları durdurmak için de bir dua var mıdır” diye sorunca Peygamber Efendimizden örnekle aşırı yağmurları durdurmak için de dua edildiğini anlattı. Nadi Hoca, Orta Asya’daki Türk boylarında yağmur yağdırma, bu konuda özel bir güce sahip olduğuna inanılan ve “yağmurcu” denilen Şamanların “yada taşı” denilen özel taşlar ile yaptığı yağmur durdurma işleminden de bahsetti.

Çıkış teleferikle, iniş paraşütle
Ordu’da kuraklık tarımla uğraşanlar ve doğa için önemli bir tehdit. Ancak yine de Ordu’nun bir turizm merkezi olmasına engel değil. Ordu’nun türkülere konu olan dereleri, yemyeşil yaylaları, temiz denizli sahili ve yöreye özgü yemekleri bir cazibe merkezi haline getiriyor. Kış sporlarının Karadeniz’deki önemli merkezlerinden olan Çambaşı Kayak Merkezi’nin ise ilk 5 kayak merkezi arasına girmesi hedefleniyor. Ordu’nun adına türküler yakılan Boztepe’si de dereleri kadar ünlü. Öyle ki Ordu ili denizden 450 metre yükseklikte bulunan Boztepe’nin yamaçlarına doğru dizilmiş. Trabzon’daki Boztepe gibi burası şehrin kumsalından, yerleşim yerlerine ve dağlarına kadarlık büyük bir alanın manzarasını ayağınıza sermekte. Eskiden dolambaçlı yollardan araçla çıkılan Boztepe’ye artık yeni kurulan muhteşem bir teleferikle çıkmak mümkün. Deniz seviyesinden 450 metre yükseklikteki tepeye teleferikle kuş misali uçar gibi yükselirken kentin binalarını, sokaklarını, kumsallarını ve yeşil örtüsünün de kuş bakışı fotoğrafını çekebiliyorsunuz… Diğer yandan Boztepe’de bulunan yamaç paraşütü merkezi her yıl binlerce yerli, yabancı turisti ve adrenalin tutkunun da ağırlıyor. Teleferikle çıkışın sağladığı kolaylık sayesinde yılın her döneminde mavi ve yeşilin keyfini çıkararak Boztepe’den aşağıya süzülmek mümkün. Ordu’yu diğer Karadeniz illerinden farklı kılan özellerinin ilki 100 kilometrelik kıyı şeridi bulunan Ordu ilinin 60 kilometrelik kıyı bölümü (henüz dolgu yapılmamış!) kumsallardan oluşmaktaymış. Beni şaşırtan başka bir özelliği ise topraklarında yirminin üzerinde orkide çeşitlerini bulundurması oldu.

Karadeniz usulü sinek savar
Ordulu balıkçıların icat ettiği Karadeniz usulü organik ve ucuz sinek savarı da herkese tavsiye ederim. Ordu’nun bir diğer özelliği ise dünyada denizin ortasında yer alan ikinci havaalanına sahip olması. İnşası süren Ordu Giresun Havaalanı herkesin ilgisini çekiyor. Ama kuzeyli rüzgarlara açık olan bir yerde pistlerin doğu-batı yönüne yapılmış olması tuhaf! Ordu Çevre ve Karadeniz-Akdeniz Yol çalışmaları da hızla ilerliyor. Bu üç yatırım tamamlandığında gerçek anlamda Orduluların hayalleri gerçek olacak. Artık tüm dünyadan insanların Ordu’nun güzelliklerinden, yeşilinden, mavisinden istifade etmek ve yatırım yapmak için akın akın gelmesine engel hiç bir neden kalmayacak…

İlaçlama doğayı tehdit ediyor
Bir Ordu Türküsünde “Dalda fındık kalmasın, başakçılar almasın, iyi toplayın kızlar, Mal sahibi saymasın” denir. Ama artık (benim çocukluğumda olduğu gibi) fındığı dalından değil yerden topluyorlar. Onun için de fındıkların altlarındaki tüm otlar biçiliyor.
Emekli öğretmen Şinasi Aydın otları biçerken “Bakın vaziyetimizi görün!” diye de sitem ediyor. Fındık altındaki otun ilaçla veya biçilerek yok edilmesi arı ölümlerine ve dağ çileğinin de yok olmasına neden oluyor.

En çok bal Ordu’dan…
Pek bilinmese de Türkiye’de en çok bal Ordu’da üretiliyormuş. Yılda ürettikleri 10.5 milyon kilo bal, Türkiye bal üretiminin yüzde 13’ü demek! Bu nedenle de Türkiye’de tek olan Arıcılık Araştırma İstasyonu da burada. Ordu Valiliği, “Karbon 13 Cihazı” alarak balların tetkik ve tahlil için Ordu’yu Karadeniz’in merkezi haline getirecek.

Yemeden dönülmez
Balıkçılıkta son 5-6 yıldır yaşanan gerilemeye rağmen Ordu’ya gelenler hala iyi bir balık ziyafeti çekebilir. 36 yıldır Çamburnu restorantı işleten Rabia ve İbrahim Kurt çifti balığın doğalından yana. Balıkçılıkta yaşanan birçok soruna rağmen konuklarına eşsiz bir manzaranın yanında lezzetli yemekler sunuyorlar. Müşterilerine taze ve doğal ürünler ikram edebilmek için gerekirse kova balığı satın aldıklarını, ancak üretme balıkları pek tercih etmediklerini belirtiyorlar. Balıkçılıkta kota koyulması ve belli zamanlarda avlanma yasağına uyulmasıyla da Karadeniz’de balıkçılığın kurtulacağı görüşündeler. Ordu’ya gittiğinizde yöreye özgü bitkilerden yapılan kaygana, kara lahana dolması, melocan, kaldirik ve turşu kavurmasından oluşan zengin meze menüsünü ile kaşarlı iskorpit buğlamayı tatmayı ihmal etmeyin..

Balık oranı azalmış
Konuştuğumuz balıkçılar eskiden yüzde 80 balıkçılık, yüzde 20 fındıkla geçinen Ordu’da troll yöntemlerle yapılan balık aşırı avcılıktan dolayı önemli ölçüde azaldı diyor. Bu günler olması gereken mezgit ve istavrit ortalıkta pek görünmüyor. Yani 20-30 kasa mezgit çıkması gerekirken şimdi yakalanabilen 1.5 kasa! Mecburen kafes balıkçılığına da yönelmişler. Kuraklıktan kavrulan ve belediyenin tankerlerle su taşıdığı köylerde geçim sıkıntısı çeken insanlara çok su isteyen, kiviyi “Neden yetiştirmiyorsunuz” diye sormadık tabi. Emekli maaşı ve yardımlarla yaşıyoruz diyen yaşlılar gençlerimiz işsizlikten alkole vurdu diyor. Ve Ordu’da balıkçılığa dayalı sanayi ve çikolata fabrikalarının kurulmasını istiyorlar.
Valiliğin de çikolata vadisi oluşturmaya çalıştığından bahsediyorlar.

Yarın: FINDIĞIN DÜNYA BAŞKENTİ GİRESUN’DA ROMANTİZM

Kaynak: http://gundem.milliyet.com.tr/kurakligin-pencesindeki-ordu/gundem/detay/1743315/default.htm